Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Miraca Var mısınız?

18.04.2016

Kandil geceleri, parti, kokteyl misali bir araya gelip dağılmak olmadığı gibi, sadece biraz nafile ibadet, biraz dua ve zikirden de ibaret değildir. Aksine her geceden almamız, sonra hayatımıza tatbik etmemiz gereken dersler vardır. Kandilleri kandil yapan bu içindeki ruh ve şuurdur. Aksi halde bu gecelerin saat ve dakikaları, zaman olarak farklı değildir. Dolayısıyla kendimiz, aile efradımız ve yapabildiğimiz kadar tüm çevremizle miraçtan son derece istifade etmeye çalışalım. Bunun için önceden hazırlıklara başlayalım.

Allah (cc) bazı mekânları diğerlerinden farklı yarattığı gibi bazı zamanları da bazı zamanlardan farklı yaratmıştır. Mescidi haramda veya harem bölgesinde yapılan bir ibadetin diğer yerlerdeki ibadetten yüz bin kat daha efdal olması, mescidi nebevidekinin bin, mescidi aksanınkinin de yüz kat olması gibi…

“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescidi Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra 17/1)

Freelyshout

Bir hadisi şerif mealen şöyledir: “Beş gecede birer saat var ki, o saate denk gelen dua ve ibadet reddolunmaz. Kadir gecesi, Berat gecesi, Miraç gecesi, cuma ve bayram geceleri.” Miraç gecesi ayet ve hadislerle sabit olup, siyer ve hadis kitaplarında detaylarıyla açıklanmaktadır. Genel olarak ta Miraç hadisesi zaten bilindiğinden biz özetle bazı dersleri paylaşmakla yetinelim

Miraçtan dersler:

  • 12 yıllık çileye mükâfat.
  • Zorlukla beraber kolaylık vardır.
  • Onca cefadan sonra burada mükâfatın avansından bir nebze…

Bilindiği üzere Resulullah (sav) yetim doğmuş, hem yetim hem de öksüz büyümüş, peygamberlik görevi verildikten sonra ise çok yakın akrabaları da dâhil, Mekke müşrikleri tarafından; kendisine iman eden ashabı kiramla beraber her tür; yalanlama, iftira, zulüm ve işkenceye maruz kalmıştır. On üç yıllık Mekke döneminde; iki Habeşistan hicreti, bir Taif denemesi ve taş yağmuru, üç yıl ölümüne boykot, akıl almaz çileler, işkenceler, suikastlar ve daha nice meşakkatler.

               İşte bu kadar çile ve zorluktan sora bu ilahî davet çok büyük bir teselli, yaralı gönlüne bir merhemdir… Cennette kendisine vadedilen Makam-ı Mahmud, Şefaat-ı uzma, kevser ve daha sayılamayacak nimet ve makamlardan oluşan mükâfatların bir nebzesinin, bu dünyada takdimidir.

Yedi kat gökleri ve Sidretül Müntehayı geçerek zatı Zülcelal’e misafir olma şerefine ermek, elbette büyük bir olaydır. Bir o kadar büyük manevi bir doping ve teselli vesilesidir.

               Ali (ra) der ki: “bir zaman gelecek insanlar camileri maddeten yapacak, manen yıkacaklar.” Acaba o zaman bu zaman mı? Diye sormadan edemiyoruz. Sayı olarak az ama nakış, çini, süs ve şatafatı haddinden ziyade olan ama içerisinde kulluğun hakkı verilmeyerek manen adeta yıkık dökük mescitler… Yani mahzun olan sadece mescidi Aksa değil, hangi mescit mahzun değil ki bu gün. Peki, bunları kim ihya edecek? Kim Mescidi Aksa vs. mescitlerin cemaat ve kulluk hasretini giderecek. Öyle bir nesil yetişti ki, Hristiyanlar gibi haftada bir camiye gitmeyi tam bir Müslümanlık olarak görüyor. Asıl “dinler arsı diyalog ve ılımlı İslam’ın meyveleri işte bu vb. içi boşaltılmış, kışa çevrilmiş din anlayışlı. Hayır, bu din benim dinim değil.

“Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” (Tevbe 9/18)

“Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.” (Bakara 2/114)

  • Şakku-s sadr/göğsünün yarılması…
  • Büyük işler hazırlık gerektirir.
  • Manevi temizlik ve ruhun takviyesi bu hazırlığın en önemli sacayağıdır.
  • Önündeki büyük işleri başarması kalbin ilim ve hikmetle doldurulması.

Resulullah (sav) ın, biri çocukluğunda sütannesinin yanındayken, diğeri de miraç öncesi olmak üzere iki defa melekler tarafından göğsü yarılmış, kalbi çıkarılıp; içinden kan pıhtısı gibi bir parça çıkarılıp yıkandıktan sonra tekrar yerine takılmıştır. Bu mucizevî ameliyatın miraç öncesi tekrarı elbette manidardır. Miraç olayı başlı başına büyük bir olay olup önemli hazırlıklar gerektirir. Ancak bu, daha da büyük işlere hazırlığın habercisidir.

Resulullah, (sav) Allah (cc) tarafından Medine’de İslam devletinin kurulmasına hazırlanmaktadır. Aslında tüm dünyayı, sadece insanları değil cinler âlemini dahi etkileyecek; İslam inkılabına hazırlanmaktadır. Dünyayı küfür, şirk, cehalet ve fisk-u ficur kirlerinden temizleyip, zevil ukulu/akıllı varlıkları, iman ve tevhit nuruyla aydınlatacak, onları ameli Salih denizinde yıkayacak, her türlü günah ve şer pisliklerinden temizleyip arındıracak bir inkılap…

Mü’minlerin beş vakit namaz öncesi; “Hadesten Taharet” şartı gereği yaptıkları temizlikte bu kabildendir. Zira namaz Mü’minin miracıdır… Mü’min her namazda Rabbiyle buluşmakta, okuduğu Kur’an ayetlerinde tabiri caizse, Mevla’sıyla konuşmaktadır.

  • Mescidi Aksa’nın teşrifi ve bu gün ki mahzuniyeti. (genel olarak mescitlerin önemi)
  • Resulullah (sav) bütün peygamberlerin de efendisidir.
  • Mescidi Aksa sadece Filistinlilerin değil, tüm ümmetindir.

Allah, (cc) Resulünü direk Mekke’den göğe yükseltebilirdi. Ama önce, Cibril’i emin refakatinde Burak’la mescidi Haram’dan Mescidi Aksaya götürüldü… Resulullah (sav) burada 124000 peygambere imam olup iki rekât namaz kıldırdı, daha sonra Refref’le göğe çıkarıldı.

Ayrıca malumdur ki Mescidi Aksa Mümin’lerine ilk kıblesidir… Ayrıca Allah (cc) yukardaki ayette Mescidi Aksa’nın çevresini mübarek kıldığını vurgulamaktadır… Tüm bunlar Mescidi Aksa’yı sıradan bir mekân veya yapı olmanın ötesine taşımaktadır.

Mescidi Aksa’nın Henüz Ömer (ra) döneminde fethedilmesi, kısa bir dönem haçlıların eline düştükten sonra Nureddin Zengi ve Selahaddin’i Eyyubi’nin adeta yemeden içmeden kesilmeleri ve yıllarca hazırlık yapıp yeniden Mescidi Aksa’yı haçlıların kirli ellerinden kurtarıp yeniden fethetmeleri… Daha sonraki nice el değişmeler, Mescidi Aksa’nın büyüklüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor. Peki, şu Mescidi Aksa ne durumdadır. Miraç kandili bu konuda neler anlatıyor ve biz bu dersleri ve inlemeleri duyuyor ve anlıyor muyuz?

Bir asra yakındır Filistinli yiğitlerin Mescidi Aksa uğrunda canlarını ve mallarını sebil etmeleri bize yeterince ders vermiyor mu? Hâlbuki Mescidi Aksa’nın korunup gözetilmesinden sadece Filistinli Mü’minler sorumlu değildir. Tüm ümmet gücü oranında sorumludur. Ama heyhaaat…

Miraç geceleri bize bu ruh ve şuuru kazandırmalı ve ümmetin tüm mukaddes değerleri gibi, Mescidi Aksa vs mescitlere sahip çıkma şuur, basiret ve gayretini bize kazandırmalı ki; Miraçlar mi’raç olsun. Aksi halde Mescidi Aksa’nın mahşer günü iki eli yakamızda olur.

Kaldı ki İsra olayı, sadece mescidi aksanın değil, tüm mescitlerin değerini anlatması var. Resulullah(sav) Peygamberlere imam olup hep beraber cemaatle namaz kılmalarının verdiği dersler var. Camilere adeta küskün duran, camilerin yapı, nakış ve süslerinde kusur bırakmayan, ama camileri ibadet vs işlevleriyle ilgili öksüz bırakanlar; Mescidi Aksa’ya sahip çıkmanın hakkını veremezler. Bu iş sloganlarla olmaz… Bulundukları köy, mahalle veya şehrin camisinin hakkını vermeyenler, Mescidi Aksa’nın hakkını nasıl verecekler.

  • İnsan için yükselinebilecek en yüce mertebe kulluktur.

Ayette Allah (cc) Resulullah (sav) tan resul, nebi değil de “kulunu” ifadesiyle zikretmektedir ki; bu da kulluğun ne büyük bir mertebe olduğunu ifade etmektedir. Evet, en büyük rütbe kulluktur. Kulluk rütbesine eremeyenlerin omuzlarında ki yıldızları ve yaldızlarının bir değeri yoktur…

  • Miraç mucizesi haktır ve hem ruhen hem de fiziken gerçekleşmiştir.

Bu konudaki nakli delillere sayfamız dar gelir. Ancak şunu iyi biliyoruz ki mi’raç sadece ruhla yapılan bir yolculuk olsaydı, sıradan bir rüya olup Mekke müşriklerinin o denli vaveyla koparmalarını gerektirmezdi. Öyle ki; yaptıkları güçlü propagandayla birkaç zayıf sahabenin dinden dönmelerine dahi sebep olmuşlardı. Kendilerince çok önemli bir koz! yakalamışlardı.

  • Müşrikler İslam’ın güçlenmesine katkı sağlayacak gelişmeleri örtbas etmek ve engellemek için ellerinden geleni yaparlar.

Şimdi ki müşrikler de İslam ve Müslümanların aleyhine kullanacak koz aramıyorlar mı? Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı, Fadime şahin, daha başka kimi yanlış yapanlar ve derken paralel yapı vs… ki bunlarda kendi üretimleridir… Hülasa küfür cephesinde değişen bir şey yok… “at çamuru tutmazsa izi kalır” işte son günlerde güya Müslüman kimlikli bir öğretmen tarafından yaşanan bir çocuk istismarının ne denli köpürtülerek gündemde tutulmaya çalışıldığını üzülerek görüyoruz.

  • Üç büyük miraç hediyesi;
    1. Dünyada ümmeti, hayatı boyu ümmeti diyen ve ahirette ümmeti diyecek olan Nebiyi Zişan, miraçta da bizi unutmadı ama biz onu unuttuk. Onun sünnet ve siyretine sahip çıkmadık.
    2. Beş vakit namaz…

Namaz başlı başına bir konu olup ayrıca işlenmesi gerekir. Bu konuda yayınlanmış nice makalelerimiz mevcuttur. Oralara müracaat faydadan hali olmayacaktır. Ancak Miraç vesilesiyle namazlarımızı gözden geçirelim. Namazlarımız ibadetten âdete dönüşmüşse ve namazlarımızda rabbimizle buluşamıyorsak, namazlarımız Refref olmaktan uzaklaşmış olup bizi miraca taşıyamaz. Ayrıca namazlarımız bizi “fahşa ve münkerat” tan alıkoymuyorsa aynı sorun var demektir. Daha nice dersler alınabilir. İşte miraçtan almamız gereken en büyük derslerden biri de bu olsa gerektir.

  • Bakara suresinin son iki ayetleri…

Bu ayetler imanı yüreklerimize nakşederken aynı zamanda en güzel dua ve yakarış örneklerini de öğretmektedir. İşte, Rabbimizle aramızdaki perdelerin kalktığı, rabbimizin yeryüzü semasına tecelli ettiği; miraç gecesi vs. geceleri her hayırlı amel açısından daha bir gayretle değerlendirelim ama özellikle duayı unutmayalım. Ümmet olarak duaya her zaman muhtacız ama şimdi daha çok… “…Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kâfirlere karşı bize yardım et.” (Bakara 2/186)Şirkten sakınıp iman üzere öleceklerin azâd müjdesi. Miracın tek bu hediyesi bile müjde olarak yeter ve artar. Rabbimiz miraç ve tüm mübarek zamanlardan azami derecede istifadeye bizleri muvaffak eylesin. Âmin…Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç