Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Vurun Baharcılara…

17.09.2014

Arap baharı diye anılan, ancak benim daha çok “İslam baharı” veya “ümmet baharı” ismini tercih ettiğim “asrın kıyamıyla” ilgili karalama kampanyaları hızlanarak devam ediyor. Başladığı gün de İslam baharı hakkında iftiralar, kara çalmalar vardı. Ancak doğulusuyla batılısıyla asrın kıyamından rahatsız olan emperyalistler ve onların uşakları ilk anda şoke oldu ve ne yapacaklarını şaşırdılar. Dolayısıyla karalama konusunda da bir müddet kararsız kaldılar. Ayrıca bu kıyamın menşeini daha yeterince kestiremiyorlardı. Bakmayın onların afra tafra reklamlarında kendilerini ilahi gücün üstünde göstermeye çalışmalarına… tüm fezayı uydularla donatmalarına falan…

Tek millet olan küfür, ilk anda bu kıyamın sıradan halk kalabalıkları tarafından gerçekleştiğini veya ağırlığın böyle olduğunu düşünüyorlardı. Tabi bu durumda onlarla irtibata geçmek ve eski sömürü çarklarını devam ettirmek zor değildi. Nede olsa onların asırlardır orada yerleşmiş; gizli, aşikâr, derin, sığ güçleri vardı. İçerden de istedikleri zaman, istedikleri kadar devşirme bulabiliyorlardı.

Ancak ne zaman ki asrın kıyamının motor gücünün İslam ümmetinin evlatları ve özellikle de ihvanı müslimîn’in yiğit erlerinin olduklarını gördüklerinde işin rengi değişti. Bunu öğrenir öğrenmez içeride ve dışarıda ne kadar güçleri varsa hepsini harekete geçirdiler. Emperyalistlerin satılmışları olan despot bakiyeleri de zaten efendilerinden işaret bekliyorlardı. İşaret gelir gelmez de harekete geçtiler. Yıllardır batıyla işbirliği içinde ümmetin servetlerinden sömürerek çalarak talan ettikleri milyar dolarlarını, ton ton altınlarını, bilmem ne bankalarındaki gizli hesaplarını korumak ve eski saltanatlarını devam ettirmek için bir ümit yine batılı efendilerinin emirlerine ram oldular. Zaten başka da şansları veya çıkış yolları yoktu! Her şeye rağmen onlar yüzlerini ve yüreklerini mazlum halklarına dönselerdi, yine de halkları onlara yüreklerini açarlardı ya neyse…

Freelyshout

Onların bir asra yakındır hırsızlıklarının ne derecelere vardığını medyaya düşen bilgi kırıntılarından ancak tahmin edebiliyoruz. Tunus’ta Zeynel Abidin Bin Ali’nin dört ton altınla kaçtığı söylenmiştir. Onun eşi Leyla Trabelsi’nin Fransa’dan yemek üzere tatlılar getirttiği, kaplan beslediği hatta bu kaplanın tavuk ile doyurulduğu, akrabalarıyla ve yakınlarıyla adeta bir ahtapot gibi devletin tüm kademelerini sarıp sarmaladıkları ve sömürdükleri… 1000 çift ayakkabısı olduğu… Esma Esed’in giyime olan düşkünlüğü… Katar Şeyhi’nin modayı yakından takip eden eşi için ünlü bir giyim markasını 735 milyon Euro karşılığında satın alması…

 Kasım 1996’da ABD’nin Riyad Büyükelçiliği’nden Washington DC’ye gönderilen gizli bir belge Suudi Arabistan Kraliyet Ailesi’nin harcamasına dair fikir vermektedir. Belgede; kraliyet ailesinin her ferdine düzenli bir aylık bağlandığı, Abdülaziz’in oğullarının ayda 200-270 bin dolar, torunların ayda 27 bin dolar, torunların çocuklarının ayda 13 bin dolar ve torunların torunlarının ise 8 bin dolar maaş aldıkları, bu maaşların aile üyesinin doğar doğmaz bağlandığı hususları yer almaktadır. Bu ödemelerin sadece görünen kısmıdır. Binlerce prens ve prenses Suudi Arabistan Havayollarından sınırsız sayıda bileti ücretsiz alabilmekte, binlerce dolar tutan telefon faturalarını Suudi devletine ödetebilmekte iken Abdullah kral olduktan sonra bu hakları iptal etmiştir. Diğer diktatörlerin aileleri ve aile çevrelerinin durumu bundan farklı değildir. Böyleyken bunlar bu saltanattan kolay vazgeçebilirler mi?

Ümmetin baharına / asrın kıyamına karşı duranlar saymakla bitmez. Ancak cümlesini üç başlıkta özetleyebiliriz. İslam diyarının birçok köşelerine dağılmış olan irili ufaklı birçok Şii grup veya fırkalar diğer kâfir ve zalimlerden daha çok ümmet kıyamına karşı duruyorlar. Karşı duruş ne ki binlerce asker ve timleriyle fiili olarak savaşıyor ve bunu aleni yapıyorlar. Çünkü bu konuda batılı efendilerinden icazetliler. Bakmayın medyada horoz dövüşü yaptıklarına. Zaman ve şartlar gerektirdiğinde hemen ittifaklarını izhar ederler. İşte bakınız, Şia ırakta, Afganistan’da ABD ve Avrupalı kâfirlerle ittifak halinde, Suriye’deyse Rusya ve Çin’le ittifak halindedirler. İttifak kuracakları devletlerin komünist, kapitalist, sosyalist, faşist vs. olmaları fark etmez önemli olan Sünni İslam milletine yani İslam ümmetine karşı olmalarıdır. Devam edeceğiz inşallah. Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç