Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

15 Temmuz Ve Mücadelede Yeni Bir Sayfa

24.11.2016
15 Temmuz Ve Mücadelede Yeni Bir Sayfa

15 Temmuz destanı, daha yıllarca önümüzü aydınlatacak ders ve ibretler içermektedir. Torunlarımız ve daha sonraki nesillerimize anlatacağımız çok şeyler var. Kim bilir, nice belgeseller, filimler, kitaplara konu olacak… Nice vatan sevdalısı şair, kâtip, araştırmacı ve münevvere ilham olacak… Geleceğe daha emin adımlarla yürümemize vesile olacak, nice tecrübelerin vesilesi olacaktır. Dolayısıyla 15 Temmuz deyip geçmemeli üzerinde yeterince durmalıyız.

Batısıyla, doğusuyla, Şii’siyle Nusayri’siyle, NATO suyla, BM siyle, kısaca bu mazlum ümmetin karşısındaki tüm güçleriyle büyük bir plan yaptılar. Ümmetin direnen son kalesini teslim almak için olabilecek tüm yollara başvurdular. Onlar birçok şer ve kötülükler için plan yaptılar. Ama ilahi plan tüm planların üzerindeydi. Onların tüm desise ve hilelerine rağmen onların şer dilediği bu darbede Mevla’m nice hayırlar gizlemiş. İşte o ders ve hikmetlerden sadece bir kısmı:

  • Allah (cc) yüce kudretini izhar edip bize göstermesi… Allah (cc) onlarca ayetinde, “şüphesiz Allah (cc) her şeye kadirdir.” Buyurur. Tüm bu ayetlerin onca tekrarı boşuna değil elbette… Allah (cc) Kevni ayetlerle kendisinin yüce kudretini ve ilahi sanatını zaten tüm gören gözlerin önüne koymuş. Ama rahman ve Rahim olan, Kevni ayetlerle yetinmemiş bir de bunca kavli ayetlerle de bizleri uyarıyor.
  • Allah (cc) ın yardımını hak ettiğimizde bize galip gelebilecek bir güç yoktur. Tarih bu ilahi nusretin örnek ve destanlarıyla doludur. Allah (cc) hamdolsun ki bu ihanet kalkışmasında bir kez daha bize yardımını izhar eyledi.
  • Gücünün farkında olan bir milletin karşısında duracak bir güç yoktur. Düşman, bin bir hileyle ümmeti 55-60 parçaya bölmekle kalmamış, bu parçaları da ayrıca kendi içinde; etnik, dini, mezhebi, ideolojik vs. vesilelerle sorunlu aline getirmişti. Zaman zaman da gereğinde bu ayrılıkları kaşıyarak fitne fesat çıkarmaya devam ediyordu, yine de edecektir. Ama darbeye karşı bu halk direnişi, bu farklı renkler arasında ciddi yakınlıklar, sevgi ve hoşgörüye vesile oldu.
  • Birlik beraberliğin gücünü keşfetme… Asıl güç birlik beraberlik, kardeşlik ve ümmet ruhudur. Tabi ki ordu, silah, para, teknoloji vb. maddi ve fiziki güçlerin önemi büyüktür. Ancak asıl güç mana gücüdür. Manasız madde, ruhsuz beden gibidir. Allah (cc) devamına erdirsin. Kardeşlik, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi daim eylesin.
  • Kardeşlik ruhunu yenileme, pekiştirme geliştirme… İşte bu üç haftalık meydan birliktelikleri tüm il, ilçe hatta kasabalarda, her renkten vatan evladını bir araya getirdi, yaklaştırdı, yakınlaştırdı ve birbirine sevdirdi.
  • Ümmet ruhunda canlanma… Bilindiği üzere dâhili ve harici düşmanlar, dışarıdan kâfirler ve içeriden de hainler ve münafıklar, bizim ümmet ruhumuzu zayıflatmak, birlik beraberlik gücümüzü zaafa uğratmak için her zaman iş başındadırlar. El an da çalışmalarına, her türlü, hile ve planlarına sinsice büyük bir titizlik içinde devam etmektedirler ve edeceklerdir. Unutmayalım ki düşmanın bölüp parçalama hamlelerine karşı, ordu ve silahlarla değil, birlik beraberlik, kardeşlik ve ümmet ruhuyla karşı koyabiliriz. Böyle fiziki gücün pek etkisi olmaz. Nitekim son 3 hafta bunu bize çok net gösterdi.
  • Yıllardır koyun postu giymiş olan nice kurtların meydana çıkması… Yıllardır bizi stratejik ortaklık ninnileriyle güya uyutmaya çalışan düşmanın kapkara yüzü net bir şekilde ortay çıktı. Dış düşman kadar, içerdeki hainlerin de foyaları ortaya çıktı. Ecdadın, “Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz.” Sözü maalesef bir kez daha doğrulandı.
  • Paralel din projesinin çökmesi… Bilindiği üzere “Paralel İhanet Çetesi”nin “Ilımlı İslam” projesi sadece ümmetin Anadolu topraklarıyla sınırlı değil. 160 veya daha fazla devlette çalışmaları olduğu bilinmektedir. Bunların her okul ve müesseselerinin düşman istihbarat örgütlerinin ofisleri olarak çalıştıklarını bilen bilmektedir. Paralel din, paralel devletten çok daha tehlikelidir. Çünkü ümmetin inanç kotları, iman şifreleriyle oynama ve akideyi dönüştürme çalışmasıdır. Bunda kısmen başarılı olmakla beraber, gereken neticeye varabilmiş değiller. İhanet çetesinin paralel devleti kadar paralel diniyle de mücadele etmek her Müslümanın vecibesidir. Unutmayalım ki işin bu yönünde devletin kolluk kuvvetlerinden çok STK lara, cemiyet, cemaat hatta fert fert her birimize görevler düşmektedir.
  • Küresel zalimlerin 50-60 yıllık hain planlarının çökmesi… İlk defa küresel zalimler yıllardır hazırlığını yaptıkları bir darbe planında başarısız oldular. Suçüstü oldular. İnşallah bundan böyle, biz sağlam duruşumuzu devam ettiririz ve yenilme sırası onların olamaya devam eder.
  • Müslümanların mali ibadetlerinin kurtarılması… Milli servetin düşmana pompalanmasının durdurulması… Bu hainler, yarım asırdır, Müslümanlardan her yıl milyar dolarlar tutarında; zekât, fitre, kurban, deri, infak, sadaka, burs adı altında servetler aşırıyorlardı. Bu servetleri de büyük oranda küresel, emperyalist zalimlerin hesap ve planları için harcıyorlardı.
  • Tarihin en büyük nifak hareketinin iflası… Abdullah bin Selülden sonra dünyanın en büyük ve en tehlikeli nifak hareketi, Pensilvanya İhanet Çetesi olan FETÖ dür. Allah (cc) a hamdolsun ki bu çete çok büyük bir darbe almıştır. İnşallah küresel boyutta da bu çöküşler devam eder. Bunun için de ümmetçe özel veya tüzel tüm kişi ve kuruluşlara ne görev düşüyorsa, ihmal etmemeliyiz unutmayalım, “SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ.”

Mücadelede yeni bir sayfa

Freelyshout

Umar ve ümit ederiz ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bugün 14 Temmuzdan daha ümit var, daha heyecanlı, daha azimli ve geleceğe daha geniş ufuklarla bakabilecek durumdayız. Düşman şer diledi… İç ve dış düşmanlar bizi çöktürmek isterken, Allah (cc) ın Nusret’i, idarecilerimizin basireti ve halklarımızın gayretiyle kendileri çökekaldılar. Bir asırlık emekleri heba oldu. Artık eskisi gibi yüzümüze gülüp arkamızdan kuyu kazmaya devam edemeyecekler.

26 gün devam eden er meydanlarındaki vatan nöbetine, Çarşamba günü akşam nokta konuldu. Ancak hep beraber, “Su uyur düşman uyumaz” atasözünü 15 Temmuz gecesi bir kez daha gördük. Tarih boyunca da defalarca görmüştük. Dolayısıyla meydan nöbetleri bitse de vatan nöbeti bitmez. Dolayısıyla hep tetikte olacağız, uyanık olacağız… Düşmanın sinsiliğini, kalleşliğini, kahpeliğini de bu kadar net gördükten sonra, çok daha dikkatli olacağız. Ne zaman ve zeminde; vatan, din iman, namus gerektirdiğinde, canımız, malımız ve her şeyimizle bedel ödemeye hazır bekleyeceğiz.

Vatan topraklarını fethedip korumak önemlidir. Vatan olmadan millet, millet olmadan da ümmet olmaz. Ancak yüreklerin fethi çok daha önemli… Bundan böyle meydanları dolduran her renkten insanların yüreklerini; iman, Kur’an, kardeşlik, birlik, beraberlik ve ümmet ruhuyla doldurmak için hep beraber çaba sarf etmek zorundayız.

Hep beraber gördük ki, meydanları dolduran milyonlar içinde imana ve Kur’an’a aç nice yüzbinler vardı. Hâlbuki onlar; din, iman, Kur’an ve vatan uğruna kanlarını sebil, canlarını kurban eden bir ecdadın torunları. Onlar her birimize emanettir. Onların manevi açlıklarını gidermek, hepimizin görevidir.

Meydanlarda bedenleri bir araya gelen vatan evlatlarının kalplerini uzlaştırmak, saflarını birleştirmek çok daha önemli… Kalpleri uzlaşmayan, yürekleri aynı gaye için çarpmayan bedeneler, küçük bir sarsıntıda savrulabilir, geri dönebilirler. Bu sebeple, fikirlerdeki ayrılık ve gayrılıkları gidermek için projeler geliştirmeliyiz. Resmi ve özel tüm kurumlar, MEB, YÖK, DİB, STK, Cemaatler, cemiyetler, devlet ve fertler olarak hepimiz bundan sorumluyuz. On yılda bir darbe olur mu olmaz mı tartışmalarını gündemimizden çıkarmak için, hem ilim ve irfanda hem de bilim ve teknolojide bir eğitim seferberliği başlatmalıyız.

Cemaatlere kasıtlı veya bilmeden gafletle yapıla saldırılara inat, cemaatler asli görevlerine dönemli ve yürekleri fetih harekâtına başlamalıdır. Cemaatlerin asıl işi yürekleri fethetmektir. Ramazan kumanyaları, yoksullara yardım, iftar davetleri vb. çalışmaları tüm belediyeler, işi sadece STK olan kuruluşlar yapıyorlar. Dolayısıyla asli görevlerine yeniden, yeni bir şevk ve heyecanla geri dönmelidirler.

Cemaatlerin STK laşması ciddi bir kayıptır. Bırakalım STK olan yapılar görevlerini yapsınlar. Ama cemaatlerin görevi daha önemlidir. Ders halkaları önemlidir… Sohbetler, seminerler, paneller, konferanslar önemlidir… Bu halkalara katılanlara Kur’an ve Sünnetin yeteri kadar öğretilmesi önemlidir. Birlik, beraberlik, kardeşlik önemlidir.

Bir o kadar önemli olan başka bir şey, bireylerin ruhi olgunluk açısından da kemali üzerinde durulmasıdır. Konuşmak, anlatmak, tartışmak için bolca okutup araştıran ancak kendisi amel etmeyenler, mum misali çevresine cılız bir ışık huzmesi salsalar da kendileri zamanla eriyip yok olmaya mahkûmdurlar. Yani cemaatler, bireylerin kafalarını bilgiyle besledikleri kadar, kalplerini de; iman, ihsan, salih amel ve takvayla beslemelidirler.

Kadın, erkek, çocuk genç her seviye her sınıftan ders halkalarıyla insanlarımıza; hem kendilerine yetecek, hem de başkalarına öğretebilecek kadar, akait, fıkıh, hadis, tefsir, ahlak, adap, fıkhudda’va, siyer, İslam tarihi, genel tarih vb. konularının öğretilmesi gerekir. Tüm bunlarda yeterli bir altyapı oluştuğu zaman, insanlarımızdaki, vatan sevgisi, Kur’an aşkı, kardeşlik, birlik beraberlik şuuru ve ümmet şuuru yerleşecektir. O zaman ne darbe ne de daha başka fitnelerle onları bölüp parçalama girişimleri boşa çıkacaktır.

Kaldı ki belediyelerin hemen hepsi STK görevlerini çok daha geniş imkânlarla, daha donanımlı olarak yapmaktadırlar. Yerel, ulusal hatta uluslararası çapta yürek kabartan nice çalışmalar yapılıyor. TİKA, KIZILAY, DİYANET, İHH vb. nice resmi ve özel kuruluşlar, devasa işler başarıyorlar. Hatta fiziki ve maddi plandaki başarılarımız, manevi olanların kat kat önünde. Hâlbuki manevi sahadaki başarılarımız da maddi olanlara paralel olarak devam etmeliydi. Hatta manevi başarılar maddi olanların önünde ve üstünde olmalıydı. Ama heyhat…

İşte bu vb. sebeplerden dolayı, birinci öncelik, cemaatlerin asli görevlerine rücu etmeleridir. 15 Temmuz nasıl ki birçok konuda yeni bir milat olacaktır. Cemaatler içinde yeni bir milat olmalı. Cemaatler beraberliklerini daha sahici ve ciddi bir duruma taşımalıdırlar. İttihat mümkün olmasa da ilk etapta ittifak üzerinde yoğunlaşmalıdırlar. Hepsini bağlayacak bir üst kurul oluşturarak, yardımlaşma ve dayanışmayı çok daha yoğun ve güçlü hale getirebilirler. Daha sonra kendi aralarında görev dağılımı yaparak çok daha büyük işler başarabilirler.  Cemaatlerin bu görevin hakkını verebilmeleri için kendi aralarında yardımlaşma ve dayanışma kanallarını genişletmeleri elzemdir. Bu konuda şehit imam Hasan el Benna’nın şu sözü şiarımız olmalı: “Nettefiku fimattefekne aleyh ve nezuru baduna badan fimaxtelefna fiih.” Yani ittifak ettiğimiz konularda yardımlaşırız. İhtilaf ettiğimiz konularda ise birbirimizi mazur görürüz. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Allah (cc) ın yardımı cemaat olanlarla beraberdir. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç