Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Makyaj Değil Ümmet Yapan Kadın 2

16.02.2017
Makyaj Değil Ümmet Yapan Kadın

Tekraren ifade edelim ki, kadın toplumun ustası, öğretmeni, bekçisi, muhafızı, mürebbisi ve annesidir. Allah (cc) tüm bu ulvi görevlerini hakkıyla yerine getirmesi için, kadını annelik gibi lahuti bir şefkat ve merhametle donatmıştır. Bu merhamet, yavrusu için anneyi ölüme seve seve götürecek kadar derindir. Anne hayvanlarda dahi bu şefkat ve merhameti net olarak görmekteyiz. Ya insan?…

Geleceğin toplumunun nasıl olacağını merak ediyorsak, eğittiğimiz çocuklarımıza bakalım. Çünkü çocuklar aileleri, aileler toplumu, toplum da ümmeti oluşturur. Esasen daha kısa yoldan ifade ile tüm insanlık çocuklardan oluşmaktadır. Şu halde çocukların eğitim ve terbiyesi, tüm insanlığın eğitilip terbiye edilmesidir. İşte bunu da makyaj yapan, konken oynayan, güzellik salonlarının kapılarını aşındıran kadınlar değil, annelik gibi kutsal görevin farkında olan anneler yapacaktır.

Annenin çocuk ile olan ruhi ve kalbi bağının yanında, fiziki olarak da çocuk daha çok annesiyle iç içedir. Dokuz ay karnında, üç yıl kucağında, beş yıl kollarında ve ömür boyu da bağrındadır. Bu durum anneyle çocuğu kopmaz bağlarla birbirlerine bağlamaktadır. Geriye annenin, bu bağın şuurunda olarak, çocuklarına İslami bir eğitim ve terbiye vermesi kalıyor. Bunun için özel bir çaba sarf etmesine da gerek yok aslında. Sadece güzel bir örneklik, işin üçte ikisidir. Geriye biraz rötuşlar kalmaktadır.

Freelyshout

İşte tam burada şunu ifade etmeliyiz ki, annenin boşluğunu ne dadı, ne kreş, ne anaokulu ne de başka bir kurum veya kişiler dolduramaz. Çalışan kadın, zaten çocuk yapamaz, yaptığı çocuklarına da annelik yapamaz. Anne sevgisi, şefkati, merhameti, örnekliği, eğitim ve terbiyesinden mahrum büyüyen bir neslin, haleti ruhiyesini varın siz takdir edin. Onun için diyoruz ki: “kadınları çalışan bir toplumun nesli kreş neslidir.” “çocuklarını kreşlere bırakan anne babaların sonu da darülacezelere bırakılmaktır.”

Şu halde ey anneler! Ümmet binasının temelleri sizin elleriniz, kollarınız, terbiyeniz ve kalplerinizle atılmaktadır. Allah (cc) tan korkun ve Ümmete merhamet edin. Nesillerin eğitim ve terbiyesini sağlam, inşasını doğru yapın.

Tarih yapan kadınlar

Tarihin kırılma noktalarında genelde başrolde kadınlar vardır. Onları kimi zaman bir peygamberin yetiştirilmesinde bir mürebbiye, korunup gözetilmesinde bir muhafız olarak görürüz. Kimi zaman; bir Selahaddin Eyyubi, bir Yavuz, bir Fatih gibi kahramanların yetişmesinde ve tarihe yön veren nice yiğitleri yetiştirirken görürüz. Tabi müçtehit imamlarımız, muhaddislerimiz ve İslam medeniyetinin temel taşları olan ulema ve hükemanın yetişmesinde de hep anne eli vardır.

İşte Hacer (ra) Annemiz

Hacer annemizin, çok yönlü sınavlardan yıldızlı pekiyi derecesi ve yüzünün akıyla çıktığını bize bizzat Kur’an haber vermektedir. Bu imtihanlardan biri, ümmetin küresel kongre merkezi olacak olan ıssız Mekke vadisine bırakılmasıdır. Hem de bizzat biricik eşi İbrahim (as) tarafından. “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram’ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler. (İbrahim14/34)

Nasıl bir teslimiyet Allah (cc) ım! Bu günün en şuurlu bir kadını bile, değil Hacer (ra) misali kuş uçmaz kervan geçmez bir çöle, bir dağ başına tek başına bırakılmak, bir şehirden başka bir şehre dahi, özel mükâfatlar olmadan hicreti kabullenmemektedir. “250 metre kare, 4+1, klimalı, kaloriferli, süper lüks daire olmadan şuradan şuraya gitmem” diyenler mi? Nikâh kıyımında bile eşine; istediği memlekette, istediği mevkide, istediği vasıflarda bir evde yaşama şartı koşanlar mı? Neler, neler…  

Onlarca yıl çocuk hasretinden sonra seksenli yaşlarında Hacer annemizin ilk çocuğu İsmail (as) dünyaya gelmişti. 10-12 yaşlarına geldiği zaman da, onun Allah (cc) yolunda kurban edilmesine tereddütsüz rıza gösterdi. “Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca, Biz ona: ” Ey İbrahim!” diye seslendik. Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.” (Saffat 37/102-105)

İbrahim (as) ve İsmail (as) tarihin temel taşı olan Beytullah’ı Hacer annemizin emeğiyle yoğrulan annelik ve saliha zevcelik harcıyla bina etmişlerdir. Çünkü bebeği İsmail’le bu ıssız çölün, bir yerleşim alanı haline gelmesine vesile olmuş, İsmail’ini de gerektiği gibi eğitip terbiye etmişti. “İbrahim, İsmail’le birlikte Evin (Ka’be’nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): ‘Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin. Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.” (Bakara 2/127-128) devam edeceğiz inşallah. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç