Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Cemaat Olmak Farzdır

21.04.2019

Ümmetin son bir veya iki asırdır yaşadıkları malum… Varlık içinde yokluk. Zenginlikler içinde ama aç, susuz, ilaçsız, takatsiz… Her yanda işgal, sömürü, katliam ve talan… Peki, bunun sebebi, ümmetin gücünün yokluğu ve düşmanının güçlü oluşundan mıdır? Elbette değil. En büyük sebep, ümmetin gerçekte ver olan gücünün dağınıklığındandır.

Bu gücün toplanması ise organize olmasıyla, yani cemaat olmasıyla mümkündür. Peki, cemaat derken neyi kast ediyoruz. Mebzul miktarda ve olan ve birbirlerini ötekileştiren klik ve grupları mı? Şahıs merkezli ve bağlı olduğu şahsı tabulaştıran, kimi loca ve mahfil yapılanmasına benzer yığınları mı? Veya herhangi bir fikri, görüşü, kitabı veya kitapları Kur’an ve Sünnet üzerinde gören kalabalıkları mı? Elbette değil.

İslami bir cemaatin şartları bellidir. Bunlar tafsilatıyla dava ve davet kitaplarında mevcuttur. Oralara müracaat ederek gerçek cemaat nasıl olur, bunu iyice anlamak gerekir. Aksi takdirde yukarda bir kısmını saydığımız kimi kötü örnekleri cemaat sayarak cemaat olmak fitnedir yaygarası yapmak, ümmete ve İslam’a en büyük kötülüktür.

Freelyshout

Devlet yoksa devletin çekirdeği olan cemaat zorunludur

İslami davanın; Mekke ve Medine dönemleri malum. Mekke dönemini; davet önderleri, farklı bakış açılarıyla, değişik adlarla adlandırırlar. Her bir bakış açısında da önemli dersler vardır elbette. Ama bilindiği üzere ıstılahları tartışmak beyhudedir. Konumuzla ilişkisi açısından, bu iki dönemi cemaat ve devlet dönemi olarak isimlendirmek de mümkündür.

Evet, Mekke dönemi cemaat dönemi, Medine dönemiyse devlet dönemidir. Her aklıselim bilir ki, devlet dönemini hazırlayan, cemaat dönemidir. Yani cemaat olmadan, devlet olmaz. Zira sağlam bir devlet, ancak sağlam bir hiyerarşik yapılanmayla mümkündür. Böyle bir yapılanmaysa, tam bir disiplin ve cemaat terbiyesi gerektirir.

Nitekim Resulullah (sav) Mekke dönemi boyunca ashabını (ra) mükemmel bir cemaat yapısı içinde eğitip terbiye etmiştir. Darul Erkam bir eğitim merkeziydi ama sahabeler de kendi aralarında nizami ders halkaları şeklinde bir araya gelip cemaatsel eğitimlerine devam ediyorlardı. Sahabelerin ileri gelenlerinin her biri bir belletmen olarak diğer kardeşlerine Resulullah (sav) tan öğrendiklerini aktarıyor sonra Kur’an ve Sünnetten öğrendiklerini beraberce müzakere ediyorlardı.

İşte bu muazzam çalışmanın neticesi, Mekke döneminde eğitilen bireylerin her biri, Medine de İslam binasının sapasağlam birer yapı taşı olmuşlardır. Böyle bir hazırlık olmasaydı, Medine dönemi boyunca yaşanan düşman taarruzlarına karşı koymak mümkün olmazdı. Nitekim bu eğitimi almamış ve takmamış olan münafıklar, bu zorlu süreçlerde, sorumluluk almak şöyle dursun, daha çok ayak bağı olmuşlardır.

Evet, münafıkların zaten İslam, dava ve davet diye bir dertleri yoktu. Onların davaya takoz olmaları doğaldır. Hatta denilebilir ki kasıtlıdır. Ancak cemaatsel bir eğitimden geçmemiş, kimlik Müslümanı konundaki bireyler veya “şuurlu Müslüman” denilen, ancak herhangi bir gaye ve hedefi olmayan ve dolayısıyla cemaat eğitimi ve terbiyesinden yoksun Müslümanlar da ister istemez, dava ve davette çoğu kere ayak bağı olurlar. Aradaki fark, münafıklarda su-kast vardı, mezkûr Müslümanlarda kasıt yoktur.

Muhacirlerin her biri Mekke’de Resulullah (sav) ın cemaat terbiyesiyle büyüdüler. Onlardan henüz 18 yaşlarında olan Mus’ab bin Umeyr (ra) hicretten bir yıl önce Medine’ye gönderildi. Cemaat çalışması yapmak üzere. Evet, Mus’ab bin Umeyr (ra) bir yıl boyunca bir cemaat disiplini içerisinde, Resulullah (sav) tan öğrendiği gibi, ensarı (Rıdvanullahi aleyhim ecmaîn) eğitip terbiye etti. Yani Ensar da bir cemaat terbiyesinden geçmeliydi ki, inşa edilecek olan İslam devletinin yapısında birer tuğla olabilsinler.

Sonuç olarak, evet İslam devleti kaim ve hilafet mekanizması cariyse, zaten ayrı bir cemaat olmaya gerek yoktur. Belki de işte o zaman farklı farklı cemaatler oluşturma, fitne ve tefrika sebebi olabilir. Ama ümmeti derleyip toplayacak, işlerini deruhte edecek bir ra-î yokken, reaya ne yapsın. İşte o zaman, kurda kuşa yem olan darmadağın sürülere dönüşürler. Subhaneke… Bihamdike… Esteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç