Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Medrese Anıları ve Bazı Mülahazalar 3

19.04.2016

Bencillik Haset vb. Hastalıklar

               Medreselerde âcizane şahit olduğumuz bir olumsuzluk da sayıları az da olsa bencil davranan, müzakere vs. konularda talebe arkadaşlarıyla yardımlaşmaktan imtina eden öğrencilerdi. Bunlar daha çok kendi dersleriyle ilgilenir, aşağı seviyedeki öğrencilerle ya hiç ilgilenmez veya kendilerine bir şey katacaksa onlarla müzakere vb. paylaşımları yaparlardı.

               Ancak zaman gösterdi ki öylesi insanların ilimleri pek bereketli olmadı. Belki şahsi olarak resmi sınav vb. yerlerde başarılı oldular. Ancak öğrendikleriyle kalıp, ilimlerimden başkalarına bir fayda olmadı. Hâlbuki paylaşan insanların ilimleri de hizmetleri de çok bereketli oldu. Nice arkadaşlar vardı ki, öğrencilik yıllarında pek itibar edilmezdi. Ama onlar ihlaslı ve hasbi idiler, aynen âlimlerin piri Resulullah(sav) ın buyurduğu gibi davrandılar. “Sizden biriniz kendileri için istediği bir şeyi mümin kardeşi içinde istemedikçe, (gerçek) mümin olamaz.” Halen de bu hayır bereket devam etmektedir. Kesinlikle paylaşmak berekettir. Şu kısacık ömrümüzde bunun birçok örneğini gördük.

Freelyshout

Zayi olan zamanlar…

Şu zaman neredeyse israfının zirvelerinin yaşandığı zamandır. Ancak özellikle zaman, en çok israf edilen değerdir. Sosyal medya, cep telefonu, TV vb. birçok zaman katili vasıtalar mevcut. Bizim zamanımız da vasıtalar bu kadar gelişkin olmamasına rağmen, talebeler bir şekilde zaman öldürmenin yolunu buluyorlardı.

Bu bazen kuru bir geyik muhabbeti, bazen tatil gününde, bir parkta saatlerce oturup vakit geçirmek olabiliyordu. Hâlbuki insanın en verimli ve bereketli yılları, gençlik yılları olan öğrencilik anlarıdır. Şeytanın değişik aldatma yollarından en etkini tabi ki erteletmektir. Şeytan bu silahını öğrencilere karşı da çok sık ve etkin bir şekilde kullanmaya devam etmektedir. Birçok öğrenci buna binaen, nice ezberleme, okuma ve araştırmalarını öğrencilik bittikten sonraya ertelemektedir. Zannediyor ki öğrencilikten sonra daha müsait olacak. Hâlbuki durum tam tersidir. Öğrencilik bitip hayata atılınca, meşgale ve sorunlar üçe beşe doğru katlanarak devam ediyor.

Benim âcizane öğrenci kardeşlerimi en çok uyardığım konulardan biri de bu konudur. Unutmayalım ki her birimize bir ömür verilmiş, bir ikincisi yok. Bu ömrümüzde ilim tahsiline elverişli olan gençlik de bir defadır, ikincisi yoktur. Dolayısıyla aklıselim her Müslüman ama özellikle ilim talebesi, zamanını en verimli ve en bereketli bir şekilde değerlendirmelidir.

Başarının Sırrı Program Disiplin ve Takip

Allah (cc) kâinatı belli bir program üzere yaratmış, kâinatın işleyişi için de gerekli programı koymuştur. Bitkiler, hayvanlar, hatta cansız varlıklar için belli bir program koyan kâinatın sahibinin eşrefi mahlûkat olan insanı programsız bırakması olabilir mi? ”İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.” (Kıyame 36) “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” (Kamer 49)

Programsızlık, bu gün birçok insanın hatta toplum ve ümmetin en büyük problemidir. Doğal olarak bundan 40-50 yıl önceki medrese hayatında bu sorun çok daha belirgin idi. Yaşadığımız an itibariyle çok şey değişmiş olsa da hala programsızlık ciddi bir problemimizdir. Birçok sorun gibi programsızlık da hiçbir Müslümana yakışmaz ama ilim ehline hiç ama hiç yakışmaz.

Ne yazık ki birçok medresede ciddi bir programsızlık, hatta başıboşluk mevcut idi. Tabi bahsettiğimiz zamanlar, çoğu üstatların da programsız ortamlarda tahsil görmeleri sebebiyle, onların program, disiplin ve takip gibi bir ufukları yoktu. Tabi her konuda olduğu gibi bu konuda da istisnalar vardı. Teknolojinin zirve yaptığı günümüzde programsızlık sorunu kısmen giderilmiş olsa da birçok yerde hala sorun olmaya devam etmektedir.

Programsızlık bazen medresenin kendisinden kaynaklanır, bazen de medresede belli bir program vardır. Ancak talebe programsızlığa alışmıştır. Her vesileyle programı delmeye çalışır. Böylece hem kendisine, hem de medresenin tamamına zarar verir.

Ne gariptir ki memleketimizde liderliğe soyunmuşlar içinde dahi programsızlığı savunanlara şahit oldum. Delil olarak da diyorlar ki, Resulullah (sav) yazılı bir program yapmadan dâvete başlamış, olayların akışına göre tavır almıştı. Bu iddiaya cevap olarak deriz ki: Resulullah (sav) yazılı bir program ortaya koymuş olmasa da kesinlikle programsız çalışmamıştır. En başta, Kur’an’ın kendisi bir programdır. Kaldı ki, Resulullah (sav) masumdu ve ona vahiy indirilmekteydi. Yani, olumsuz uygulamalara karşı melekler vasıtasıyla bizzat Allah’ın uyarı ve desteğiyle hareket etme özelliğine sahipti. Peki, biz neyimize güveniyoruz? Devam edeceğiz inşallah. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç