Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Kerbela Zulme Direnişse…

06.10.2016

Hatırlayalım zamanında İran’ın resmi makamlarından iki açıklama yapıldı.“Beşşar rejiminin yıkılmasına asla izin vermeyeceğiz.”(manası: biz zalimin destekçisi, mazlumun da hasmıyız) “Beşşar rejimi düşerse, İsrail’in güvenliği tehlikeye düşer.”(Manası: Biz İsrail, ABD vd. batılıların işbirlikçisiyiz. Siyonizm’e karşı olanlara karşıyız.) İslam baharından bu yana İran ve diğer Şiilerden aynı ihanete çıkan nice açıklamalar yapıldı.

               Bu vb. açılamalar Şia’nın takiye sanatında, yani münafıklık ve ikiyüzlülükte nasıl usta olduklarını açık etmektedir. Hâlbuki İran yıllardır en yüksek perdeden, en gür sesle ve en çok duyduğumuz Şia/İran sloganları atmaktadır. “Büyük şeytan Amerika” “Amerika’nın gayrı meşru çocuğu İsrail” “MergmergAmrika / Amerika’ya ölüm, Kahrolsun Amerika” “Mergmerg İsrail / İsrail’e ölüm, kahrolsun İsrail”

Mescidi Aksa’yı Siyonist işgalden kurtarmak iddiasıyla “Kudüs ordusu” kurduğunu yıllardır reklam eden İran, aslında Siyonistlerle işbirliği içinde olduğunu itiraf etmiş oluyor. Şia’nın en çok istismar ettiği İslami değerlerden bir kaçı da “ehlibeyt” “kerbela” ve “Hüseyn (ra) in şehadetidir.

Freelyshout

“Kerbela faciası, İslam tarihinin tartışmasız en trajik hadisesidir. Başta Hüseyin (ra) olmak üzere Resulullah (sav) ın ehli beytinden. Yetmiş üç kişinin vahşice şehit edilmeleri, İslam ümmetini derinden sarsmış ve hala da acısı yüreklerde devam etmektedir.

               Bu sebepledir ki, başta Yezid olmak üzere bu vahşetin faillerini şiddetle ve nefretle kınamayan yoktur. Hatta bazı ehlisünnet âlimleri de dâhil birçok âlim, iman etmiş bir kimseye lanet okumak caiz olmadığı halde, yezide lanet etmeyi dahi caiz görmüşlerdir.

               Aynı sebepten dolayı, hiçbir ehlisünnet ailenin, çocuklarına Yezid ismini koyduğuna rastlayamazsınız. Hatta Muaviye (ra) ciddi hataları da olsa Resulullah (sav) ın vahiy kâtipliğini yapmış bir sahabe olmasına rağmen, onun ismini de ehlisünnette neredeyse bulamazsınız.

Ayrıca İslam âleminin tüm ehlisünnet ailelerinde, Resulullah (sav) ın isminden sonra en çok ehli beytin isimleri kullanılır. En çok ta; Ali (kv) Hasan, Hüseyin, Fatıma, (Rıdvanullahi aleyhim) nın isimleri. Hatta ehlisünnetin bazı camilerinde, Allah (cc) Resulullah (sav) ve dört halifenin isimlerinden sonra, Resulullah (sav) ın torunları olan Hasan ve Hüseyin (ra) in isimleri yazılır.

Ehlisünnetin tüm mezheplerinde, ehli beyte zekât verilmesi caiz değildir. Çünkü zekat, malın kiri konumunda dır, ehlibeyt ise ümmetin efendileri olup onların muhtaçlarına ihtiyaçları oranında beytülmalden özel maaş bağlanır. Yani ehlibeyt, tüm ümmet için baş tacıdır, Hüseyin (ra) in soyundan olanlara “SEYYİD” Hasan (ra) ın soyundan gelen mü’minlere de “ŞERİF” unvanı verilmiştir. Şia’nın yaptığı ise daha çok ehlibeyt sevgisi altında sahabe ve ehlisünnet düşmanlığıdır maalesef.

Buna karşılık Şia’da ehlisünnetin önemli şahsiyetlerinden kimsenin ismi kullanılmaz. İsimlerinin konulmaması bir yana, Ali (kv) ve Muaviye (ra) arasındaki savaşlarda Ali (kv) safında savaşan sahabeler dışında tüm sahabeler tekfir edilir. Başta Ebu Bekr Sıddık, Ömer, Osman (Rıdvanullahi aleyhim) olmak üzere, neredeyse tüm sahabelere derin bir kin ve nefret duyulur.

Her yıl muharremin onunda Şia müntesipleri rutin bazı merasimleri tekrarlamaktadırlar. Niçin?… Tabi Şia’nın merasimleri, aşure gününden ibaret değil. Fatıma, (ra) Ali (kv) vd imamlardan belli başlılarının her ölüm yıl dönümleri, ehlibeytle ilgili tarihi olaylar değişik merasimlerle bir şekilde kutlanır. Ama hepsinin içinde Kerbela’nın ayrı bir yeri var…

Sanki Hüseyin (ra) i tüm ehlisünnet katletmiş veya onun vahşice katledilmesini onaylıyorlarmış gibi, tüm ehlisünnete karşı kin ve nefretin her yıl tazelenmesi anlaşılır gibi değil. Bunun İslam ümmetine tarih boyu hep zararı oldu, hiç faydası olmadı.

Esasen Yahudi dönmesi Abdullah bin Sebe’ fitnesi ve ibnul-Mihnef iftiralarıyla doğan Şii Sünni tartışmaları siyasi ve sun’î olarak üretildi ve hiç bitmedi. Ehlisünnet tarafı kan kustukça kızılcık şerbeti içmiş görüntüsüyle bu fitneyi hep bertaraf etmeye çalıştıkça, Şia tarafı her vesileyle bu fitneyi kaşımaya devam etti. İşte her yıl Kerbela hadisesinin canlandırılması da bu fitnenin tazelenmesinden başka bir işe yaramıyor, yaramaz da.

Tarih boyu onlarca peygamber, enbiya, evliya vb. yiğitler kalleşçe ve vahşice katledilmiş. Bunlardan herhangi birisinin ölüm yıl dönümü bu şekilde anılıyor mu? Veya İslam’da 3 günlük yas ve taziyeler dışında her yıl tekrarlanan bir matem var mıdır? Yediden yetmişe binlerce insanın, değişik ülkelerde kendilerini zincirlerle paralamalarına şehit imam Hüseyin (ra) ne der acaba? Hakkat Hüseyin (ra) mezarından dirilse de bu manzarayı görse!!!….

               Şia Kerbela matemlerini zulme başkaldırı diye çarpıtıyordu yıllardır. Şimdi Kerbela topraklarından çok daha kızıl rengi almış olan Irak, Yemen ve Suriye de kim zalim, kim mazlum, belli değil mi? bir asra yakındır zulüm altında inim inim inleyen İslam diyarının mazlumlarına karşı neden zalimlerin safındadır. Allah (cc) Ümmeti tüm hainlerin, münafıkların, zalimlerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin!

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç