Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar – muhammedozkilinc.com

Kadını Kayırmak Kadına Zulümdür

09.04.2021
Kadını Kayırmak Kadına Zulümdür

Bilindiği üzere vahyi ilahiye sırtımızı döneli, maddi manevi sorunlar yumağına mahkûm olduk. Böyle devam ettikçe bu perişan halimiz de devam edecektir. Bekleyelim görelim… Ya yeniden vahyi ilahiye teslim olacağız, ya da dünyada zillete, ahiretteyse azaba mahkûmiyetimiz katlanarak devam edecektir. “Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanan bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?”(Maide 5/50)

Daha önce defalarca aileyi batıran, kadını kadın, erkeği de erkek olmaktan çıkaran batının, sorunlarımızın çözümünde örnek olamayacağını defalarca ifade ettim ve etmeye de devam edeceğim. Batı insanları robotlaştırmış, ruhsuz, şuursuz hale getirmiştir. Onlar için varsa yoksa dünyanın geçici haz ve zevkleri vardır. Fazilet, erdem, şefkat, merhamet oralardan göçeli çok oldu. Dolayısıyla biz kendimize gelelim, aslımıza dönelim ve vahyi ilahiye kulak verelim. “Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.”(Ali İmran 3/149)

Eşler arası ilişkilerde, maddeden çok mana konuşur. “Huzur” “Güven” “Sadakat” “Karşılıklı saygı, sevgi” “şefkat” “merhamet” vb. nice erdemleri, kanun nizam ve yönetmeliklerle ikame edemez ve koruyamazsınız. Tüm bunlar ancak kulluk şuuruyla ve gönüllülük esasına bina edilebilir. Bu da nesillerimize İslam’ın temeli olan bu esaslar üzere eğitip terbiye etmemizle mümkündür. Sadece kanunlar ve özellikle polisiye tedbirlerle, kadını ve aileyi korumak mümkün değildir.

Twitter  

İşin önemli bir yanı da taraflara haklarının teslim edilmesi, sorumluluklarını da taşımalarının sağlanmasıdır. Bu durumda bu hak ve sorumlulukları kim, hangi kriterlere göre tespit edecek ve uygulanmasını takip edecek. Bu konuda ilahi kriterlerden (haşa) daha isabetli, daha adaletli ve daha hayırlı kriterler olabilir mi?

Şu an idarecilerimizin bu konudaki tutumları, şu fıkraya benziyor.

“İçeride kaybettiği yüzüğünü dışarıda arayan adama sorarlar:

-Yüzüğü nerede kaybettin?

-İçeride.

-İçeride kaybettiğin yüzüğü neden dışarıda arıyorsun?

İçerisi karanlık olduğundan dışarıda arıyorum” diye cevap verir.”

Bizim “kadına şiddet” “aile içi şiddet” “boşanmaların katlanarak çoğalması” vb. nice sosyal felaketlere çözüm arama şeklimiz de bu şaşkın adamın arayışına benziyor. Çareyi yanlış yerde arıyoruz. İçerde kaybolan yüzüğü dışarıda bulmak mümkün olmadığı gibi, insan kaynaklı sorunların çözümlerini de insanı yaratan ve ona şah damarından daha yakın olan, Allah’ın (cc) hükümlerinin tersi yerlerde aramakla bulamayız. “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.”(Kaf 50/16)

İşin daha hazin tarafı yaratanın erkeğe verdiği nice hakların, erkekten alınıp kadına verilmesidir. İslam boşanma hakkını istisnalar dışında erkeğe vermiş, ama beşerî sistemler bunu daha çok kadına vermiş durumdadırlar. İslam’ın bunu emretmesi boşuna değildir. Eğer bu hak erke yerine kadında olsaydı neler olurdu? Zarif ve nazenin olduğu kadar, duygusal da olan kadın, en küçük bir sıkıntıda yuvayı dağıtıverirdi.

Boşanan kadına nafaka, iddet müddetiyle (3-4 ay) sınırlıdır. Ama beşerî sistemler ömür boyu nafaka prangasını erkeğin ayağına dolamakla çok yönlü şerlere kapı aralıyorlar. Bu durum boşanmaları ikiye katlarken, yeni evlenecek gençleri de evlenmekten caydırmaktadır. Yani asrımızın gençleri, nikahlı ve meşru evlilik yerine gayrı meşru beraberlikleri tercih etmeye başlıyor. Bu öyle büyük bir bela ki, kimi kadınlar evlenip boşanmayı adeta bir geçim kaynağına dönüştürmektedir.

Birkaç günlük veya aylık evlilikten sonra, boşanıp ömür boyu boşandığı kocasının servet değerinde tazminat yanında, ömür boyu nafaka alan yüz binlerce kadın… Bu kadınlardan niceleri, boşandığı kocasından aldığı tazminat ve nafakayı nikahsız olarak beraber olduğu başka erkeklerle beraber yemeye devam etmektedir. Kimi aile facialarının sebebi, işte bu çarpık kanunlar ve hala etkisi devam eden “İstanbul sözleşmesi” ve küresel derin güçlerin FETÖ marifetiyle bize dayatılan uygulamalar sebebiyledir. Subheneke… Bihamdike… Esteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube  
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Özkılınç ©