Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Şam’ın Çığlığı 2

12.07.2013

Dün (22 eylül 2012) Gaziantep eski hükümet konağı meydanında Suriyeli şehitler için gıyabi cenaze namazı ve basın açıklaması vardı. Doğrusu bir basın açıklaması için yeterinden fazla kalabalık vardı. Ancak ben şahsen binlerce insanın meydanı miting meydanına çevireceğini bekliyordum. Değil mi ki Gaziantep Suriye’nin bitişik komşusuydu. Daha dün gibi Gaziantep, birçok Anadolu şehri gibi İngiliz, Fransız vs güçleri tarafından işgal edilmiş ve benzeri bir mezalim yaşamıştı.

Hâlbuki bu gün Suriye’de yaşanan mezalim, tarihte yaşanmış binlerce mezalimden çok daha acı… Bilinçli bir katliam, adeta bir soykırım yaşanıyor. 200 000 i aşkın şehit, 400 000 kişiyi aşkın yaralı, 500 000 e yakın muhacir… Şehitlerin ağırlıklı bölümünü; çocuk, kadın ve yaşlı siviller oluşturuyor. Yaralıların birçokları; kör, sakat… Kolları kopanlar… Bacakları kopanlar… Zindanlarda kaç yüz bin insan var? Bu bilinmiyor… Kaç on bini işkenceler altında şehid oldu? Kaç tanesi hayatta?.. kaç bin masum kadın çocuk tecavüze uğradı?.. Tüm bunlar meçhul… İranlı, Iraklı, Lübnanlı ve Suriyeli Şiiler, Rusya, Çin, Güney Kore vs dünya müstekbirleriyle ittifak ederek emsali görülmemiş bir katliam yapıyorlar. Bu zalimler, iki şeyi çok iyi yapıyorlar. Birisi, hava akınlarıyla bombardıman yaparak binaları içinde bulunan her şeyle enkaza çevirmek, diğeri de keskin nişancılarla sinsice öldürmek…

Şia’nın İslam Ümmetine karşı küfürle ittifakı ve işbirliği yapması yeni değil. Moğolların Anadolu’yu istilası, Şia’nın onlarla ittifak edip ümmetin ordusuna ikinci bir cephe açmasıyla olmuştu. Birinci haçlı savaşında Kudüs’ün haçlıların eline düşmesi Şii olan Fatımilerin arkadan İslam ordusuna ikinci bir cephe açmaları sonucudur. Şah İsmail’in, Timur’un İslam ordularıyla savaşları vs…

Freelyshout

Suriye’deki Şii Nusayri zulmü 3 çeyrek asırdır devam ediyor. Sadece diğer zamanlarda aheste aheste yok ediyorlardı, şimdiki savaşta ve Hama Humus katliamında toplu olarak öldürüyorlar. Zulme karşı olmaya dair edebiyat yapan İran, Nasrallah ve Mukteda Sadr ve benzerleri ise tüm bu katliamları canı gönülden ve bütün imkanlarıyla desteklemektedirler. Şia, bu konuda çok tecrübeli… Hem vuruyor, hem de yandım anam diyor. Yahudiler gibi… Nede olsa Şia’nın kurucusu Yahudi olan Abdullah bin Sebe’ dir. İran’ın sivil yolcu uçaklarının her gün ırak üzerinden Suriye’ye tonlarca silah, mühimmat ve çok sayıda devrim muhafızı taşıdığını basından okumuşsunuzdur.

Onlar katliam yaparlar, Amerika’nın oyunlarına karşı olurlar… Biz katliamları eleştiririz Amerikancı!, rabıtacı! oluruz… Şia Amerikan oyununu bozmak için neden Amerikalıları değil de Suriyeli mazlumları hedefe koyar, onlara katliam uygular. Hem de kadın çocuk, genç, ihtiyar ayırmadan. İran Amerika’ya karşıysa ıraktaki Amerikan güçlerine karşı çıksın. Amerika Irak’ı Şia’yla işbirliği sayesinde işgal etmedi mi?..

Şia Ashabı Kiram’ı (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) tekfir eder, Kur’anı Kerim tahrif edilmiştir der, Aişe (ra) annemize (haşa) fahişe der hala ehli kıble olarak Müslüman kabul edilir. Biz onların tüm bu iftira ve hezeyanlarına cevap verince ümmet içine fitne sokmakla itham ediliriz. Şia meydanı, tam da “itlerin salındığı, taşların bağlandığı” bir saha olamaya devam ediyor… Heyhat… Bu konuda hala şüphe edenler, bizzat kendileri İran’dan İran maarif bakanlığı mührü vurulmuş Kuleyni’nin “usulul kafi” isimli kitabını getirsinler ve incelesinler. Arapça bilmiyorlarsa güvendikleri bir alime gidip inceletsinler.

Basın açıklamasında iki gün önce Halep’ten gelen yaşlı bir âlime konuşma hakkı verilmişti. Hem ağlıyor, hem ağlatıyordu. “Halep’te hava bombardımanları sonucu, kadın, çocuk, yaşlı, genç insanların; kol, bacak, parçalanmış gövdeler ve beyinleri dışarı fırlamış başlarının bina enkazlarına, taşa toprağa karıştığını haykırıyordu… Neredesiniz ey ümmet… İran ve Irak’ın binlerce askerleri, hizbullatın binlerce milisleri Rusya, Çin, İsrail ve Kore’nin uzmanları, pilotları, keskin nişancıları oradalar. Hepsi bize karşı katliam yapıyorlar. Ey Fatih Sultan Muhammed’in torunları, Selahadini Eyyubi’nin torunları siz neredesiniz.” diye feryat ediyordu. 

Bu feryat ve çığlıklar karşısında İslam ümmeti ayağa kalkmalı. Her yerde mitingler, konferanslar, paneller, basın açıklamaları düzenlenmeli. Yetkililer daha fazlasını yapmaya davet edilmeli. En azından birleşmiş milletler! vb uluslararası kuruluşlar, en azından Suriye’nin hava sahasını askeri amaçlı uçuşlara kapatmalı. Annelerin, çocukların, yaşlıların kısacası mazlumların feryatları duyulmalı. Mezkûr programda son konuşma hakkını fakire verdiler. Orada haykırdığım çığlığımın son sözleriyle bitireyim. Ey Suriyeli mazlumlar ve mücahitler! Sabredin, sebat edin, azmedin, “üzülmeyin ve gevşemeyin inanın ki siz galip geleceksiniz.” Ve ey İslam ümmetine karşı her telden kâfirlerle işbirliği yapan Şiiler, nusayriler, ey dünyanın zalimleri! Şunu iyi bilin ki hak hep üstündür asla mağlup olmaz… Eğer zalimler kazansaydı firavunlar kazanırdı, nemrutlar, ebreheler kazanırdı… Eğer hakkın karşısında olanlar kazansaydı, Mekke müşrikleri Resulullah (sav) ve ashabına karşı (ra) kazanırdı… ey ümmetin yiğit evlatları siz sebat ve azmedin, bilin ki Allah (cc) ın yardımı sizinledir ve zafer yakındır. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç