Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Darbeye Hayır

24.07.2016

Bir asırdan fazladır, İslam âlemi darbelerle yatıp kalkar. Bu darbeler % 25 içerdeki hainlerden kaynaklanıyorsa da % 75 batılı küresel zalimlerin kahpelikleri, kalleşlikleri ve müdahalesi sonucudur. Sonuçta batı sömürge ipini ele geçirmiş bir defa, onu bırakmak istemiyor. Yani 60 parçaya böldüğü İslam diyarında, tüm bu parçaları kendi kontrolünde tutmak istiyor.

               Dünya enerji kaynaklarının % 90 ı İslam topraklarında bulunuyor. Batı ise sömürgeler üzerine kurduğu saltanatı kaybetmek istemiyor. Dolayısıyla içeriden de kendileri gibi karaktersiz, kendi hanedanının ikbal ve saadetini, vatan ve milletin geleceğine tercih edecek hainleri bulmakta zorlanmıyor. Batı kendi saltanatını, bizdeki kimi aile, aşiret ve şahıslar da kendi saltanatlarını devam ettirmek için, milyarların alın terlerini emeklerini sömürüp duruyorlar. İtiraz eden ülkelerde; savaşlar çıkarıyorlar, onlarca terör çeteleri örgütlüyorlar, ambargolar koyuyorlar, ekonomik, sosyal, siyasal bir sürü kargaşa ve anarşiler üretiyorlar. Yani kısacası bir türlü dünya halklarını kendi hallerine bırakmıyorlar.

               Batıda insanların yılda kişi başına 25- 30 bin dolarla saltanat sürmeleri, İslam diyarında ise ortalama kişi başı yılda 2-3 bin dolara mahkûm olmaları bundandır. Etiyopya vb. kim İslam ülkesinde bu miktar 400 dolara kadar düşmektedir ki, bu miktar, batılı bir insanın evinin içinde beslediği köpeğinin bile aylık giderinden daha azdır. Yani batılının köpeği bile İslam diyarındaki nice milyonlardan 12 kat daha müreffeh yaşamaktadır.

Freelyshout

               Şimdi gelelim bizdeki darbelere… Biliyorsunuz bizim cumhuriyet tarihimiz de gizli açık bir sürü darbeye maruz kalmıştır. Neredeyse ortalama on yılda bir darbeler yaşadık. Bu darbelerin modern ya da “post modern” olması bir şeyi değiştirmiyor. Sonuçta darbe darbedir. Bu darbeler neticesi, her ne kadar ülkemiz bağımsız gibi görünse de aslında hiçbir zaman gereği gibi bağımsız olamadı. Kendilerini dünyanın patronu kabul eden küresel zalimler, her defasında kendileriyle işbirliği yapacak birilerini bulmakta zorlanmadılar.

               İşbirlikçiler bazen sağ bazen sol tandanslı oldu. Bazen de asla bir araya gelemez zannedilen zıt kutuplar birleştirilerek ellerine iktidarlar tutuşturuldu. Sonuçta patronun dediği olmalıydı.

İşte ne olduysa, 2002 den sonra oldu. İlk defa, kendi ülkesinde sömürge valisi olmayı reddeden bir idareci geldi Recep Tayip Erdoğan… Peki, bu adamı ve iktidarını kendi haline mi bıraktılar. Elbette hayır. Bir hukuk (!) operasyonuyla partisini kapatmaya çalıştılar… Paralel örgütle kuşatmaya aldılar… Rölantiye alınmış olan terör müfrezelerini harekete geçirdiler… Ekonomik olarak sıkboğaz etmenin çok değişik yöntemlerini denediler… Hesapsız sayıda su-i kastler düzenlediler… Birkaç darbe denemesi yaptılar vs. vs…

               Şimdi son bir ümit işgal görünümlü bir darbe kalkışması daha yaptılar. Halkın silahlarını halka doğrulttular… Halkın tanklarını, zırhlı araçlarını halkın üzerine sürdüler… Halkın uçaklarını, helikopterlerini halka karşı kullandılar. Onlarca insanı şehit ettiler, yüzlercesini de yaraladılar.

Peki niçin?

Gerçekten onların iddia ettikleri gibi ülke çok kötü yönetildiği ve artık halkın canına tak ettiği için mi? elbette darbeci hainler, her şey yerli yerinde ama bizim canımız öylesine darbe yapmak istediği için darbeye kalkıştık demeyecekler. Bir sürü yalan ve iftiralar düzecekler. Kendi kontrollerindeki sosyal vs. medyayı bu konuda seferber edecekler.

Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Her kes açıkça biliyor ki, paralel ihanet çetesi (PİÇ) ülkemizde faaliyet gösteren birçok terör örgütü gibi, üst aklın taşeronudur. Yani ABD, İsrail, İngiltere, Almanya gibi kimi ülkelerin istihbarat servislerinin emrinde faaliyet göstermektedir. Yıllardır “hizmet” adı altında çalışan birçok kurum ve kuruluşlarının asıl işleri, üst aklın hedeflerine yönelik çalışmalar için ofis görevi yapmalarıdır. Ama elbette görünürde hizmet olacak, arka planda asıl işler…

Ne yok ki bu örgütün görevleri arasında. Ilımlı İslam, dinler arası diyalog, İbrahim’i dinler, semavi dinler vs. adıyla yapılan faaliyetlerin gayesi ümmeti, “içi boşaltılmış bir İslam” “light İslam” “hoşgörü dini” “deist İslam” diyebileceğimiz, iğdiş edilmiş bir dine ikna etmekti. Bu konuda ciddi mesafeler de aldılar. Elhamdulillah ki Allah (cc) yüzümüze baktı, ümmeti de bizi de uçuruma ramak kala bu büyük beladan muhafaza eyledi. Ancak tehlike tam da geçmiş değil. ABD nin bu dinin imamını ısrarla kanatlarının alması ve bu örgütle iş tutmaya devam etmesi boşuna değil. Kolay vaz geçmeyecekler. Bizim de tüm ümmetinde uyanık olmamız gerekir. Sonra devam edelim inşallah. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç