Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Aile Sorunlarına Bir Çözüm Polijini

11.10.2014
Aile Sorunlarına Bir Çözüm Polijini

Son yıllarda aileyle ilgili düzenleme üzerine düzenleme yapılıyor. Ancak ölçü olarak aileyi çoktan yok etmiş olan Avrupa kriterleri baz aldığından, aile sorunları katlanarak devam ediyor. Bu konuda Avrupa’nın merhemi olsa kendi keline sürerdi. Aileyle ilgili çare, insanı yoktan var eden ve insana aile kurmayı emreden Allah (cc) ın koyduğu prensipleri ölçü almaktır. İnsanlığın tüm sorunları gibi, ailevi sorunlarının da çözümü İslam’dadır. Bu çarelerden biri, dörde kadar evlenmeye ruhsat vermesidir.

               İslam neden çok evliliğe ruhsat vermiş. Önce şunu bilelim ki insanı yaratan Allah (cc) tır dolayısıyla onu fiziki, ruhi tüm yönleriyle en iyi tanıyan ve nelere ihtiyaç duyduğunu ve duyacağını en iyi bilen de odur. İnsanlık için her alanda en uygun hukuk ve nizamı koyanda odur. Nasıl ki (bila teşbih) bir cihazın imalatçısı onu en iyi tanıyorsa, insanı da en iyi bilen Allah (cc) tır. Kaldı ki insanın ruh yönü sadece yaratanın malumudur. İnsan onun semtine dahi yaklaşamaz.

                Ayrıca şunu unutmayalım ki İslam çok evlenmeyi emretmiyor sadece ruhsat veriyor. Yani her hangi bir sebepten dolayı birden fazla evlilik gerekirse ona belli ölçüler dâhilinde izin veriyor, onu da adalet şartına bağlıyor. Şu halde İslam çok evliliği şart koşamadığı gibi çok evliliği şarta bağlıyor.

Freelyshout

               İslam’dan önce ise bu konu tamamen adaletsiz ve prensipsiz bir şekilde 8-10-15 kadına kadar çıkabiliyordu. İslam dört sınırını koymakla, belli şart ve prensiplere bağlamakla kadına da erkeğe de hakkını vermiştir. Dolayısıyla çok evlilik üzerinden İslam’a şaşı bakanların sorunu kendi bakışlarındadır.

Çok evliliği gerektirebilecek sebepler

  • Kadının kadınlık görevini göremeyecek bir hastalığa veya kadınlık görevini görmesine engel, bulaşıcı bir hastalığa yakalanması.
  • Herhangi bir sebeple sakatlanarak engelli hale gelmesi. Kocası, evi ve çocuklarının hizmetlerini görememesi.
  • Kadının kısır olması veya kısırlaşması.
  • Taşrada geniş çevresi, kabile ve aşireti sebebiyle erkeğin, birden fazla yardımcıya ihtiyaç duyması.
  • Birden fazla yerde işi ve dolayısıyla evinin olması. İşi icabı farklı yerlerde fazla kalıyor olması.
  • Kadının fıtraten şehevi zaafına karşılık erkeğin ise genelde güçlü ve istekli olması.
  • Herhangi bir sebepten dolayı kadın ve erkek nüfus oranlarında dengesizlik olması. Kadının erkek nüfusa nispetle daha çok olması. Buda şu sebeplerden olabilir.
  • Trafik kazalarında kadınlara nispetle erkeklerin daha çok ölmesi.
  • İş kazalarında da genellikle erkeklerin ölmesi. Zira kaza riski olan işlerde genellikle erkekler çalışmaktadır.
  • Savaş durumu ki, normal bir savaşta genelde erkekler ölür. Kaldı ki “dünya savaşsız bir gün geçirmemiştir” dersek mübalağa etmiş olmayız. Örneğin ikinci dünya savaşından sonra Almanya’da her erkeğe 3 (bazı rivayetlerde bu dengesizlik daha büyük) kadının düştüğü tarihçe sabittir. Allah (cc) korusun böyle bir durumda, tek evlilik kuralına göre diğer 2 kadın ne yapsın; metres hayatı mı yaşasın, randevu evine veya sokağa mı düşsün. Veya daha çirkin gayri ahlaki durumlara mı mahkûm olsun

Şimdi bu vb. sebepler ortadayken yine de bir insana tek evliliği dayatır. İkincinin yolunu tıkarsanız o zaman hem erkeğe hem kadına zulmetmiş, hem de toplumu sosyal bir takım patlamalara hazırlamış olursunuz. Bu sorunların bir kısmını şu an yaşamaktayız. Ancak böyle devam ederse bu sorunlar kartopu gibi büyüyecek ve onulmaz sosyal felaketlere dönüşecektir.

Yukardaki sebeplerden biri veya bir kaçı mevcutsa ve siz tek eşte ısrar ederseniz, erkeğe şunu demiş oluyorsunuz. Yıllardır hayat arkadaşı olan hasta, engelli veya kısır eşini boşayıp sokağa at veya kendi haline bırak ki yasal olarak yeni bir eşle evlenebilesin. Aksi halde hastayla beraber hasta olan bir eş ve ihtiyacını metreslerden gören bir insan ve derken hasta bir toplum meydana getirmiş olursunuz. Kaldı ki bazı hastalıklar irsi olup tamamen nesle sirayet eder. Hem insan nüfusuna engel koymuş hem de geçimsiz psikolojik bozuklukları olan bir aileyi oluşturmuş olursunuz. Zira anne – baba olma özlemi ve isteği insanın fıtratında vardır.

Özrü olan bayanın boşanıp sokağa salınması ve maddi manevi zillete duçar olması veya umumhanelere düşmesi mi kadın hakkıdır. Yoksa namus, şeref ve haysiyetle ikinci bir eş olarak sıcak yuvasında hayatını devam ettirmesi mi?…

Şuan nice kızların 30-35 ve daha fazla yaşına rağmen evde kalması da çok evliliği gerektiren diğer bir sebeptir. Bunun bir köşe yazısına sığmayacak kadar mahzurları ortadadır. Örneğin

  •  Fuhşun sektör olması insanların resmi fuhuş yerleriyle yetinmeyip fuhuşu otel motel mahalle hatta evlerine kadar taşıması. Tabi fuhuşun yeni adı beraber yaşamak, özgürlük, çağdaşlık falan…
  •  Bunun neticesinde AİDS Frengi, bel soğukluğu ve benzeri zührevi hastalıkları insan hayatı tehdit etmesi.
  •  Metres hayatını adeta meşrulaşmasıyla ailelerin dağılması ve nice kadınların hayatına kıyılması hem de kadın hakları adına.
  •  Ahlakı çöküntünün had safhaya varması haya perdelerin yırtılması ve artık erkeklerin değil bayanların evde kalma korkusuyla erkeklerin peşine takılması  sokakta kendini beğendirmek için teşhir etmesi telefon sapıklığına baş vurulması vesaire
  •  Nesebi gayri sahih bir nesle zemin hazırlanması.

Bunalım, buhran ve intiharlara vardıran sosyal felaketler. Devam edeceğiz inşallah. Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç