Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim

20.10.2014

Seksenli yıllarda Mevdudi (rh.a) nin bir kitapçığı vardı, “Gelin bu dünyayı değiştirelim” adında… Gençlik tarafından o ve benzeri kitaplar içilircesine okunurdu. Bu çağrı her davetçinin her müsait zaman ve zeminde kesintisiz prensibi olmalıdır. Bu çağrıya bilmeyenler, “ben tek başıma dünyayı nasıl değiştirebilirim ki” bahanesiyle karşılık verirler. Evet, hiç birimiz tek başımıza dünyayı değiştiremeyiz. Ancak her birimiz kendi dünyamızı değiştirebiliriz. Her birimiz, şahsi ve ailevi hayatımızı değiştirirsek, zaten dünya değişir. Kaldı ki yalnız da değiliz. İman eden her mümin, ister istemez batıldan hakka doğru değişime taliptir.

Çocukluğumuzda biz dünyayı köyümüzden ibaret zannederdik. Çünkü başka bir yer görmemiştik. Hacca ve umreye giden Müslüman farklı bir iklimi yaşayarak bilmektedir artık. Eksikte olsa, İslam’ın yaşandığı bir yerde taat ve ibadetin hazzını tatmıştır. İhsan makamıyla tanışmıştır. Allah (cc) ı görüyormuşçasına ibadet etmek veya Allah (cc) tarafından gözetildiğini hissederek ibadet etmenin lezzetini tatmıştır. O halde bu yaşayan bir mü’in, yarım yamalak ibadetlerle yetinemez. İslam’ın yaşanmadığı diyarları hakkıyla yaşanır hale getirmek için mücadele etmek zorundadır.

Hac ve umre dönüşü Türkiye’deki herhangi bir hava alanına indiğiniz anda farklı bir dünyaya gözlerinizi açıyorsunuz. Haremeynde günlerce hiçbir duyu organınız harama bulaşmamışken, beri tarafta bir anda gözleriniz enva-ı çeşit haramlarla karşı karşıya kalıyor. Bakar mısın bakmaz mısın? Kulaklarınız değişik yerli yabancı şehvet kokan müzikler ve bayanların şuh kahkahalarına maruz kalıyor… Dört bir yanınızı parfüm kokuları sarıyor. Çarşıda, pazarda, sokakta, evde, radyoda televizyonda, sosyal medyada hep aynı manzaralar… Buralarda bir hafta bir ay kaldıktan sonra, ister istemez kalbinizin de benzeri haramlara maruz kaldığını müşahede ediyorsunuz. Yani adeta büyük bir boşluğa düşüyorsunuz.

Freelyshout

Buradan Suudi idaresini temize çıkardığım falan anlaşılmasın. ABD nin kuklası, Sisi’nin baş payandası bir idareden de bir hayır beklemek yanlıştır. Ancak şahsi ve ailevi olarak İslam’ın yaşanmasına herhangi bir sorun yok. Evde çarşıda pazarda, kısaca Haremeyn’in her yanında İslam’ı yaşanıldığına şahit oluyorsunuz. Bazı istisnalar tabi ki vardır ve olacaktır. Devrisaadette de istisnalar vardı.

Başta İngilizler olmak üzere, Ümmeti elliden fazla parçaya bölen İslam düşmanları, ümmetin yeniden toparlanmaması için iki şeyi tartışıyorlar. Hilafetin ilgası mı, haccın iptali mi? sonunda hilafetin ilgasına karar veriyorlar. Çünkü hilafet var oldukça, ümmetin toparlanması zor olmayacaktı. Bu görüşlerinde isabette etmişlerdir maalesef. O gün bu gündür, ümmetin perişan hali, varlık içinde yokluk yaşaması… Tefrikalar… İşgaller… Katliamlar… Sömürüler…

Burada dikkatimizi çeken şey, İslam ümmetinin toparlanmasında birinci lokomotif güçten sonra ikincisinin hac ibadeti olmasıdır. Gerçekten hac ve umre ibadetleri hakkı verilerek yapılsa ve gerekli ders ve ibretler alınıp, dönüşte gereği yaşansa yine ümmetin hali değişir.

Dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar, hac veya umreler sonrası dünyanın merkezi olan Mekke’den, taşraya doğru geri dönüyorlar. Bu gidiş gelişler, durmaksızın devam ediyor. Normal umre zamanlarında bu gidiş gelişler normal olarak devam ediyor. Ancak ramazan umreleri ve hac mevsiminde adeta kıyamet kopmuş haşir başlamış gibi Müslümanlar dünyanın dört bir yanından sökün ediyorlar. Sonra aynı yoğunlukta geldikleri yerlere geri dönüyorlar. Bu hal her yıl mütemadiyen tekrar ediyor.

Bu Müslümanların her biri gittikleri yerlere taşıdıkları cıncık boncuğun çeyreği kadar, vahyin soluğunu, devrisaadet anlayışını taşısalar, kısa zamanda sadece İslam âleminin değil dünyanın çehresi değişir. Ancak üzülerek söylemeliyiz ki, hacı ve umrecinin artmasına paralel olarak iyiye doğru bir gidişattan bahsedemiyoruz. Aksine İslami anlayışta bir aşınma, laytlaşma ve kalite düşmesi bahis konusu…

Kirli suyla dolu bir havuza binlerce kişi tarafından günde birer sürahi temiz su dökülse, birkaç ay belki hafta içinde bu havuzun suyu değişip, berrak ve temiz bir suyla dönüşür. Ancak bu havuz, bir türlü temizlenemiyor, aksine kirlenmesi artıyorsa bir sorun var demektir. Yani Müslümanın sosyal, siyasal, ekonomik vs. hayatında İslamileşme gereği kadar ve gereği gibi gitmiyorsa bir sorun var demektir.“Hac ve umrelerimiz turistik gezi olmasın” “hac ve umrelerimiz gerçek hac ve umre olsun” derken bunu kastediyoruz. Ne olur gelin derinlemesine bir tefekkür edelim. Resulullah (sav) Mekke’de tek başına başlayıp, sonra davasına gönül veren bir avuç sahabesiyle, cahiliye çağını saadet asrına dönüştürdü. Onun ümmeti olarak bizler de onun bize bıraktığı Kur’an ve sünnet’ in öğretileriyle bunu yapabiliriz. Bu hayal değil gün gibi, güneş gibi bir gerçek. Hac ve umrelerimiz makbul ve mebrur, tüm Müslümanlar dünya ahiret mesrur olsun. Amin…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç