Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Hz. Ebubekir (r.a) 9

09.12.2012

Kişiliği ve Yönetimi

            Bu yazımızla Ebu Bekr Sıddık (ra) hayatından dersleri tamamlıyoruz. Bundan sonra Ömer (ra) in hayatından derslere devam edeceğiz inşallah. Şüphesiz Ashabı kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) ın hayatı ve ondan alınacak derler, gazete köşelerine veya kitap sayfalarına sığmayacak kadar çoktur. Ancak köşe ve sayfaların imkân verdiği ölçüde bu ders ve ibretleri paylaşmak bu konudaki boşluğa az da olsa katkı sağlayacaktır. Siyer, sahabe hayatı ve İslam tarihi gibi eserleri, ders ve ibret alma metoduyla okur ve değerlendirirsek çok daha müstefid oluruz.

Tacir olarak geniş bir kültüre sahip olan Hz. Ebû Bekir, dürüstlüğü ve takvası ile ashâb içinde ilk sırada yer alır. Karakteri; yumuşak huyluluk, çok düşünüp az konuşmak, tevazu ile belirgindi. Hz. Âişe’nin rivayetine göre, “gözü yaslı, gönlü hüzünlü, sesi zayıf” biri idi. Cahiliye döneminde müşrikler ona güvenir, diyet ve borç, alacak islerinde onu hakem tanırlardı. Resulullah (sav) ın en sadık dostu olan Ebû Bekir’in Miraç olayında sergilediği sonsuz bağlılık örneği ona “es-Sıddık” lakabını kazandırmıştır. O bu olayda “O ne söylüyorsa doğrudur” demiştir. Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malını mülkünü İslam için harcamış, vefat ederken vasiyetinde, halifeliği müddetince aldığı maaşların, topraklarının satılarak iade edilmesini istemiş ve geride bir deve, bir köleden başka bir şey bırakmamıştır. Dört eşinden altı çocuğu olan Ebu Bekr Sıddık (ra) kızı Aişe (ra) yi hicretten sonra Resulullah (sav) ile evlendirmiştir. (Tabakat, İbni Sa’d, VI, 130, İbnu’l-Esir, II, 115)

Freelyshout

Hicret sırasında mağarada iken ayağını bir yılan soktuğunda ve ayağı acıdığında o sırada dizine yatıp uyumuş olan Peygamber’i uyandırmamak için sesini çıkarmaması, ağlarken Hz. Peygamber uyanıp ne olduğunu sorduğunda, “Anam-babam sana feda olsun ya Resulullah” demesi olay Ebû Bekr’in Resulullah (sav) a olan bağlılığının örneklerinden sadece biridir. Hz. Ebû Bekr’in beyaz yüzlü, zayıf, doğan burunlu, sakallarını kına ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam olduğu rivayet edilir (İbnu’l Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, II, 419-420). Resulullah (sav) tan sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekr’dir. O, Hz. Peygamber’in veziri, fetvalarda en yakını idi. Resulullah (sav) ın “insanlardan dost edinseydim, Ebû Bekr’i edinirdim” (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesâcid, 38: İbni Mâce, Mukaddime, II)… “Herkeste iyiliklerimin karşılığı vardır, Ebû Bekr hariç” demesi… Son hutbesinde, “Allah, kullarından birini dünya ile kendi katında olan şeyleri tercih hususunda serbest bıraktı; kul, Allah katında olanı tercih etti” diye Ebû Bekr’i övmesi… Ve mescide açılan tüm kapıları kapattırıp yalnız Hz. Ebû Bekir’in kaprisini açık bırakması ona verdiği değeri göstermektedir. Hz. Ebû Bekr’in nasslara aykırı hiçbir görüşü bize ulaşmamıştır, çünkü böyle bir reyi yoktur. Ebû Bekr nâsih sünneti çok iyi biliyor, Resulullah (sav) ı herkesten çok tanıyordu. Bu yüzden hilâfetinde kendisine karşı içte muhalif bir hareket olmamış ve fitneler görülmemiştir (Buhâri, Fedâilu Ashâbi’n-Nebî, 3 ). ihtilâf veya ihtilâflarda çözümsüzlük, bid’atler onun devrinde yaşanmamıştır. “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” buyuran Resulullah (sav) ın haberi sanki lafızda ve manada Hz. Ebû Bekr’de zahir olmuştur (İbni Teymiye, Külliyat Tercümesi, İstanbul 1988, IV, 329).

Kaynaklarda onun, “Ben ancak Resulullah (sav) a tâbiyim, birtakım esaslar koyucu değilim” diyerek kararlarında çok titiz davrandığı zikredilir (Taberî, IV, 1845; İbni Sa’d, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kur’an’a bakar, bulamazsa Sünnette araştırır, orda da bulamazsa Ashabla istişare eder ve içtihat ederdi. Ganimetin bölüşümü meselesinde Muhacir-Ensâr eşitliğinin ihtilâfa yol açmasında Ömer’in Muhacirlere daha çok pay verilmesini savunmasına rağmen ganimeti eşit olarak bölüştürmüştür. O sebeple hilâfetinde huzursuzluk çıkmadı. Resulullah (sav) ve kendisi, bir mecliste bir anda verilen üç talâkı bir talâk saymışlar, bu daha sonra, birçok “maslahat gereği” yapılan değişiklikler gibi, üç talâk sayılmıştır. Yani Ebu Bekr Sıddık (ra) Resulullah (sav) ın tüm uygulamalarını aynen tatbik etmiştir. Kalpleri İslam’a ısındırmak istenenlere toprak vermesi gibi… Bazen de maslahat gereği veya zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesini söyleyen ashabına uymuştur. Müslümanlar henüz otuz sekiz kişiyken Mekke’de Mescidi-i Haramda İslam’ı tebliğ eden ve müşriklerce dövülen Ebû Bekr’e hilâfetinde “Halifetu Resûlillah” denilmiş, sonraki halifelere ise “Emîrü’l-Mü’minîn” denilmiştir. Mali işlerini Ebû Ubeyde, kadılık ve kaza islerini Hz. Ömer, kâtipliğini Zeyd b. Sabit ve Hz. Ali, başkumandanlığını Usame ve Halid b. Velid yapmıştır. Medine Dâru’l-İslâm’ın başkenti olmuş, Mekke, Taif, San’a, Hadramevt, Havlan, Zebid, Rima, Cened, Necran, Cures, Bahreyn vilâyetlere ayrılmıştır. Yönetimi merkezî olup, ganimetlerin beşte biri Beytu’l-Mal’de toplanmistir.

Ebu Bekr Sıddık (ra) Mukillîn denilen çok az hadis rivayet eden ashaptan sayılır. O, yanılıp da yanlış bir şey söylerim korkusuyla yalnızca yüz kırk iki hadis rivayet etmiş veya ondan bize bu kadar hadis rivayeti nakledilmiştir. Öğütlerinden bazıları şöyledir: “Resulullah vahiy ile korunuyordu. Benim ise beni yalnız bırakmayan bir şeytanim vardır… Hayır islerinde acele edin, çünkü arkanızdan acele gelen eceliniz var… Allah için söylenmeyen bir sözde hayır yoktur… Herhangi bir yericinin yermesinden korktuğu için hakki söylemekten çekinen kimsede hayır yoktur… Amelin sırrı sabırdır… Hiç kimseye imandan sonra sağlıktan daha üstün bir nimet verilmemiştir… Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz… (bu yazı dizisindeki alıntılar, Ahmet Ağırakça, Sait Kızılırmak’ın “aşereyi mübeşşere” eserlerinden alınmıştır. Dersler ve ibretler fakire aittir. Selam… dua…

NOT: 3. Kitabımız, İmam-ı Nevevî’nin 40 hadisinden DERSLER VE İBRETLER Nida yayınlarından temin edilebilir. Ders ve ibret metodu her konuda ufkumuzu açar kanaatindeyim.

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç