Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Bu Dizilerle Nereye?

07.01.2016
Bu Dizilerle Nereye

Medya eskiden dördüncü kuvvet olarak kabul edilirdi. Ama son yıllardaki teknolojik gelişmeler, medyayı çoktan açık ara farkla birinci kuvvet yapmıştır. Tüm algı operasyonları, entrikalar, Ali (ra) cambaz oyunları, tahrifat, tahribat çok sinsi ama çok hızlı bir şekilde medya üzerinden yapılıyor. Darbelere zemin hazırlamalar, siyasetçi ve lider pazarlamalar, hükümetler hatta devletler yıkıp yapmalar öncelikle medya gücüyle yapılmaktadır. Soğuk savaşın lokomotif gücü medyadır.

Ekonomik, sosyal, siyasal, askeri kısaca her çeşit savaş ve rekabetlerin öncü gücü medyadır. Dolayısıyla herhangi bir sahada güçlenmek isteyenlerin, öncelikle medyada güçlü olmaya çalıştıklarını görürsünüz. Bu konuların her biri kitaplara sığmayacak kadar geniş ve önemlidir. Ancak biz sadece medyanın sadece dizilerde işlenen, mukaddesat ve ahlaki yozlaşmaya dair yaptığı tahrifat ve tahribatla ilgili sadece bazı başlıklar sunalım. Siz bunları örnek alıp yüzler katını ekleyebilirsiniz.

Dizilerden Öğrendiğimiz ve yavaş yavaş herkesin hayatına sinsice giren bazı tahribat ve tahrifatlar…

Freelyshout
  • Kaç yaşında olursan ol eğer bir sevgilin yoksa eziksin demektir.
    Burada evlatlarımızın erkek olanlarına mutlaka bir kızla, kızlarımıza da bir erkekle arkadaşlık yapmaları net olarak tavsiye edilmektedir. Hatta evli olan biz anne babalara dahi tek kişiye mahkûm olmama mümkün olduğunca evli halimizle karşı cinsten birkaç kişiyle beraberliğimiz gerektiği bilinçaltımıza yerleştirildi.
  • Önemli olan tek şey aşktır. Aşk için evlilik, namus ve anne-baba feda edilebilir.
    Hayatın tamamını bir kız ve erkeğin ilişkisinde odakladı. Ya da aynı anda birkaç kız ve birkaç erkek… Aşk da gerçekten aşk olsa… Kim kime, dum duma bir hayat. Kim kimi nasıl aldatabilir, kandırabilirse… Ama hep bu süfli arzuların tatmininde aşk bir olta olarak kullanılmaya devam etmektedir.
  • Aşkı da şehvet tatmini, cinsel istismar ve günübirlik heveslere dönüştürdüler. Aşkın eskiden bir ağırlığı vardı. Aşk sadakat, saygı, sevgi, fedakârlık, bağlılık, vefa vb. fazilet ve erdemlerin odağıydı. Leyla ile mecnun, Ferhat ile şirin, kerem ile aslı gibi isimler bunları çağrıştırır. Ama günümüzde bu dizilerde işlenen “aşk” ahlaksızlıktan başka nedir? Esasen bu kof, bencil, ötekileştiren ilişkiler hayatın her yanına yayılmaya çalışılıyor. Komşuluk, arkadaşlık, akrabalık vs.
  • Anne ve baban birbirine ilk günkü gibi âşık değilse boşanıp başkalarıyla evlenmeliler ve sen de onları desteklemelisin. Böylece bir ömür boyu iyi günde kötü günde birlikte olma algısı unutturuldu. Öyle ya iyi günde beraberlik kolay, asıl olan kötü günde birbirimize destek olmak. Birbirimize karşı sevgi, saygı ve fedakârlığı devam ettirmek… Kaldı ki aşkın içi boşaltılınca, iyi gün kötü gün dinlemiyorlar. Sırf günü birlik yeni zevkler uğruna yuvalarını dağıtabiliyorlar. Aslında böyle insanlar mukaddes bir kurum olan aile yuvası değil, evcilik oynar gibi öylesine bir beraberlik tasarlamaktadırlar. Şehvetleri yenilik ister istemez de bu çalı çırpıdan kuş yuvası gibi yuvayı hemen dağıtıveriyorlar.
  • Nikâh olmadan beraber olmakta hiç bir sorun yoktur. Büyüdüğünde sen de istediğin kız veya oğlanla istediğin şekilde beraber olabilirsin. İslam’da namahremin eline dokunmanın ateşe dokunmak olduğu algısı yok edildi. Artık sevgilisi ile nikâh dışı yaşamayan eleştirilir oldu! Öyle ki nice dizilerde meşru bir nikâhla ve sadakatle beraberlik, “Ömür boyu bir kişiye mahkûm olmak” olarak lanse edilmektedir.
  • Başkalarını aşağılamak ve küçük düşürmek seni popüler ve gözde yapar.
    Popülerliğin yollarından birinin bu olduğu algısı maalesef topluma yerleşti. Bilindiği üzere kapitalizmin temel felsefesi şudur: “her şey benimdir, altta kalanın canı çıksın” bu durum insanları egosuna tapınan kendinden başkasını takmayan biyonik makinalara dönüştürüyor. Küresel zalimler, manaya savaş açıp maddeyi putlaştırdılar. Bu savaşlarında da en güçlü silahları hep medya oldu. İşte medyanın önemli bir ayağı olan diziler, bu konuda büyük bir rol oynuyor.

Birinin değerli ve beğenilen olması için güzel/yakışıklı ve zengin olması gerekir. Yoksa değerli değildir. Her şeyi görüntüde ve maddiyatta arar olduk. Bunlar yoksa kendimizi eksik hissetmeye başladık. Hâlbuki insanı insan yapan ve insanca yaşamasını sağlayan değerler, asıl manevi değerlerdir. İman, takva, salih ameller, Sevgi, saygı, sadakat, vefa, paylaşma vs. fazilet ve erdemler. Ama maddenin sesi o kadar gür çıkıyor ki, mana neredeyse lal olmuş. Bu gidişat hayra alamet değil. Bu cadde çıkmaz sokak. Bir an önce kendi aslımıza dönmek zorundayız. Devam edeceğiz inşallah. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç