Aileyi Tehdit Cezasız Kalmamalı

12.01.2026
Aileyi Tehdit Cezasız Kalmamalı

Bu günlerde avukat olduğu söylenen, ama daha çok bir ortalık kadınını andıran bir zavallının sosyal medyadaki akıl dışı ifadeleri tartışılıyor. Bu zavallı şöyle diyor: “Senin zina yapmış olman bile -ki bunu ispatlamak çok zor- çocuğun velayetini kaybettirmez. Zina suç değil, Türk ceza kanununda zina diye bir suç yok. Sadece bir boşanma sebebi. Baktığında “git” dediğinde sana yapışıp boşanmayacağım diye diretirken, senin biriyle duygusal bir şeyler yaşaman bana göre zina değil. Ama zina da yapmış olsan; o çocuğun velayeti, üstün yararına bakılarak anneye verilir. Yani o küçük beyinli kocanın; seni zina yaptın diye çocuğun velayetini senden alırım diyerek seni tehdit etmesine asla izin vermiyorsun. Çünkü sen biliyorsun ki, zina yapmak çocuğun kaybedilmesine bir sebep değildir. Zina sadece kusurlu yapar. Neyse parasını verir göndeririz. Bunu asla kafana takma. Seni tehdit eden adamı bana gönder. Ben çocuğunu velayetini, nafakasını hepsini alırım. Sen bu arada sadece parla. Parlamak için varız.”

Neresinden alırsanız bu ifadeler kelimenin tam anlamıyla felaket… Bu sözleri “hukuk insanı” bir insan değil, sıradan bir insan dahi söylerse yanına kalmamalı. Bakınız Rusya, Polonya, ispanya ve daha birçok ülke aileyi tehdit eden ifadeleri yasakladı ve bunun için ceza-i müeyyideler getirdiler. Hâlbuki bu konuda biz en önde olmalıyız. Zira bize göre evlenmek ibadet aile ve anne mukaddestir. İnancımız, örf ve adetlerimiz aileyi tehdit eden çıkışlara izin vermez.

Biz yarım veya bir asırdır “Avrupa kriterleri” dedik durduk ve birçok değerimizi yitirdik. Hâlbuki aileyi yıkan Avrupa’nın için için yok oluşa doğru gittiğini net olarak görüyoruz. Şimdi biz de yok olmak mı istiyoruz ki, batılıları batıran uygulamalara sarılıyoruz. Bir yandan önümüzdeki on yılı “aile yılı” olarak belirliyoruz. Öte yandan aileyi yıkmak için 7/24 faaliyette olan feminist örgütlere ve onların borazanı olan sosyal medyaya meydan vermeye devam ediyoruz. Tam da “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” vaziyetleri.

nsosyal

Zinaya Ve Aileyi Tehdit Edene Ceza Gelmeli

Bu ülkede aile, sadece sosyolojik bir yapı değil; medeniyetin taşıyıcı kolonu, toplumun sigortasıdır. Buna rağmen son yıllarda, kimi zaman “avukat”, kimi zaman “sanatçı”, kimi zaman da başka bir unvanın arkasına saklanan bazı çevreler, aileyi doğrudan ya da dolaylı biçimde tehdit eden, kadını isyana çağıran, erkeği ise kadının doğal hasmı gibi gösteren bir dil kullanmaktan çekinmemektedir. Bu dil masum değildir; sonuçları ağırdır.

Aileyi yıkan milletler, tarih boyunca ayakta kalamamıştır. Çünkü aile çöktüğünde, ahlak çözülür; ahlak çözüldüğünde hukuk da, ekonomi de, devlet de çöker. Bugün “özgürlük” veya “bireyselleşme” ambalajıyla sunulan pek çok söylem, gerçekte kadını da erkeği de yalnızlaştıran, çocuğu ise sahipsiz bırakan bir yıkım sürecine hizmet etmektedir.

Şu soru açıkça sorulmalıdır:


Kadın, isyan edip yuvasını yıktığında gerçekten mutlu mu olacaktır?
Ortaya konulan örnekler, bunun aksini göstermektedir. Yıkılan yuvaların ardından gelen şey huzur değil; yalnızlık, güvensizlik ve çoğu zaman pişmanlıktır. Kadını sürekli “mağdur”, erkeği sürekli “fail” olarak konumlandıran yaklaşım, ne adaletlidir ne de gerçekçidir. Bu, bir tarafı güçlendirirken diğerini ezmek değil; her iki tarafı da karşı karşıya getirerek aileyi felç etmektir.

Erkeği kadının hasmı gibi görmek nereye kadar?
Karı ve koca, bir savaşın tarafları değil; aynı bütünün iki parçasıdır. Biri olmadan diğeri eksik, biri yıkıldığında diğeri de yaralıdır. Aile; hazım olup taraflaşarak değil; bir beraber olup yardımlaşarak ayakta kalır. Huzur yuvası bir aile, birbirini suçlayan bireylerle değil; birbirini tamamlayan eşlerle inşa edilir.

Bu nedenle mesele sadece ahlaki bir çağrı meselesi değildir; hukuki bir sorumluluk meselesidir. Toplumu oluşturan en temel kurumu hedef alan, aileyi sistematik biçimde zayıflatan, kadını yuvasına karşı kışkırtan ve bunu kamusal etki gücü olan mecralarda yapan hiçbir kimse “ifade özgürlüğü” perdesinin arkasına sığınarak kurtulmamalıdır. İfade özgürlüğü, toplumu çökertme özgürlüğü değildir.

Aileyi tehdit eden, aileyi hedef alan, aile bağlarını bilinçli biçimde aşındıran söylem ve eylemler karşılıksız kalmamalıdır. Ceza, intikam için değil; caydırıcılık ve koruma içindir. Nasıl ki kamu düzenini bozan fiiller yaptırıma tabi ise, toplumun çekirdeği olan aileyi dinamitleyen girişimler de hukuk önünde karşılık bulmalıdır.

Aileyi korumak, kadını asi yapıp kocasına hasım yapmak değildir. Sağlıklı bir aile ve huzurlu bir hayat için, kadını ve erkeği birlikte korumak gerekir. Aileyi savunmak, geçmişe dönmek değil; geleceği ayakta tutmaktır. Ve şunu artık açıkça söylemenin zamanı gelmiştir: Aileyi tehdit eden her uygulama durdurulmalı, zina suç olmalı, bunun için gerekli düzenlemeler acilen yapılmalı ve aileyi tehdit eden açıklamalara da ceza gelmelidir. Subhaneke… Bi-hamdike… Esteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
webnorya © - Muhammed Özkılınç