Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Şam’ın Çığlığı

09.07.2013

Şam diyarı yanıyor. Şam diyarı yıkılıyor. Şam diyarı yakılıyor. Tarih birçok yıkım, katliam, soykırım görmüştür. Bu gün Şam’da yapılan mezalim gibisini görmüş müdür? Olabilir ama galiba en çetin mezalim böyle bir şey olsa gerek.

Şam’da anneler, babalar, çocuklar feryat ediyor. Şam’da yaşlılar gençler feryat ediyor. Şam’da ormanlar, kurtlar, kuşlar feryat ediyor. Şam’da yer gök feryat ediyor.

Geçmişte Buruc suresi ve Resulullah (sav) ın meşhur hadisinde anlatılan ashab-ı Uhdudun mezalimi bu örneklerdendir. Zalim kral kendisini ilah olarak kabul etmeyen kendi halkından; kadın, çocuk, yaşlı genç ayırmadan 80 000 masum insanı ateş dolu hendeklere atarak yakmıştır. İslam ümmetine karşı Haçlılar, Moğollar, tatarlar taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmamacasına katliam yapmışlardır.

Freelyshout

Ancak şu an Şam’da yaşanan katliam emsali görülmemiş bir katliam. Şam katliamını farklı yapan, Rusya, Çin, kuzey Kore vb küfür diyarından özel birliklerin, uzman kadroların, pilotların ve keskin nişancılardan binlercesinin orada fiilen savaşıyor olması değil. Yine mezkûr ülkeler ve birçok batılı ülkelerin en ağır hava, kara ve deniz silahları ve mühimmatıyla Şam katliamına dertsek vermeleri de değil. Ki şu an Suriye’de katliam yapan hava pilotları ve keskin nişancıların hemen hepsi mezkûr ülkelerden. Sadece Nusayri güçleri olsa, onlar çoktan savaşı kaybetmiş durumdadırlar.

Evet, Şam katliamını asıl farklı yapan, yıllardır “İslam cumhuriyeti” ismiyle reklam yapan İran Şii cumhuriyetinin ve onun uzantısı olan “Hizbullah” ismini kirleten suç şebekesinin her yönüyle bu işe müdahil olmalarıdır. İran en az 5000, Hizbullah ise en az 2000 özel timleri, devrim muhafızları ve keskin nişancılarıyla fiili olarak mazlum Suriye halkıyla savaşa iştirak etmektedirler. Dışarıdan dört bir yandan Suriye’ye girip savaşan Şii asker/milis sayısı 67.000 olarak basına yer aldı. Kendileri gırtlaklarına kadar Şam katliamının günahına batmışken, bir de “Türkiye kendi içişlerine baksın” demeçleri vermektedirler. Acem oyunu bu olsa gerek.

Yıllardır zulme karşı ve mazlumun yanında olma edebiyatını en çok Şiiler yaptılar ve yapmaktadırlar. Ama Şiiler Hama katliamında zalim baba Esedle saf tuttukları gibi, bu günde zalim oğlu zalimin safındadırlar. Ümmet bu filmi daha önce çok gördü. Bunlar Şiilerin tipik takiyelerindendir. Ümmet birliği edebiyatını da en çok Şiiler yaparlar. Ancak ümmetin evlatlarına nasılda ibadet aşkıyla kıyıyorlar. Her yıl nerde bir avuç Şii varsa imam Hüseynin şahadetini bahane ederek, Ashabı Kiram (ra) a ve ehlisünnete kinlerini tazelerken hep zulüm üzerine ağıt yakarlar. Ama kendilerinin şu an Şam’da uyguladıkları zulüm, zalim yezidin zulmünden daha da beter. Aman ya Rabbi “bu gün düne ne kadar da benziyor”…

Şia’nın Şah Rıza Pehleviye karşı yaptığı başkaldırı, “zulme karşı kıyamdı” peki Suriyeli mazlumların 70 yıldır şahın misli misli zalim olan Nusayrilere karşı yaptıkları bu kıyam neden “Amerikan oyunu” oluyor. Tarih boyu şia ümmete ihanet etmeye devam etmiştir. Şia’nın, ümmetin düşmanlarıyla ciddi manada bir hesaplaşması neredeyse yoktur. Bunları ilerde tafsilatıyla paylaşmak gerek. Şimdiye kadar kan kusup kızılcık şerbeti diye sineye çektik ancak artık konuşmak vaktidir…

Şam çığlıklarından şimdilik sadece bir örnek:

Bu gün yüz yüze konuştuğum Suriyeli bir mücahit anlatıyor: “Suriye ordusundan mücahitlerin safına geçen, beraber aynı birlikte savaştığım bir mücahit, akrabalarından birine telefon etti. Anne babası, hanımı ve iki çocuğunu, mücahitlerin bölgesine geçirmesini istedi. Ancak ismi kendilerince fişlenmiş olan mücahidin ailesini şebbiha kontrol noktasında soy isimlerinden tanıyıp esir aldılar ve şii-nusayri bir köye teslim ettiler. Şiiler on beş gün boyunca aile bireylerine defalarca tecavüz etmekle kalmadılar. Her gün o arkadaşı telefonla arayarak, “günde kaç kişinin aile bireylerinin üzerinden geçtiğini onların kendi ağızlarından dinle” diye kendisine psikolojik baskı uyguladılar. Arkadaşım rüşvette dahil onları kurtarmak için birçok yola başvurdu. Ulaşabileceği herkese ulaştı, yalvardı yakardı… ta ki Hasan nasrallata kadar ulaşıp ailesinin serbest bırakılması için telefon ettirdi. Ancak haftalar sonra ve doğumda yaptıktan sonra, hanımı ve babasını bıraktılar. Ancak yine telefon ederek: “eşinden bir mehdi peydahlattık sana onu da hediye olarak gönderiyoruz” dediler. Ama arkadaşımın psikolojisi alt üst oldu, kimyası bozuldu. Toparlanabilir mi bilmiyorum… Bu çığlık abartılı gibi anlaşılır mı bilmiyorum. Daha bunun gibi nice çığlıklar var… Otuz yıl önce Beşşar’ın zalim babasının hama katliamı sonrasında zindanlara doldurdukları nice “İhvanı Müslimîn” mensubunun eşleri, bacıları veya herhangi bir akrabasına gözleri önünde tecavüz ederek, fiziki işkencelerine bir de psikolojik işkence eklemişti. O mağdure bacıların birkaç mektubunu gözyaşları içerisinde o zamanki dergilerden okumuştum. Ben okurken gözyaşlarına boğulduğuma göre, bu mezalimi yaşayan mazlumların halini varın siz düşünün… Devam edecek inşallah. selam ve dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç