Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Vahdet ve Allah (c.c) ın Yardımı Ne Zaman?

25.03.2018

Çokça söylediğim bir sözün tekrarıyla başlayayım. “Ümmetin bu perişan hali; ne düşmanının gücünden, ne de ümmetin güçsüzlüğündendir. Tefrika sebebiyle gücünün dağılmasındandır.” Bu halden kurtuluşunun yegâne yolu ise, birlik, beraberlik, kardeşlik ve ümmet ruhuyla yeniden gücünü toparlamasıyla mümkündür.

Maddi güçlerin bir yere kadar etkisi var. Ancak asıl bizi biz yapan ve düşmanımıza karşı galip kılan şey, manevi gücümüzdür. Nitekim Allah (cc) şöyle buyurur: “Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Ali İmran 3/160)

Tarih bu hakikatin şahididir. Sadece Huneyn savaşıyla, Bedir, Uhud, Mute vb. diğer birçok savaşları karşılaştırmak bile yeterlidir. Diğer savaşlarda fiziki açıdan düşman ordusu, İslam ordusundan kat kat fazladır. Mute savaşında ise İslam ordusu üç bin mücahit, düşman ordusu ise yüz bin kişidir. Sonradan gelen yüz bin kişilik takviye gücüyle iki yüz bin kişi olmuşlardı. Takviye gücünü saymasak bile on değil onlarca kat daha fazladırlar. Ama Allah (cc) ın nusreti ve inayetiyle yine düşman ordusuna karşı zafer kazanmışlardır.

Freelyshout

Resulullah(sav) hayatta iken düşmanla yapılmış savaşlardan, sonra yeniden zaferle sonuçlanmış olsa da, başlangıçta yenilgi yaşanmış tek savaş, Huneyn savaşıdır. Bu savaştı ilk defa İslam ordusu, maddi güç olarak düşmandan daha fazladır. Ancak Mekke fethinde Müslüman olup, imanı henüz içine sindirmemiş nice Müslümanlar, Allah (cc) ın yardımından ziyade kendi güçlerine güvenerek böbürlenmişlerdi. “var mı bize yan bakan” tavrına girmişlerdi. Allah (cc) da “madem öyle işte böyle” dercesine onlara önce hezimeti yaşatmıştı.

Daha sonra Resulullah(sav) ın “ya ashab-eş Şecerah” nidasıyla etrafında kenetlenen, sayıca az ama sadakatli sahabeler ile zafer kazanmıştı. Yani zafer, fiziki gücüne güvenen kalabalık orduyla değil, Allah (cc) a güvenen ve Allah (cc) ın yardımını hak eden azınlık bir güçle kazanılmıştı.

               Şu halde hak cephesinin zaferleri, hakkın yardımıyla mümkündür. Ne yapıp edip ilahi yardımı hak etmemiz gerekmektedir. Çünkü iş fiziki güce kaldığı zaman, düşman fiziki olarak açık ara önde olmaya devam edecektir. Ama Allah (cc) ın yardımı bizimle olduktan sonra, bizi yenecek güç yoktur, olamaz. Yukardaki ayeti kerime bunun apaçık delilidir. İşte aynı sureden birkaç ayet daha:

Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir’de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah’tan sakının ki O’na şükretmiş olasınız. O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir? Evet, siz sabır gösterir ve Allah’tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder. Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır. Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler diye, size yardım eder.” (Ali İmran 3/121-127)

Bu ayetlerden de net anlaşılacağı üzere, Allah (cc) ın yardımını hak etmenin ilk şartı Allah (cc) a kulluğun hakkını vermemizdir. Bu kulluk, taat ve ibadet üzere sabır ve sebat göstermemiz, onun dinini insanlığa iletmekte azim, sabır ve sebatla devam etmemizdir. En az günde kırk defa okuduğumuz, Fatiha suresinin iki ayeti şöyledir. “(Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha 5) ikinci şartı da Allah (cc) ın dini yaşadıktan sonra onun yeryüzünde yaşanır hale gelmesi ve hâkimiyeti için çalışmaktır. Nitekim diğer bir ayet de şöyledir: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed 47/7)

Üçüncü bir şartta bizi bölüp parçalayan tefrika illetinden kurtulmamızdır. Bu konuda da ayet hadis çok işte iki örnek: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” (Ali İmran 3/105) “Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.” (Enam 6/159)

Biz rabbimize karşı görevimiz yaptığımız zaman, rabbimizin de bize vadettiği yardımını gönderdiğini, rahmetini sağanak sağanak yağdırdığını göreceğiz. Devam edeceğiz inşallah. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç