Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Matemde İlahi Adaletin Tecellisi

13.12.2018

Her yıl muharremin onunda Şia müntesipleri rutin bazı merasimleri tekrarlamaktadırlar. Niçin?… Tabi Şia’nın merasimleri, aşure gününden ibaret değil. Fatıma, (ra) Ali (kv) vd. imamlardan belli başlılarının her ölüm yıl dönümleri ve ehlibeytle ilgili bellibaşlı tarihi olaylar, değişik merasimlerle bir şekilde kutlanır. Ama hepsinin içinde Kerbela’nın ayrı bir yeri var… Nerede bir Şii topluluk varsa, mutlaka meydanlara toplanıp ağıt ve mersiyeler eşliğinde saatlerce dövünürler. Dövünmek ne ki kendi kendilerini paralarlar. Deste deste zincirler, kamçılar, palalar ve daha nice işkence aletleri…

Bu vahşetin Hüseyin (ra) ve beraberindeki 72 aziz şehidin hatıralarını lekelemesi bir yana, İslam’ı karalama, ümmet arasında fitne ateşini körükleme gibi etkileri de vardır. Nitekim Şia’nın 1371 yıldır, ashabı Kirama ve ehlisünnete karşı bitmeyen kin ve nefretleri meydandadır. Şu anda ölüm tarlalarına dönüştürülen İslam diyarındaki savaşlar, kan, işgal ve talanların sebebinin en az yarısı Şia’nın kini sebebiyledir. Takiyyede ustalaşarak, münafıklığı akide edinmesi sebebiyle, tüm bu cürümleri işlerken bile, Ümmet birliği ve İslam kardeşliğinden bahsedebilmektedir. Murat Padak hoca kardeşim farklı açıdan bir bakışla, bu matemlerdeki ilahi adaletin tecellisine dikkat çekmiş. İşte o satırlar.

İlahi Adalet

Freelyshout

“İffetli hanım efendilere iftira atıp da bunu dört şahitle ispatlayamayanları seksen sopa ile dövün. Kesinlikle bunların şahitliklerini de bir daha kabul etmeyin. İşte fasıklar bunlardır. (Nur 4)

Bu ayetler ve devamı Hz. Aişe annemize iftira edenler hakkında nazil olmuştur. Peygamber (sav) efendimizin ailesine sözle hakaret etmenin cezası elbette verilmeliydi. Aile namusuna hakaret edenler o asırda cezalarını çektiler. Rivayetlere göre o asırda dört kişiye kırbaç cezası aldı.

Fakat ayet güncelliğini koruyor. İftira eden herkes yargılanmalı ve seksen kırbaç cezası yemeliydi. Ancak Hazreti Peygamberin vefatından sonra gelen iftiracıların cezasını kim verecekti?

Zamanla bir fırka çıktı ve Medine münafıklarının Hz. Aişe’ye yaptıkları iftirayı tekrar ettiler. Bunlar zannediyordu ki, bu iftiraları yanlarına kar kalacak ve kimse onları kırbaçlamayacak.

Evet, kimse onlara ceza vermeyecek, kimse onları kırbaçlamayacak… Ama ALLAH azze ve celle peygamber efendimizin eşine yapılan bu iftiranın cezasını alır, hem de iftira edenlerin kendi elleriyle alır.

Hz. Aişe ye iftira eden Şiiler hem de her sene değişik merasimler adı altında kendilerine kırbaç cezası veriyorlar. Ellerine kırbaç, satır, ustura ve sopa gibi incitici ve yaralayıcı aletler alarak kendi sırtlarını paramparça ediyorlar.

Onlar bu yaptıkları ile Hz. Hüseyni andıklarını zannediyorlar. Ama aslında RABBİMİZ onlara Hz. Aişe ye yapılan iftiranın cezasını veriyor. Peygamber ailesine dil uzatmak cezasız mı kalır? ALLAH bu cezayı kişinin kendi eliyle aldırır da adamın haberi bile olmaz!

Şeytan onlara yaptığı işleri güzel gösterir. Onlar Hazreti Hüseyin’i anayım derken seksen ve daha fazla sopa, kırbaç ile kendilerine had cezası uyguluyor! İftiraları günü birlik onlarca radyolardan, TV kanallarından, medyanın her çeşidinden birçok dilde devam ettiğinden, ilahi adalet gereği ceza da devam ediyor.”

Sevgi ve kardeşlik yerine kin ve nefret

Esasen Yahudi dönmesi Abdullah bin Sebe’ fitnesi ve ibnul-Mihnef iftiralarıyla doğan Şii Sünni tartışmaları siyasi ve sun’î olarak üretildi ve hiç bitmedi. Ehlisünnet tarafı kan kustukça kızılcık şerbeti içmiş görüntüsüyle bu fitneyi hep bertaraf etmeye çalıştıkça, Şia tarafı her vesileyle bu fitneyi kaşımaya devam etti. İşte her yıl Kerbela hadisesinin canlandırılması da bu fitnenin tazelenmesinden başka bir işe yaramıyor, yaramaz da.

Sanki Hüseyin (ra) i tüm ehlisünnet katletmiş veya onun vahşice katledilmesini onaylıyorlarmış gibi, tüm ehlisünnete karşı kin ve nefretin her yıl tazelenmesi anlaşılır gibi değil. Bunun İslam ümmetine tarih boyu hep zararı oldu, hiç faydası olmadı.

Tarih boyu onlarca peygamber, enbiya, evliya vb. yiğitler kalleşçe ve vahşice katledilmiş. Bunlardan herhangi birisinin ölüm yıl dönümü bu şekilde anılıyor mu? Veya İslam’da 3 günlük yas ve taziyeler dışında her yıl tekrarlanan bir matem var mıdır? Yediden yetmişe binlerce insanın, değişik ülkelerde kendilerini zincirlerle paralamalarına şehit imam Hüseyin (ra) ne der acaba? Hakkat Hüseyin (ra) mezarından dirilse de bu manzarayı görse!

               Şia Kerbela matemlerini zulme başkaldırı diye çarpıtıyor yıllardır. Şimdi Kerbela topraklarından çok daha kızıl rengi almış olan Irak, Yemen ve Suriye de kim zalim, kim mazlum, belli değil mi? bir asra yakındır zulüm altında inim inim inleyen İslam diyarının mazlumlarına karşı neden zalimlerin safındadır. İşte İslam coğrafyası… Nerede işgal, sömürü ve katliam varsa, orada kâfirlerin safında, onlarla işbirliği için de Şia da var.

Kardeşlik, zulüm, adalet edebiyatları boşuna… “takke düştü kel göründü” misali, Şia’nın da takiyyesi deşifre oldu, ümmete olan kin, nefret ve düşmanlıkları faş olup ortaya saçıldı. Allah (cc) Ümmeti tüm hainlerin, münafıkların, zalimlerin şerrinden muhafaza eylesin. Âmin! Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç