Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Hz. Ömer (r.a) 8

06.04.2013

Sa’d bin Ebi Vakkas, Kadisiye’de kazandığı büyük zaferden sonra İran içlerine akınlara başlamıştı. Onun ordusu Medâin’de bulunmaktaydı. Ancak buranın ikliminin Arap askerlerin sağlığını olumsuz yönde etkilediği anlaşılınca, Hz. Ömer, Sa’d’a iklim bakımından uygun ve merkez ile arasında deniz bulunmayan bir yer bulup burada bir şehir kurması talimatını verdi. Bu iş için görevlendirilen Selmân ve Huzeyfe (ra) Kûfe mevkiini uygun buldular. H. 17 de kurulan bu ordugâh şehir, kırk bin kişiyi iskân edebilecek büyüklükte inşa edildi.

Amr bin As, (ra) Mısır’ı fethettikten sonra İskenderiye’yi karargâh edinmek için Hz. Ömer (r.a)’den izin istedi. Hz. Ömer (r.a), haberleşme açısından endişe duyduğu için Kendisiyle Mısır’daki kuvvetler arasında bir nehrin bulunmasını kabul etmedi. Amr, Nil’in doğu yakasına geçerek burada Fustat adlı şehri kurdu (H. 21). Bu ordugâh şehirlerinden başka yine askerî amaçlı merkezler de oluşturulmuştur.

Hz. Ömer’in idare anlayışı:

Freelyshout

Ömer (ra), toplumu ilgilendiren meselelerde karar vereceği zaman Müslümanların görüşüne başvurur, onlarla istişare ederdi. O “istişare etmeden uygulamaya konulan İsler başarısızlığa mahkûmdur” demekteydi. İstişarede takip ettiği yöntem suydu: Önce meseleyi Müslümanların ulaşabildiği çoğunluğu ile görüşür, peşinden Kureyşliler’in düşüncesini sorar, son olarak da sahabelerin görüşlerini alırdı. Böylece en isabetli fikir ortaya çıkar ve uygulamaya konulurdu. Hz. Ömer, Müslümanların yaptığı İşlerde bir hata gördükleri zaman kendisini uyarmalarını isterdi. Başka dinlere mensup olup, zimmî statüsünde bulunan kimselerle alâkalı İşlerde de onların görüşlerine başvurur ve meseleyi onlarla istişare ederdi. Bu durum Hz. Ömer’in adalet anlayışının ne kadar kapsamlı olduğunu ortaya koymaktadır.

Dersler ve ibretler:

  • Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) ın, Allah (cc) ın dinini daha geniş coğrafyalara, hatta kıtalar ötesine taşımak için insanüstü gayretleri.
  • Hastalıklar, iklim olumsuzlukları, dört bir yandan kuşatan tehlikeler onları yıldıramamıştır.
  • Yerleşim yeri yoksa yeni yerleşim yerleri ve ordugâhlar inşa etmişlerdir.

Onlar (ra) hiç boş durmayıp daha çok insanın küfür ve şirkten kurtarılıp tevhitle buluşturulmaları için çalışmışlardır. Şia’nın sahabe dönemini anlatan film ve dizilerine baktığınız zaman sahabenin yerden yere vurulduğunu görürsünüz. Onların hâşâ bugünün politikacıları gibi riyaset kavgaları ve birbirlerine ali cambaz oyunları oynadıklarını zannedersiniz. Tabi insanları Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) hakkında böylesi karanlık tablolara ikna ederseniz, ortada dinden imandan eser kalmaz. Zira İslam’ın temel esasları olan Kur’an ve Sünneti sonraki kuşaklara sapasağlam ulaştıranlar onlardı. Hâlbuki onlar her zaman hayır yarışındaydılar. Bu yarış gereği öylesi süfli davranışlara ne fikir, ne de zamanları vardı… Ancak adeta kini din haline getiren hastalıklı kafalar, bunu anlayamazlar.

Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) ın İslam uğruna, Allah (cc) ın rızası uğruna bu fani âlemde hep cefaya talip oldukları net olarak bilinmektedir. Niceleri eyalet valiliği vb nice makamlara gelmemek, sorumluluk altına girmemek için zamanlarındaki idarecilere günlerce yalvarıp dil dökmüşlerdir. Bu gün bir müdürlük, daire başkanlığı vb basit bir göreve gelmek için onca ayak oyunlarını birbirlerine reva görenler bunu anlayamazlar.

  • Tüm bunları yaparken istişare etmeyi asla ihmal etmemişlerdir. Nebevî idare olan İslam’ın hilafet sisteminde, “ben yaptım oldu” mantığı değil, ŞÛRA esastır.
  • Öyle ki gayri Müslimlerin işlerinde dahi onlarla istişare edilmiştir.
  • İstişarede rastgele değil, danışılacak şahıs veya grupların konumlarına göre sınıflandırılması ve öncelik sıralarının gözetilmesinin esas alınması… Nihai kararda acele edilmeyip müsteşarların ehliyet ve liyakat durumları göz önünde bulundurulmalıdır. Hala bu asırda herhangi bir hareket veya oluşumda şuranın, hareket alanını daraltıp hareketin önünü tıkayacağına inanan ve iddia edenler var… garip… birleri: “liderin dediği dedik olmalı, şura sadece tavsiye kararı almalı görüşündedirler. Ancak Kur’an, Sünnet ve Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) ın uygulamaları ortada…
  • İslam’da idareciler, hatalarını örtbas eden değil, uyarıp düzelten teb’a olmak esastır. İdareciler de zaten bunu açıkça istemişlerdir. İslam’da “Dokunma bana, dokunmayayım sana veya dokunursan bana, dokunurum sana” gibi sakat bir anlayış ve uygulama asla olamaz. Tam aksine idarecilerin iyiliklerini destekleme, hataları olduğu zamansa uygun bir dille uyarıp düzeltmek esastır.
  • Kûfe’nin İslam tarihinde ilim merkezlerinden biri olması manidardır. Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) ın hiç yoktan temellerini atıp kurdukları şehirlerin, sonraları nice bereketleri ihtiva etmesi gayet doğaldır. Çünkü onların temellerinde Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) ın kanları, güz yaşları ve alın terleri var…

Atılacak her adımda ince ve stratejik hesaplar önemlidir. O günün şartlarında ashab (ra) bunu en güzel bir şekilde yapmışlardır. Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç