Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Işid Tehlikesi

25.11.2017

İslam ümmetini mertçe bir savaşla asla çökertemeyeceğini anlamış bulunan dünya derin devleti / emperyalist güçler, asırlardır her tür sinsi, kahpe ve kalleşçe planlara başvurmaktadırlar. Tarih boyu dışarıdan ve içeriden sayısız hile ve planları olmuştur. Bu planlardan genel olarak dâhili olanlar harici olanlardan daha çok tahribat yapmış, daha çok zarar vermiştir.

Ümmetin şu andaki darmadağın hali, daha çok bu çalışmaların eseridir. Ümmetin bu acınacak hali, varlık içinde yokluk yaşaması, paramparça olması vb. birçok olumsuzluğun en etkin sebebi budur. Şu halde ihtilaflar bitmez zira insanın tabiatında vardır. Ancak tefrikayı durdurmak, İslam kardeşliğini ihya etmek her Müslüman üzerine farzdır. Ümmetin birliği, kardeşliği için çalışmak, imanın gereğidir. Aksini yapmak ise büyük bir haramdır.

Ümmetin bu zillette mahkûm olmasının sebebi ne düşmanının güçlülüğü ne de ümmetin zayıflığıdır. Asıl sebep türlü tefrikalar sebebiyle, Ümmetin gücünün dağılmasındandır. Bu dağınıklığın asıl sebebi de aramızda çıkarılan ihtilafların iftirak’a dönüştürülmesidir. “Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 8/46)

Freelyshout

Bölgede olan biteni, konuşulanları, yapılanları bir araya getirerek değerlendirdiğimiz zaman, ümmet arasında fitne, tefrika ve husumet üretmekte en büyük tehlikenin IŞİD olduğu sonucuna varabiliriz. Neden mi?

  1. IŞİD, tekfiri adeta öncelikli görev edinmiştir. Sanki insanları imanla buluşturmaktan ziyade, tekfir etmek çabasındadırlar. Kendilerinden başkasını kâfir görmeleri sebebiyle konuşup anlaşmaya kapalıdırlar. Karşıyı muhatap alabilmek için önce Müslüman olması gerekiyor. Aksi halde Müslüman, mürted ve kâfirden akıl almış olur. Müslümanınsa kâfirin aklına ihtiyacı yok… Bu durum taassubun çok ötesinde bir şey… Tarifi mümkün değil… Kardeşim gel konuşup anlaşalım falan talepleri havada kalıyor. Çünkü açıkça “bizim kâfirlerle ve mürtetlerle konuşacak bir şeyimiz yok” diyebilmektedirler. Gel de çık işin içinden…
  2. Işid kendisini İslam’ın yegâne meşru otoritesi sayıyor. Tabi kendisine bey ‘at etmeyen tüm İslam ümmetini mürted ve en azından baği kabul ediyor. Bu arada mürteddin de baği’nin de katli vaciptir. Tam da Işid’in aradığı şey…
  3. Mürted kabul ettiği ümmetin geri kalanıyla savaşmayı meşru hakkı görüyor. Bu arada mürtetlerle savaşında kâfirlerle işbirliği yapmayı da meşru görüyor. Yani Suriyeli mücahitlere karşı Beşşar vd. kâfirlerle, Iraktaki Sünni direnişçilere karşı, Maliki, İran ABD’yle, Filistin’de Hamas’a karşı Yahudi’yle, mısırda ihvana karşı sisi vs. İslam düşmanlarıyla işbirliğini meşru bir hak görüyor. Başka bir deyimle; dostlarını düşman, düşmanlarını dost görüyor. Bu tutum, bu örgütün ümmeti kırmak için çok özel üretilmiş bir ölüm makinası olduğu endişesini uyandırıyor.
  4. Açıkça “mürtetlerle savaşmak önceliğimizdir, kâfirler bize saldırmadıkça onlarla işimiz yok” demeleri. Başka bir deyimle ve tekrar edelim ki, Ümmetin tamamıyla savaşmayı meşru hakkı görmesi… Tabi bu savaş sürdürebilmek için de tüm ümmet düşmanı kâfirlerle işbirliğini meşru görmesi.
  5. Genel de iyi niyetli, saf ama cahil insanlardan oluşması. “Cahil cesurdur” deyimi malum. Bunların, kendilerinden başka ümmetin geri kalanını tekfir etme cesaretinde bulunmaları, cehaletlerinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla münazara kuralları dâhilinde oturup konuşmaya yapıları müsaade etmiyor.
  6. Dünya derin devleti tarafından bunların önlerinin açılması, son aylarda ciddi güç kazanmalarına sebep oldu. Bu durum taşeronluk ihtimalini güçlendiriyor. Şimdi devşirmek istedikleri kimselere, para istersen para, kadın istesen kadın, makam istersen makam! Diyerek yaklaşmaları düşündürücüdür. Aynı teklifleri müşrikler Resulullah (sav) a yapmışlardı. Tabi İslam’ı bırakıp atalarının dinine dönmesi karşılığında… Bunlar da ümmetin evlatlarını sınırlarını kendilerinin koyduğu bir dine davet ediyorlar. Tabi onlara göre ümmetin on dört asırdır yaşadığı din atalar dinine dönüşmüştür.

Peki, tüm bunların değerlendirmesini kim yapacak. Nasıl anlaşacağız? Anlaşabilmek için oturup konuşmak lazım ama nasıl. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa 4/59) Allah’ım! Kalplerimizi uzlaştır, saflarımızı birleştir, bize birlik, dirlik beraberlik nasib eyle. Bu birlikle bize güç ve kuvvet ver, zilletten izzete kavuştur Allah (cc) ım! Amin…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç