Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Çocukların Eğitimi Toplumun Eğitimidir

29.04.2017

Çocuklar aileleri, aileler toplumu, toplumsa ümmeti oluşturur. Esasen daha kısa yoldan tüm insanlık çocuklardan oluşmaktadır. Şu halde çocukların eğitim ve terbiyesi, tüm insanlığın eğitilip terbiye edilmesidir.

Bu eğitimde en büyük rol ailenindir. Bilim adamları, çocuğun kişiliğinin oluşumunun 0-5 yaşlarında gerçekleştiğini söylüyorlar. Bu yaşta çocuk, ana kucağı ve baba ocağındadır. Normal bir ailenin çocuğu 0-5 yaşları arasında ailesinden habersiz ve tek başına nerdeyse dışarıya adım atmamaktadır. Dolayısıyla ailenin çocuk terbiyesindeki rolü tartışılmaz.

Bunu yap, şunu yapma demek yerine, örnek olmak gerekir. Lisan-ı hâl, lisan-ı kalden etkindir. Yani insanın hâl ve hareketi, sözünden daha etkili olur. Kendimiz, hal ve hareketlerimizle güzel örnek olursak, yarı yarıya bu işi başarmış sayılırız. Daha sonra, Allah (cc) ın rahmeti, onun bize nimetlerinin sonsuzluğu, Peygamber efendimizin, Eshab-ı kiramın, İslam büyüklerinin ve dava önderlerinin sevgisini aşılamalıdır. Bu sevgi verilirse, dinimizin emir ve yasaklarına alıştırmak kolay olur. İnsan, sevdiğine benzemek ister; insan, sevdiğinin sözlerine uyar.

Freelyshout

Murakabe ve ahiret bilincinin çocuğu aşılanması da önemlidir. Bu dünyaya geçici olarak imtihan için gönderildiğimizi… Asıl vatanımızın ahiret olduğunu… Eninde sonunda oraya gideceğimizi… Orada varılacak iki yer; Cennet veya Cehennem olduğunu aşılamak. Bu dünyada yaşarken; Her zaman, her yerde gözetlenmekte olduğumuzu… Hesap günün hak olduğunu… Ancak daha ağırlıklı olarak rahmet ve cennet tarafını anlatmak…

Çocuk terbiyesiyle ilgili bazı tavsiyeler:

  • Çocukların Allah (cc) ın özel bir lütfu, nimeti ve emaneti olduğunu unutmayıp, bu ilahi emanete çok dikkatli bakmalı, nimetine karşılık her dem Allah (cc) a şükretmeliyiz.
  • Çocuğa dert ve sıkıntılar söylenmemeli, daha çok neşe ve sevincimizi anlatabiliriz.
  • Onun yanında hep güler yüzlü olmaya çalışmalı, somurtkan ve asık suratlı olmamalı. Sorun ve üzüntülerimizi mümkün mertebe çocuklara yansıtmamalı. Ak halde çocuk hemen ve olumsuz etkilenir.
  • Çocuğu aileden biri azarlarsa, diğeri ona arka çıkmamalı.
  • Onu başkalarının yanında azarlamamalı, gereğinde hoşgörü ortamında oturup konuşarak anlaşmalıyız.
  • Kusurlarını kabul etmesi öğretilmeli. Kusurlarını bilip yapmamaya çalışması hayatta başarılı olmasına sebep olur.
  • Çocuğu yalancılıkla suçlamamalı.
  • Kardeşler arasında ayırım yapmamalı, onları eşit tutmalı. Tabii olarak birine sevgisi daha fazlaysa, bunu mümkün mertebe belli etmemeli.
  • Çocuğa tevazu, hoşgörü, affedici olma ve paylaşma gibi güzel huylar öğretilmeli. Kibrin kötülüğü anlatılıp kibirlenmesi önlenmeli.
  • Çocuğun yanlışları olur. Hemen cezalandırmamalı. Yanlışı izah edilmeli, zararı anlatılmalı.
    * ”Sen adam olmazsın”, ”Senden köy kasaba olmaz” gibi suçlamalardan kaçmalı. Bunlar, çocuğun kendine güvenini azaltır, kişilik sahibi olmasını engeller.
  • Çocuk büyükleri taklit eder. Bunun için onlara iyi örnek olmalı.
  • Çocuğun sevilmeye, oynamaya sohbete ihtiyacı vardır. Çocuk kendisine soğuk, sert, kaba ve kırıcı davranan büyüklerinin kendisini sevmediğini zannedip bunalıma girer. Bu sebeple onlara şefkatli, güler yüzlü davranmalı.
  • Çocuğa nasihat vermek yerine bizzat uygulamalı iş yaptırmak daha uygun olur. Mesela yemekten önce ellerini yıka diye yüz defa demektense, birkaç defa, hadi ellerimizi yıkayalım diyerek birlikte yapmaya çalışmak daha etkili olur.
  • Ona verilen işi takip etmeli, yapıp yapmadığını kontrol etmeli ki, takip edildiğini bilsin.
  • Çocuğun yapmayacağı bilinen şeyleri söylememeli. Yapacağı şeyleri de artık yapmaz.
  • İslam büyüklerinin menkıbelerinin, çocuğun zekâsının gelişmesinde ve onlardan alacağı derste rolü büyüktür. Bunlar hassas şekilde seçilip anlatmalı.
  • Yerine getiremeyeceğimiz sözü vermemeliyiz. Bunlar söz verir yapmaz dedirtmemeli.
    * (Kişi arkadaşının dini üzeredir) hadis-i şerifi esas alınmalı, iyi arkadaş edinmesi ve iyi arkadaş olması sağlanmalı.
  • (Çocuktan al haberi) sözünü unutmamalı, sırlarımızı çocuğa duyurmamalı.
  • Sözlerine önem verilmeyen veya sürekli eleştirilen çocuk; suskun, içine kapanık, güvensiz, huysuz ve saldırgan olur.
  • Çocuğa karşı ne kadar sabırlı ve anlayışlı olursak o kadar başarılı oluruz. Dolayısıyla çocuklarımızın terbiye ve eğitiminde son derece sabırlı olmalıyız. Devam edeceğiz inşallah. Selam ve dua…
  •  
  • Onun yanında başkaları kötülenmemeli.
  • Hep şiddet kullanılarak çocuğu yönlendirmeye çalışan ana baba; çocuğun korku içinde asabi ve saldırgan olmasına, kendi problemlerini şiddet yoluyla çözmeye çalışmasına sebep olur.
  • Çocuğun yüzüne ve başına kesinlikle vurmamalı.
  • Çocuğa söylenecek sözden çok ne zaman ve nasıl söylediğiniz önemlidir.
  • İyi iş ve davranışları ödüllendirilmeli, kötülerinin ise zararı tatlı dille anlatılmalı.
  • Tenkit gibi aşırı takdir de uygun değildir. Aşırı sevgi ve takdir, çocuğu şımartabilir.
  • Çocuğu suçlamak, lakap takmak, alay etmek, tehdit etmek uygun değildir. Git gel gibi emir yerine gider misin, gelir misin gibi ifadeler kullanmalı.
  • Çocuk edepli konuşmalı. “Lütfen, teşekkür ederim, özür dilerim, peki efendim” gibi kelimeler kullanmasını öğretmeli.
  • Hatalı olunca hatamızı kabul edip özür dilememiz, onun da hatası olursa özür dilemeyi öğrenmesine yol açar.
  • Terbiyede dayak atılmaz. Dayağın zararları çoktur:
    1-
    Çocuğu dövmek ahlakının bozulmasına, hırçınlaşmasına sebep olur.
    2- Dayakla büyüyen çocuk esnek düşünemez.
    3- Dövülmek, çocukta ana babaya karşı kızgınlığa yol açar. Çocuk kendi yaptığının kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez, kendini döveni suçlar.
    4– Dövülen çocuk, kızdırılınca, o da şiddete başvurur, bir başkasını döver. Böylece dayak, saldırganlığa sebep olur.
    5- Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atılmaz. Sözden anlamayana hafifçe vurmak yeter. Başa, yüze vurmak, sopayla dövmek hem günah, hem zararlıdır. Bunları işkenceci yapar.
    Çoluk çocuğu terbiye etmek için dayak atmak doğru değildir. Ancak yanlış, zararlı bir iş yapınca, cezalanabileceği hissini vermek gerekir. Peygamber efendimiz, ev halkının dövülmemesini emrettiği hâlde, terbiye edilmeleri için gerekirse cezalanabilecekleri, dövülebilecekleri hissini taşımaları gerektiğini bildirmiştir. Bu husustaki bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    “Ev halkınızı terbiye için bastonunuzu onların göreceği yere asın!” [Taberani]
  • Demek ki çoluk çocuk, (Cezayı hak edersek dövülebiliriz) hissini taşımalı. (Ne yaparsak yapalım, bize kimse karışamaz) duygusuna kapılmamalı. Öyle bir duyguya kapılırsa her çeşit suçu rahatça işleyebilir.

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç