Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Oy Kullanmak Caiz (mi?) 11

12.03.2014

Oy kullanmayı caiz görmeyenlerin önemli delillerinden biri de bu ayetlerdir. Bu yazımızda ancak ayetlerin meali ve bir değerlendirmede bulunacağız. Asıl müfessirlerin görüşleri bir sonraki yazıya inşallah…

Maide Suresi 44-45-47. ayetler

Geçekten Tevrat’ı biz indirdik; bu kitap doğru yol kılavuzluğu ve ışık içerir. Gerek İslam’a bağlı Peygamberiler ve gerekse Allah’a (c.c.) bağlı bilginler ile din adamları Allah’ın bu kitabının görevli koruyucuları ve doğruluğunun şahitleri olarak Yahudiler arasında buna göre hüküm verirler. Şu halde insanlardan değil, benden korkunuz da ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayınız. Kimler Allah’ın indirdikleriyle hükmetmez ise onlar kâfirlerin ta kendileridir.

Freelyshout

Tevrat’ta, ehli kitap için, cana an, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda da karşılıklı kısas hükmü koyduk. Kim kısas hakkını bağışlarsa bu onun günahlarına kefaret olur. Kimler Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezlerse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. (Maide 44,45,47)

Özellikle seksenli yıllarda bu ayetlerin mealinden yola çıkan, iyi niyetli ama ilim ehli olmayan nice gençler, sanki “Dabbetu-l Arz”ın mührünü ellerine almışlar da tekfir etmedik kesim bırakmıyorlardı. Öyle ki, imamlık, memurluk, Amirlik, Avukatlık, Hâkimlik, Savcılık bir yana, şirk sisteminden kimlik almak veya aynı sistemin tesciliyle herhangi bir ticari müessese veya hizmet amaçlı dernek, vakıf, radyo vs. açmak dahi, küfür olarak kabul edildi… Bunun aksini iddia etmek veya değişik ihtimalleri gündeme getirmek ve korkaklık, bel’amlık, olarak kabul edildi.

               Bizzat katılmak zorunda kaldığım nice ateşli tartışmalarda, yalnızca herhangi bir şekilde sisteme buluşanlar değil, Allah’ın herhangi bir emrini yaşamayan veya yasağını çiğneyen kimse bile tekfir ediliyordu. Mesela çocuklarına namaz kıldırmayan, hanımını kızını tesettüre uygun giydirmeyen kimselerinde kâfir olduğunu, bu ayetlere dayanarak ifade eden hoca!, “ABİ” konumunda Müslümanlara rastladım. Bu vb. sapmalar İslam tarihinde hariciler vb. tarafından güdülen mantıktır. Yani pek öyle delile falan ihtiyaç duymaksızın kolayca tekfir etme mantığı…

Yıllar sonra, iki binli yıllarda “et yemezler” diye bilinen bir grupla karşılaştım. Diyorlardı ki, kasaptan et alıp yiyen kimse kâfirdir. Çünkü Allah (cc) ın adı anılmadan kesilen bir hayvanın etini yemekle, Allah (cc) şu ayetine karşı gelmiştir. “Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.” (En’am 6/137-138)

Tabi bununla kalmıyor, bu etten yemem yapan kimseye misafir olup aynı yemekten yiyen kişiyi de tekfir ediyorlardı. Aynı gerekçeyle… Sonra bunları tekfir etmeyeni de tekfir ediyorlardı. Kâfire kâfir demedikleri gerekçesiyle… Bu ayetlerin farklı tefsirlerinin olması, müçtehit imamların görüşleri, ehli kitabın dahi kestiğinin yenebileceğinin yine ayetle sabit olması, onları hiç ilgilendirmiyordu. Aksini iddia edenleri heva ve hevesleriyle Allah (cc) ın ayetlerini değiştirme gerekçesiyle yine tekfir ediyorlardı. Yani adamlar kafayı tekfirle bozmuşlardı. Kendilerinden başka her kesi tekfir etmek için mutlaka bir bahaneleri vardı.

Tabi bu arada kendilerini sadakatle Allah (cc) ın kitabına bağlı olan mütteki müminler, diğerleriniyse Allah (cc) ın dini tahrif eden, zavallılar! Olarak görüyorlardı. El iyazu billêh… Maalesef bunlar az da olasa hala varlar… Farklı gerekçelerle kendilerinden başkalarını tekfir etmek için bahaneler bulan, Selefelik adını kullanan ya da benzeri gruplar da bunlara eklenmiş durumda. Allah (cc) korusun… Bu mantığın hedefi adeta insanların hidayeti değil de tekfir edilmeleri…

               İşte tarih içerisinde zaman zaman harici mantığının tezahürü tekrarlanmakta ve oy kullanmaya karşı çıkan taraflar da aynı veya benzeri bir mantıkla, bu ayetlerin mealine bakarak, oy kullanmaya haram veya küfür gözlüğüyle yaklaşmaktadırlar.

Esasen son zamanlarda ilim sahasında en çorak yıllarını yaşayan ülkemizde, İslami konularda, meşhur tabirle “Ağzı olan konuşuyor.” Konuşanlar ehliyetsiz olunca da sapmanın her iki ucunda yani ifratta da tefritte de zirvelere varılmaktadır. Kimisi ulu orta tekfir ederken kimide ehli kitap da dâhil olmak üzere, hoşgörü! Sahibi bütün din düşmanlarını dahi cennete gönderme çabasına girdiler. Ancak bu iki tutum da tamamen olmasa da genel olarak yanlış ve sapma içerisindedir. Tabi bunda yıllardır resmi dinin propagandalarıyla daha farklı bir şekilde aldatılan ve şirkle hükmetse de devleti kutsal sayan gafil avamın etkisi yok değil. Ancak, İslamcı gençliğin etkiye tepki olarak bu denli haşin davranması, hele hele tekfiri ulu orta cesaretle gündeme getirmesi daha büyük yanlıştır. Doğru olan bütün tarafların nasları tahlil edilebilecek olan âlimlere kulak vermeleri ve ön yargıdan uzak bir güvenle teslim olmalarıdır. Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç