Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Anne Aranıyor

13.11.2016
Anne Aranıyor

Daha önce kadının çalışmasının, aileyi zayıflatan hatta yıkıma götüren sebeplerden olduğunu defalarca ifade ettim. Etmeye de devam edeceğim inşallah. “Aile yıkılırsa ümmet yıkılır” çığlığını da haykırmaya devam edeceğim. Siz kardeşlerimden de bu konulara yapabildiğiniz kadar yaymak suretiyle bu tehlikeye dikkat çekmenizi rica ediyorum. Tehlike büyük… İş ciddi… böyle devam ederse telafisi mümkün olmayan felaketlere duçar kalacağız. Bu gün ve bir sonraki yazımda whatsup tan bir alıntıyı paylaşayım.

Artist olma hayali ile evden kaçıp, kötü yola düşen eski Türk Filmlerindeki iyi niyetli saf kızı oynuyoruz. Modern, çağdaş, kültürlü, zengin, başarılı, üst düzey biri olmak için çıktığımız yolda aileyi, çocukları, akrabaları, komşuları, ihtiyarları ve huzuru kaybediyor, elimizde antidepresanlar yalnızlık içinde çırpınıyoruz.

İslamcı bir gazetenin Pazar ekinde güzide bir ablamız Modernist jargonu sahiplenip uzun uzun anlatıyor; “.. kadınlar evlere hapsolmamalı ….. güçlü olmalı,… özgür olmalı……. ayakları üstünde durabilmeli…vs…”

Freelyshout

Modernist Protestan medya, kadının “eve hapsolmaktan” kurtulup iş sahibi olduğunda Merkel veya Angelina Jolie gibi bir şey olacağını düşündürtüyor. Lakin kadınların çok büyük çoğunluğu için “eve hapsolmaktan” kurtulmak demek, bir fabrikaya, bir ofise veya bir tezgaha mahkum olmak demek. Ama bu hapsolmak diye tanımlanmıyor. Oralar kadının özgürlük(!) alanları. Bir hastahanede veya konfeksiyon atölyesinde 12 saat mesai yaptığınızda özgürlüğün zirvesine ulaşmış “evde hapsolmaktan” kurtulmuş oluyorsunuz.

Medya, aile içi zulüm örneklerini büyütüp, tekrarlarla gözümüze sokup ev hanımlarının berbat bir hayat yaşadıkları algısını yerleştirmek için çırpınıyor. Ama hanım efendilerin sanayide, fabrikada, otelde, temizlikte çalışırken karşılaştıkları sıkıntıları, tacizleri, meslek hastalıklarını özenle gözlerden kaçırıyor. Eve hapsolmaktan kurtulup memur, işçi olabilenlerin Cennete kavuştukları algısını yayıyor. Para için çalışmayı öyle kutsal bir şey sayıyor ki; eğer fuhuşu bile para karşılığı yapıyorsanız fahişe olmuyor, seks işçisi oluyorsunuz. Seks işçisi olduğunuzda medyada eve hapsolmuş kadın kadar horlanmıyorsunuz.

Ev hapishane olursa, özgürlük için aşılması gereken gardiyan kim oluyor?

TV’lerden her gün onlarca eğitmen, kadının güçlü olması gerektiğini anlatıyor. Ama kadının kime karşı güçlü olacağı, kiminle güç yarışına ve hesaplaşmaya gireceği söylenilmiyor.

Patronuna, müdürüne, şefine veya müşterisine karşı mı?
Olur mu öyle şey?

Kadın, kocasına veya babasına karşı kışkırtılır, patronuna karşı değil. Ki kolayca “er”ini/gardiyanını aşıp bir tezgâh başında, bir vergi dairesinde veya çamaşırhanede patronlarına hizmet edip özgürlüğün tadına(!) varabilsin.

Hükümetlerin zenginleşmek için aceleleri var. Üstelik insanlığın zirvesinin Batı Aklı olduğuna emin olduklarından, Batılı Protestan aileden daha iyi bir aile modelinin olabileceğine inanmıyorlar. Bu nedenle Kadın ve Aile Bakanlıkları üzerinden topluma zengin Batının Protestan aile modelini dayatıyor, projelere kredi veriyor, reklam kampanyaları düzenliyor, bilinçaltı mesajlar yüklü filimler çekiyorlar.

Fabrikaları kadın işçilerle doldurabilmek için aile yapısı ile oynayanların bunca dağılan ailede, perişan olan çocukta, cinayetlerde hiç mi dahli yok? Bütün her şey, durup dururken manyaklaşan kocaların suçu mu? “Neden manyaklaşıyorlar, neden ailenin sorumluluğundan kaçıyorlar?” sorusunu sormak arı kovanına çomak sokmak gibi. Üstelik bir sürü “kadın severin” (?) aşağılamasına maruz kalmak cabası. Hâlbuki Modern hayat “kadın”ı sevmiyor, yüceltmiyor. Aşağılıyor. Kadını erkekler gibi olmaya, erkeksileşmeye, sertleşmeye, mücadeleciliğe zorluyor. Başarılı kadın, “Erkeklerle yarışabilen kadındır.” Diyor. Ama erkeklerle yarışabilen kadında “kadınlık” kalmıyor. O bir “erkeksi” oluyor. “Erkeksi” kadın iş dünyası için çok faydalı ama huzurlu bir evlilik için değil. Çünkü, “homoseksüel-kadınsı” bir erkekle beraber olmak kadın için ne demekse; “erkeksi” bir kadınla beraber olmak da erkek için o demektir. Bu nazik konuda kullanmakta zorlandığımız kimi ifadelerden dolayı özür diliyorum. Devam edeceğiz inşallah. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
ETİKETLER: , ,
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç