Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Cellatlar 3

25.04.2018

İslam Düşmanlığına Namzet Müslümanlar

Evet, zıt kutuplar gibi görünen Şia ve Daeş bir taraftan karşılıklı olarak ve gayet kontrollü bir şekilde birbirlerini bilemeye devam ederken, diğer yandan Müslüman kıyımına devam etmektedirler. Tabi kendileri akıl almaz infaz ve katliamlarla ölüm makinaları olarak çalışırken. Dünyanın dört bir yanından ve her renkten İslam düşmanlarına da İslam topraklarına gelip çöreklenme ve katliam yapmalarına zemin hazırlamaktadırlar. Yani İslam ümmetini imha planı, içeriden ve dışarıdan çok yönlü bir şekilde devam ediyor. Çünkü emperyalizmin sömürü çarkına çomak sokabilecek tek güç İslam’dır ve hala bu potansiyeli devam etmektedir.

Bu iki akım ve onların dümen suyunda olanlar, fiili olarak ümmeti imhada taşeron olarak kullanılmaya devam etmektedirler. Şia zaten tüm ehlisünneti kâfir gördüğünden, harici Deaş da kendinden başka tüm Müslümanları mürted gördüğünden, ibadet aşkıyla katliam yapmaktadırlar. Bunlar gökten inmedi yerden bitmedi. Birileri planlı bir proje olarak bunları oluşturdu. Aynı plan çerçevesinde bunları eğitti. Böylesine uç bir fikirle teçhiz etti ve bu hale geldiler.

Freelyshout

Şimdi birde aynı bunlar gibi kurşun asker olmaya namzet irili ufaklı yapılar var. Bunları da şimdilik iki grupta özetleyebiliriz.

  1. “Uydurulmuş dini bırakın indirilmiş dine gelin” diyen sünnet düşmanı, reformist, akılcı mutezile ile mistik Şia fikrini mezceden reformist gruplar. Garip ama gerçek… Bunlar, birbirine aykırı kimi zıt fikirleri nasılsa birbirine karıştırarak “kokteyl” yapılar oluşturabiliyorlar. Usul esas, kaide kural, ilke prensip yok. Her şey onların aklında bitiyor. Kafalarındaki şablona uyarsa doğru, uymasa yanlış…
  2. “Bizim sultan, ğavs, kutup, efendi hazretlerine bağlanmayanlar kurtulamazlar. Resulullah (sav) bahsettiği “fırka-i naciye” bizim sadece tarikatımızdır” diyen cahil sofiler. Tabi bunların bu hale gelmesi de kendiliğinden olmadı. Bunları bu sakat düşünceye sevk eden bir saik var. Bu tarikatlar, teoride kendi efendilerine masum demezler. Ama pratikte aynen Şia’nın on iki imamlarını takdis edip masum gördükleri gibi masum görürler. Örneğin bunların birini şeyh veya efendilerinin herhangi bir konuda yanlış yaptığına ikna edebilir misiniz?

Sorsanız sizin şeyh efendi yanlış yapabilir mi? biraz zorlanarak da olsa, “tabi o da insandır” der. Peki, şu sözü veya şu hareketi, şu ayete, şu hadise aykırı değil mi? deseniz. Zinhar mümkün değil, bir şekilde tevil ederek, efendisini temize çıkarır. Yani teoride mürşidine, hocasına masumiyet atfetmez ama pratikte onları masumlaştırır.

Tabi sevgi ve bağlılıktaki bu aşırılığın yanında bir de “şeyh uçmaz mürit uçurur” saplantısı sonucu, birçokları hatta büyük kitleler, mürşidinin her an yanında olduğuna, her yerde kendisini görüp gözettiğine, dara düştüğünde hemen ulaşıvereceğine inanmaya başlamaktadır. Tabi bu vb. İtikadi sapmalar, Allah (cc) muhafaza kişiye şirke düşürecek derecede tehlikelerdir.

Sonuç olarak gerek birinci gruptaki, benim hocam abim insanlığı uyduruluş dinden indirilmiş dine kavuşturacak yegâne kişiliktir diye düşünüyor. Bidat ve hurafelerle kuşatılmış olan tarikat mensubu da daha fazlasını sadece kendi mürşidi için düşünüyor. Yani tek doğru benim grubumdur, tek hak düşünce benim fikrimdir. Tabi zaman içinde bu taassup derinleşerek; “diğerlerinin hepsi dalalettedir, ya ıslah edilmeli ya da ortadan kaldırılarak, ümmet onların fitnesinden kurtarılmalıdır” derecesine varabilmektedir.

Bunlar şu an için “deaş” misali kelle kesme gibi bir konumda değiller. Ama fikir bu potansiyeli taşımaktadır. Yarın ki bir günde bu projelerle ilgilenen üst akıl, haydi yallah ümmeti şu uydurulmuş dinden kurtaralım, bunun içinde bu uydurulmuş dinin tarafı olanların imhası gerekiyor diye bunları harekete geçirebilir. Olmaz demeyin. Bundan 20-30 yıl önce haricilik fikri çok az seviyede ve sadece teorik olarak mevcut idi. Onlar nasıl ki bu gün daeş veya selefilik adı altında birer ölüm makinalarına dönüştürüldülerse. Aynı şey mezkûr reformistler ve munis! sofiler içinde geçerlidir. Çare ifrat ve tefritten arı, sahih İslam düşüncesini daha seri bir şekilde ümmetin evlatlarını öğretmektir. Müslüman fert, Müslüman aile ve Müslüman toplum oluşturmak suretiyle, toplumsal dönüşümü hızlandırmaktır. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç