Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Oy Kullanmak Caiz (mi?) 16

27.03.2014

İhtilafı iftiraka değil, rahmete dönüştürme       

İnsanoğlu birçok hikmete binaen, yalnızca Fiziken değil, aklen ve ruhen de farklı yaratılmıştır. Ve her bir farklılık yüce yaratıcının azamet ve ince sanatının birer tezahürüdür. Bunun sonucu olarak, insanların olaylara ve nesnelere bakış ve değerlendirmeleri de farklıdır. 

Bunun en açık örnekleri İslam tarihinde oluşan ameli ve itikadi mezhepler ve mezhepler arasında oluşan ihtilaflardır. Şüphesiz, müçtehitlerin ihtilafları –haşa şahsi ihtiras ve çekişmelere değil, gayet yerinde tahlillerle, mevcut delillere, naslarda farklı anlaşılmaya müsait ifadelere ve elbette bakış açılarındaki fıtri farklılıklara dayanmaktadır. Müçtehitlerin her biri isabet durumunda iki, hata durumunda ise bir sevap alacaklardır.

Freelyshout

Bizim asıl konumuz, ihlas ve takva temeline dayanan ve gereken ölçüler dâhilinde gelişip devam eden bu ihtilafların İslam tarihine verdiği renklilik, kültür ve imkân zenginliği ve ümmet için ne denli rahmete vesile olduğudur. Şu anda da partiye oy vereniyle vermeyeniyle, siyasi çalışmalara katılanıyla katılmayanıyla, bu ihtilafları kendi hayatımızda aynen yaşamakla beraber birbirimizi asla kınamamalıyız. Nasıl ki herhangi bir konuda birimizin Hanefi, diğerimizin Şafii, başka birimizin Hanbeli veya Maliki’yi taklit etmesini asla bir iftirak ve husumet vesilesi kılmıyorsak… – cehaleti sebebiyle taassuba gömülüp mezhebi mutlak din gibi algılayan şaz fertler istisnadır. İstisnalarsa kaideyi bozmaz…

Her birimiz bizim taklit ettiğimiz müçtehit gibi, diğer kardeşimizin taklit ettiği müçtehidin de pekâlâ geçerli bir delile dayandığını bilerek saygı ve hoşgörüyle karşılıyoruz. Bu yaklaşımla bazen zaruret halinde bizim mukallidi olmadığımız bir mezhebin görüş ve içtihadı can simidi misali imdadımıza yetişiyor. Ve bu fetvayı, gökte ararken yerde bulmuşçasına cana minnet kabul ediyoruz. İşte ihtilafın ümmet için rahmet oluşu budur.

Şimdi ameli ve içtihada açık olan, oy kullanma ve meclise girme konusunu da neden aynı hoşgörü ve saygıyla yaklaşmıyoruz da konuya ya siyah ya beyaz gibi yaklaşıyoruz. Hatta daha ileri giderek olayı iman ve küfür çerçevesinde değerlendiriyoruz. Doğrusu siyasi çalışma yapan veya aktif siyasetle uğraşmayıp sadece oy veren camia içerisinde fanatik bazı fertler bazı sivri çıkışlar yapsa da, genel olarak, karşı taraf hoşgörüyle karşılıyorlar. Hele tekfir gibi bir hataya asla düşmüyorlar. Ancak bütünüyle siyasi çalışmaların karşısında olan çevreler aynı hoşgörüyü göstermeyip, parti camiasını asgari haram işlemekle itham ediyor, büyük bir kısmı da işi tekfire kadar vardırıyor.

İşin bir başka acı yanı karşı propaganda ataklarıdır. Bahsettiğimiz mezhep ihtilaflarında bir mezhebe mensup kişi, diğer mezheplere mensup olanlara karşı propaganda yapıp taklit ettiği mezhebi bırakıp kendi mezhebine gelmesini istemez. Hatta böyle bir şey gayet ayıp karşılanır.

Ama siyaset tartışmalarında bunun tam tersini görmekteyiz. Yine bu konuda siyasi çalışma tarafı olanlardan değil de daha çok tekfirci olan karşı taraftan aleyhte propaganda atakları yaşanmaktadır. Denebilir ki, insan bir işi küfür gibi tehlikeli görüyorsa uyarması doğaldır. Bu tespit yanlış değil ama tekfir görüşü kesinlikle yanlıştır. Biz de bu küçük araştırmamızla bunun ispatını yapmaya çalışıyoruz. Şurası kesin ki, içtihada açık bu konuda tartışmaları iman- küfür cepheleşmesine götürmek gayet üzücü, tehlikeli, bize kaybettiren, düşmanımıza kazandıran bir durumudur.

Dikkat çeken bir başka gariplik de oy vermeye karşı çıkan çevrelerin parti camiasına oranla daha taassupkâr ve ön yargılı yaklaşmasıdır. Bunun sonucu olarak bu genç tabaka karşı tarafın delillerini adeta yok sayarak kendisinin haklı, karşı tarafın ise kesin haksız olduğu zehabına kapılmaktadır. Selefilik ismini de kullanan (ki bu ismi hak etmiyorlar) tekfirci kesimin en büyük handikapıysa kendi görüşünü mutlak doğru kabul edip, onun şablonuna uymayanı mutlak yanlış görmesidir. Maalesef bu fanatiklik çoğunlukla tekfire çıkıyor.

Bu durum yalnız siyasette değil, tartışmaya açık her konuda da yanlış bir tutumdur. Hâlbuki parti camiasına nispetle daha çok okuyup araştıran bu kesimin, daha çok hoşgörülü olması gerekir. Ayrıca karşının görüşünün de pekâlâ doğru olabileceği ihtimali ile meseleye yaklaşması beklenir ama heyhat…

Şu ifadeleri tekrar edeyim. Bu günün şartlarında oy kullanmayan, dolaylı olarak İslam’a karşı olan bir partiye destek olmaktadır. Sadece siyaset ve yönetim değil, cumhuriyet kurulalı beri gizli bir el Müslümanları tüm idari kadrolardan uzak tutmak istiyor. Her tür memurluk, öğretmenlikler, üniversiteler vs. ta ki Müslümanlar, tarlalarda ırgat, fabrikalarda inşaatlarda işçi olsun, hamal olsun, Rençber olsun… Seyyar satıcı, ayakkabı boyacısı olsun ama söz sahibi olacak bir makamda olmasın. Şu an kapı kapı dolaşıp oy kullanmak şirktir, haramdır diyen gençler, daha iyi düşünmek zorundadırlar. Unutmayalım ki “cehennem yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç