Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Meydan Nöbeti Bitse de Vatan Nöbeti Bitmez

11.08.2016

Öncelikle 15 Temmuz destanını yazan tüm insanlarımıza teşekkür ediyorum. Şehitlerimize Allah (cc) tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve selamet, ailelerine ve cümle halkımıza da sabırlar diliyorum. 15 Temmuz, sadece Anadolu insanı değil, tüm İslam ümmeti içinde bir milat olur inşallah.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bugün 14 Temmuzdan daha ümit var, daha heyecanlı, daha azimli ve geleceğe daha geniş ufuklarla bakabilecek durumdayız. Düşman şer diledi… İç ve dış düşmanlar bizi çöktürmek isterken, Allah (cc) Nusret’i, idarecilerimizin basireti ve halklarımızın gayretiyle kendileri çökekaldılar. Bir asırlık emekleri heba oldu. Suçüstü oldular. Artık eskisi gibi yüzümüze gülüp arkamızdan kuyu kazmaya devam edemeyecekler.

26 gün devam eden er meydanlarındaki vatan nöbete, Çarşamba günü akşam nokta konuldu. Ancak hep beraber, “Su uyur düşman uyumaz” atasözünü 15 Temmuz gecesi bir kez daha gördük. Tarih boyunca da defalarca görmüştük. Dolayısıyla meydan nöbetleri bitse de vatan nöbeti bitmez. Dolayısıyla hep tetikte olacağız, uyanık olacağız… Düşmanın sinsiliğini, kalleşliğini, kahpeliğini de bu kadar net gördükten sonra, çok daha dikkatli olacağız. Ne zaman ve zeminde; vatan, din iman, namus gerektirdiğinde, canımız, malımız ve her şeyimizle bedel ödemeye hazır bekleyeceğiz. “……………..

Freelyshout

Vatan topraklarını fethedip korumak önemlidir. Vatan olmadan millet, millet olmadan da ümmet olmaz. Ancak yüreklerin fethi çok daha önemli… Bundan böyle meydanları dolduran her renkten insanların yüreklerini; iman, Kur’an, kardeşlik, birlik, beraberlik ve ümmet ruhuyla doldurmak için hep beraber çaba sarf etmek zorundayız.

Hep beraber gördük ki, meydanları dolduran milyonlar içinde imana ve Kur’an’a aç nice yüzbinler vardı. Hâlbuki onlar; din, iman, Kur’an ve vatan uğruna kanlarını sebil, canlarını kurban eden bir ecdadın torunları. Onlar her birimize emanettir. Onların manevi açlıklarını gidermek, hepimizin görevidir.

Meydanlarda bedenleri bir araya gelen vatan evlatlarının kalplerini uzlaştırmak, saflarını birleştirmek çok daha önemli… Kalpleri uzlaşmayan, yürekleri aynı gaye için çarpmayan bedeneler, küçük bir sarsıntıda savrulabilir, geri dönebilirler. Bu sebeple, fikirlerdeki ayrılık ve gayrılıkları gidermek için projeler geliştirmeliyiz. Resmi ve özel tüm kurumlar, MEB, YÖK, DİB, STK, Cemaat, cemiyet devlet ve fertler olarak hepimiz bundan sorumluyuz. On yılda bir darbe olur mu olmaz mı tartışmalarını gündemimizden çıkmak için, hem ilim ve irfanda hem de bilim ve teknolojide bir eğitim seferberliği başlatmalıyız.

Cemaatlere kasıtlı veya bilmeden gafletle yapıla saldırılara inat, cemaatler asli görevlerine dönemli ve yürekleri fetih harekâtına başlamalıdır. Cemaatlerin asıl işi yürekleri fethetmektir. Ramazan kumanyaları, yoksullara yardım, iftar davetleri vb. çalışmaları tüm belediyeler, işi sadece STK olan kuruluşlar yapıyorlar. Dolayısıyla asli görevlerine yeniden, yeni bir şevk ve heyecanla geri dönmelidirler.

Cemaatlerin STK laşması ciddi bir kayıptır. Bırakalım STK olan yapılar görevlerini yapsınlar. Ama cemaatlerin görevi daha önemlidir. Ders halkaları önemlidir… Sohbet halkaları önemlidir… Bu halkalara katılanlara Kur’an ve Sünnetin yeteri kadar öğretilmesi önemlidir. Kadın, erkek, çocuk genç her seviye her sınıftan ders halkalarıyla insanlarımıza; hem kendilerine yetecek, hem de başkalarına öğretebilecek kadar, akait, fıkıh, hadis, tefsir, ahlak, adap, fıkhudda’va, siyer, İslam tarihi, genel tarih vb. konularının öğretilmesi gerekir. Tüm bunlarda yeterli bir altyapı oluştuğu zaman, insanlarımızdaki, vatan sevgisi, Kur’an aşkı, kardeşlik, birlik beraberlik şuuru ve ümmet şuuru yerleşecektir. O zaman ne darbe ne de daha başka fitnelerle onları bölüp parçalama girişimleri boşa çıkacaktır.

Kaldı ki belediyelerin hemen hepsi STK görevlerini çok daha geniş imkânlarla, daha donanımlı olarak yapmaktadırlar. Yerel, ulusal hatta uluslararası çapta yürek kabartan nice çalışmalar yapılıyor. TİKA, KIZILAY, DİYANET, İHH vb. nice resmi ve özel kuruluşlar, devasa işler başarıyorlar. Hatta fiziki ve maddi plandaki başarılarımız, manevi olanların kat kat önünde. Hâlbuki manevi sahadaki başarılarımız da maddi olanlara paralel olarak devam etmeliydi. Hatta manevi başarılar maddi olanların önünde ve üstünde olmalıydı. Ama heyhat…

İşte bu vb. sebeplerden dolayı, birinci öncelik, cemaatlerin asli görevlerine rücu etmeleridir. 15 Temmuz nasıl ki birçok konuda yeni bir milat olacaktır. Cemaatler içinde yeni bir milat olmalı. Cemaatler beraberliklerini daha sahici ve ciddi bir duruma taşımalıdırlar. İttihat mümkün olmasa da ilk etapta ittifak üzerinde yoğunlaşmalıdırlar. Hepsini bağlayacak bir üst kurul oluşturarak, yardımlaşma ve dayanışmayı çok daha yoğun ve güçlü hale getirebilirler. Daha sonra kendi aralarında görev dağılımı yaparak çok daha büyük işler başarabilirler.   Cemaatlerin bu görevin hakkını verebilmeleri için kendi aralarında yardımlaşma ve dayanışma kanallarını genişletmeleri elzemdir. Bu konuda şehit imam Hasan el Benna’nın şu sözü şiarımız olmalı: “Nettefiku fimattefekne fiih ve nezuru baduna badan fimaxtelefna fiih.” Yani ittifak ettiğimiz konularda yardımlaşırız. İhtilaf ettiğimiz konularda ise birbirimizi mazur görürüz. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Allah (cc) ın yardımı cemaat olanlarla beraberdir. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç