Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Men Dekka Dukka (Eden Bulur)

15.11.2015

Bir asırdan fazladır İslam diyarı adeta esir alınmış durumdadır. Önce tek vücut olan ümmeti elli küsur parçaya böldüler. Parçaları kendi aralarında paylaştılar. İşgal ve sömürü yıllar sürdü. Ama bu arada hiç işler durulmadı. İrili ufaklı ayaklanmalar, isyanlar birbirini izledi. Sonra batılılar baktılar ki bu işgallerin faturaları kabarık çıkıyor. O zaman kendilerinin valisi konumunda kimi idarecileri İslam diyarının her bir parçasına tayin yoluyla atadılar. O gün bu gündür, bu idareciler, kendi saltanatlarını kaybetmemek için, ülkelerin yer altı yer üstü zenginliklerini hep bu batılı ülkelere peşkeş çektiler. Kendilerinin basit ikballerine ülkelerini ve halklarını sattılar.

Ama zaman içinde halkların itirazları daha da gür çıkmaya başladı. Zaman zaman kimi yerlerde göstermelik seçimler yaptırdılar. Aslında bu seçimler, her defasında kendilerinin planladıkları piyonlarına meşruiyet kazandırmak içindi. Yoksa hiçbir zaman ümmetten halklara özgürce kendi istedikleri idarecilerini seçme hakkı vermediler. İşte mısırda Mursi bunun açık bir örneğidir. Bir asırlık esaretten sonra ilk defa mısır halkı kendi meşru cumhurbaşkanlarını seçtiler. Ama bütün dünyanın gözü önünde, darbeye ve darbeciye gizli aşikâr destek vererek buradaki özgürlüğü henüz kundakta iken vurdular. Yaşamasına müsaade etmediler. Hem de yıllardır, söyledikleri demokrasi türkülerine rağmen… Yani acıkınca yıllardır tapındıkları demokrasi putunu hemen yiyiverdiler.

Şu an olan biten yine bu işgal ve sömürülerin süreklileşmesi, kesintiye uğramaması kavgasıdır. Her bir batılı ülke, burada var olmak, pastadan payına düşeni kaçırmamak çabasındadır. Gerisi teferruattır. Birçok batılı ülkenin “sömürge bakanlığı” var. Böyle bir bakanlığın varlığı bile su ve suçüstü olmak değil midir? Adamlar biz sizi sömüreceğiz, siz de sömürülmeye razı olacaksınız. Ülkelerinizin zenginliklerini, kuzu kuzu bize teslim edeceksiniz. Aksi takdirde canlarınıza kıymak, mallarınızı talan etmek bizim için mubahtır demeye getiriyorlar.

Freelyshout

Küresel kriz de devam ederken, sömürü çarkı işlemez hale gelirse, bu batının bitişi demektir. Esasen batı bitmiştir. O meşhur rüya sona ermiştir. Çünkü batı; şefkati, merhameti, saygıyı, sevgiyi, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşmayı bitirmiştir. İnsan insan yapan tüm mukaddes değerleri ayaklar altına almıştır. Batı insanlığı bitirmiştir. Ruh bitmiş, geriye sadece fiziki yapı kalmıştır. Şu an bir nevi bitkisel hayatlarını biraz uzatmaya çalışıyorlar. Fişe takılı hasta misali, batı da işgal ve sömürüye takılı yaşayabilmektedir.

Zahirde farklı gibi görünseler de yok birbirlerinden farkı nede olsa küfür tek millettir. ABD ve beraberindekiler ikiz kuleler karşılığında, iki ülke yediler. Fransa da eski sömürgesi olan Suriye’den payına düşeni almak için bir şeyler yapmalıydı. Bir yandan da bu olanlar, dünya kamuoyunda işgale bahane bulmak, kendilerince işgal ve sömürülerini meşrulaştırmak.

Beşi dünyadan büyük görenler, darbeye darbe, darbeciye darbeci demeyenler, İslam diyarını ölüm tarlalarına çevirenler, Hala Akıllanmayacak mısınız?

Sünnetullah gereği, kötüler kötülük iyiler de iyilik ekmeye devam edecektir. Ama sonunda iyiliğin zaferi muhakkaktır.” İslama fobia” ve her vesileyle İslam’ı karalayanlar! Unutmayın ki sizin de kurtuluşunuz, İslam ile mümkün.

Komşuya attığınız ateş topları, arada bir kendi evinize de düşer. Çare, ateşi körüklemek yerine, hep beraber ateşleri söndürmektir. Yangına su yerine benzin taşıyanlar, er ya da geç o yangından paylarını alırlar. İlahi adalet gereği, üst akıl alt olmaya mahkûmdur. 

Şimdi soralım vicdanlara; firavun ordularını denizde boğan adili mutlak, bu asrın firavni güçlerini helak edemez mi? Nemrut ordularını sivrisineklerle, Ebrehe ordularını ebabil kuşlarıyla helak eden kadiri mutlak bu asrın zalimlerini cezalandıramaz mı?

Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. (Hud 11/67,113)

Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var? (Kaf 50/36)

               Bunca kan, gözyaşı, feryad-u figan berhebamı olacak? Bunca yetim kalmış yavrular, katledilen milyon milyon kadın, erkek, çocuk, genç, ihtiyar mazlumların hukuku ne olacak? Kendi memleketinde barınamayan, mülteci olup yollara düştüğü zamanda, her gün onlarcası, okyanuslarda boğularak, soğuktan donarak ya da başka bir şekilde ölüp yiten insanlar…                Batılılar ayağı sakatlanan finolarına özel tekerlek ayaklar geliştiriyorlar da İslam âleminin savaş mağduru kör, kolsuz, bacaksız milyonlarca sakat mazlumun ahı, onca mazlumun bedduaları yerde mi kalacak? Zalimler hangi devrilişle devrileceklerini görecekler. (Şu’ara 26/227) Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç