Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

BM Birleşik Üç Maymunlar Çetesi

02.10.2016

Yıllardır Erdoğan ve çok az sayıdaki “adam” BM nin görevlerini yerine getirmediğini söylüyorlar. “Dünya beşten büyüktür” diyorlar. Kendi işlevini yerine getirmemesi bir yana, işlevinin tam tersi nece işlere imza atmaktadır. Büyük mezalimlere alet olmaktadır. Myanmar’da, orta Afrika’da binlerce insanın diri diri yakılmak, parça parça edilerek katledilmek gibi nice cürümlere hep seyirci kaldı. İşte Suriye, ırak, Afganistan, Keşmir, Filistin, Mısır, Libya, Tunus, yemen vs… Artık net olarak ortaya çıkmıştır ki, BM sadece zalimlerin, emperyalistlerin çıkar ve menfaatlerine hizmet eden bir çetedir.

Dünyada olan bitenler bu çetenin çıkarlarına dokunduğunda hemen dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Ama katliamlar, işgaller, mezhep savaşları, örgütler, çeteler, mafyalar, localar onların menfaatlerine uygunsa destek veriyorlar, körüklüyorlar, silahlandırıyorlar vs.

Dün medyaya bir haber düştü. Özetle şöyleydi:

Freelyshout

Musul’un IŞİD eline geçtiğini gören Tahran yönetimi, ‘Şii Hilal’inin bozulmaması için IŞİD’in kopyası bir örgüt kurdu. ‘El Horasani Tugayı’ adı verilen bu örgüt, yalnızca 9 ayda tüm teşkilatlanmasını tamamladı, ağır silah ve teçhizatla donatıldı.

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta hâkimiyet kazanması, komşu devlet İran’ın çıkarlarını tehlikeye düşürdü. Suriye’deki iç savaşın da patlak vermesiyle tehlikeye giren ‘Şii Hilal’ini yeniden parlatmak için harekete geçen İran, bu iki ülkede kendi hesabına çalışan silahlı örgütlere desteğini artırdı. Musul’un IŞİD tarafından işgal edilmesinin ardından çalışmalarına hız veren Tahran, Irak’taki proksi örgütlere bir yenisini ekledi: El Horasani Tugayı.

İran Devrim Muhafızları’nın özel dış operasyon birimi olan Kudüs Gücü’nün eğittiği bu ve benzeri Şii örgütlerin herhangi bir yasal yükümlülüğü bulunmuyor. Yönetiminde Şiilerin etkin olduğu Irak’ta herhangi bir yaptırımla da karşılaşmıyorlar. Şii Horasani Tugayı format olarak IŞİD’in neredeyse birebir kopyası olmasıyla dikkat çekiyor.”

Bu haber doğru olmakla beraber çok gecikmiş ve de eksik bir haber. Sebebine gelince İran onlarca yıldır bu işi hep yapıyor. Nerede bir Şii grup, aşiret, topluluk varsa buluyor buluşturuyor, sahipleniyor, örgütlüyor terörize edip kendi çıkar ve menfaatleri için kullanıyor. Lübnan’daki “Hizbullah” Yemende “Husi”lerden oluşturduğu “Ensarullah” ırakta “Bedir tugayları” Afganistan, Pakistan, Körfez ülkeleri, birçok Afrika ülkesinde oluşturduğu irili ufaklı onlarca örgüt…

Bizim kendi ülkemizde boş mu duruyorlar. Bir ara CHP eliyle 700 alevi dedesinin İran’a götürülüp eğitildiği haberi basına yansıdı. Ama üzerinde hiç durulmadı, kapatılıverdi. Diğer yandan ülkemizde “ehlibeyt” ismini istismar eden birçok cemiyet ve grup, Necef ve Kum’a binlerce çocuk yaştaki insanımızı gönderip, ümmete karşı kim ve nefretle donatmaya devam ediyorlar. Yani nerede Şia kokusu taşıyan bir topluluk varsa İran’ın ilgi alanı içerisindedir. Bu tutum pers ırkçılığının ötesinde bir şey… Ümmet için en büyük tehlikelerden biridir İran’ın yayılmacı turumu.

İsimler çok dikkat çekici. “Hizbullah” “Cundullah” “Ensarullah” “Kudüs Tugayları” “Bedir tugayları” “Tevhid Tugayları” “Mehdi Ordusu” vd. En çekici, cezbedici isimleri kullanıp ümmetin cahil çocuklarını aldatıp tuzağına düşürmekte çok ustalaşmıştır İran. Kime çalıştığı belirsiz olan “Deaş”ın kullandığı tevhit bayrağı ve “İslam devleti” ismi nasıl bir tuzaksa, İran’ın kullandığı tüm bu isimler de tuzaktır, istismardır.

Haberdeki “İran Devrim Muhafızları’nın özel dış operasyon birimi olan Kudüs Gücü’nün eğittiği bu ve benzeri Şii örgütlerin herhangi bir yasal yükümlülüğü bulunmuyor.” Dikkat çekici. İran’ın hangi örgütünün yasal sorumluluğu oldu ki bu güne kadar. Bırakın örgütleri İran bizzat devlet olarak herhangi bir yasal sorumluluk falan takıyor mu? Suriye’de savaştan öncede savaş boyunca da hep müdahil değil mi? sadece % 8 gulatı Şia olan Nusayrilerden oluşan Suriye’den Elini hiç çekmedi ki. Şu an on binlerce askeriyle Suriye’de savaşmaktadır. Bir yandan da “Türkiye Suriye’nin iç işlerine karışıyor” diye yaygara da yapmaktadır. Hem suçlu hem güçlü… Tam da “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözünü hatırlatıyor. Irak da öyle değil mi? Hangi yasal sorumluluktan bahsediyoruz.

Bu arada BM vb. anlı şanlı uluslararası kuruluşlar ne yapıyor. Tüm bu örgütler kendi çıkarlarına uygun düştüğü için ses yok. Çünkü her iki tarafa milyar dolarlarla silah satıyorlar. Sadece bu birkaç yılda İran’ın silaha yatırdığı para 90 milyar dolar. Körfez ülkeleri ve tüm İslam âlemi silah ve mühimmat depolarına çevrildi. Toprakları da ölüm tarlalarına dönüştürüldü. Ümmetin evlatları tüm bu gerçekleri görüp “bu oyunları nasıl bozarız” planları üzerinde daha çok düşünmelidirler. Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah (cc) ı var. Tüm bu oyunları ümmet birliğiyle boşa çıkarabiliriz. Bunun için, uyanık olmak, dostumuzu düşmanımızı iyi tanıyıp ona göre davranmamız şart. İslam ve Ümmet diye diye ümmetin kuyusunu kazanları, tanımamız da şart. İstikbal islamındır… Allahu Ekber ve lillahil hamd… Hasbunallahu ve ni’mel vekil…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç