Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

One Minute

29.03.2015

Mevlana ne güzel söylemiş: “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.” Son birkaç yıldır İran ve Şia hakkında epey yazılar yazdım. Bazı dostlar bazen haklı bazen haksız eleştirilerde de bulundular. Dolayısıyla bu konuda pek yazmak istemiyordum ama olmuyor. Yemendeki gelişmeler ve karşılıklı demeçler bir şeyler yazmayı gerektiriyor.

İran Afganistan’da ABD ve beraberindeki batılı ülkelerle ittifak yapmış ve biz olmasaydık, ABD Afganistan’da başarılı olamaz açıklaması yapmıştı. İran Suriye zulme direniş başladığından beri, bilfiil orada ordularıyla savaşıyor. Aynı şekilde ırakta savaşıyor. Bu savaştıkları yerlerde Işidin yaptığı infazlara rahmet okutacak vahşetler sergiliyor. Sosyal medyada bir sürü şu minvaldeki haber ve canlı görüntüler var. “IŞİD’ı solladılar: Irak’ta ABD-İran destekli Irak Ordusunda görevli bir subaydan kan donduran sözler “Bugün insan eti yemek istiyorum” tabi bunlar dışarıya sızdırılanlardır. Ya dışarıya yansımayanlar…! Ama tüm bunları ustaca ve reklam yapmadan yapıyor. Hatta bunları yaparken de hala İslam kardeşliğinden birlikten beraberlikten bahsedebiliyor. Hem ümmete karşı; doğulu batılı, dinli dinsiz tüm İslam düşmanlarıyla işbirliği yap, hem de İslam kardeşliği, ümmet falan de…

İran, Şu an üç Arap başkenti bizim kontrolümüzde demekte ve başkenti Bağdat olan bir pers imparatorluğundan bahsetmektedir. Buna karşılık Sayın Erdoğan da: “İran bölge ülkelerini kendine domine etmekten vazgeçmeli. Hem İslam deyip hem de tüm bu yanlışları yapamazsınız.” Mealinde bir açıklama yaptı. Vay sen misin bunu diyen. İran cephesinde açılama üzerine açıklama. Kendini bilmez bir İranlı yetkili de Erdoğan’ı münafıklıkla itham ediyor. Buyur buradan yak.

Freelyshout

İşte tam da bu adama ve böylesi münafıkça davrananlara ONE MİNUTE demek gerekiyor. Bu tarihi sözlerin geri kalanını da bunlar hak etmiyor mu? “öldürmeye gelince siz öldürmeyi iyi bilirsiniz.” “Münafıklığa gelince o zaten sizin akidenizdir.” Evet, takiyye münafıklığın ta kendisidir ve Şia takiyye’yi imanın şartı saymaktadır. Bu ikiyüzlülüğü görmek istemeyenler, nida yayınlarından çıkan, “kendi kaynaklarında Şia ve Şiilik” kitabını okusunlar.

Şia’nın takiyye’yi akide edinişine dair onlarca delilden bir kaçı şöyledir: Muhammed bin Ali bin Hüseyin Risale fil İtikat adlı eserinde şunları zikreder: “Takiyye ile ilgili inancımız şudur. Takiyye’yi terk eden namazı terk etmiş gibidir. Kaim olan mehdi çıkıncaya kadar takiyye ile amel etmek vaciptir. Mehdinin çıkışından önce takiyye’yi terk eden Allah’ın ve İmamiye’nin dininden çıkmıştır. Allah’a, resulüne ve imamlara muhalefet etmiştir.” (s. 104) Başka bir rivayette Ebu Abdullah’tan gelen bir rivayette o şöyle buyurmuştur: “Ey Ebu Ömer dinin onda dokuzu takiyye’dir. Takiyye yapmayanın dini yoktur.” (c. II, s.217)

 İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de “İran, Yemen’in toprak bütünlüğünün sağlanması ve bu ülkeye istikrar ve güvenliğin dönmesi için bölgedeki tüm kardeşlerinin katılımıyla bu ülkedeki çeşitli guruplar arasındaki diyalogu kolaylaştırabilir” buyurmuş. Yemen’de ehlisünnete en yakın olan Zeydiyye’yi terörize edip Sünnilere karşı kışkırtan İran değil mi? Gulatı Şia olan husileri yemen işgaline kışkırtan İran değil mi? İslam diyarının neresinde Şiilik kokusu bulunan halkları Şii yayılmacılığı için kullanan ve bunun için milyarlarca servetler seren İran değil mi? Yıllardır bizim ülkemizde de aynı sinsi oyunları devam ettirmiyor mu?

İran’ın İslam dünyasında Şiileri harekete geçirmesinin sonucu, İslam ülkelerindeki siyasi bölünmeler oldu. Bu siyasi bölünme Irak’ı üç devlete (kuzeyde Kürt, ortada Sünni ve güneyde Şii) ayırıyor. Şimdi ise aynı durum Yemen’de yaşanıyor; ülkenin iki devlete bölünmesi muhtemel. Suriye’den de birçok devlet çıkabilir: Humus ve sahilde Alevilerin devleti, Halep ve Şam’da Sünni devlet, doğuda Kürt devleti ve güneyde Dürzi devleti. 

Hiç düşündünüz mü, neden birçok etnik unsuru barındıran İran da hiç bölünme emaresi görünmüyor. Hâlbuki sadece 79 yılı yapılan Şii devriminden sonra bile irili ufaklı onlarca halk ayaklanması oldu. Hemen şu günlerde Husiztan ve Belucistan bölgelerinde ayaklanmalar oldu. Ama tüm bu ayaklanmalar, çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Her defasında katledilen Müslümanların sayısı dahi bilinmiyor. BM vd. uluslararası kuruluşlar nerede? Neden hiç sesleri çıkmıyor. İslam diyarını ta yüz yıl önce 50-60 parçaya bölen üst akıl, İran’a dokundu mu?

Dokunmaz çünkü Şia ümmet içinde bölen unsur olarak onlara lazım. Zaten bunun için üretilmişti ta ilk gününden beri… Resmin tamamını görmedikçe Şia ve onun zıt kutbu gibi görünen harici fitne, ümmetin başına daha çok belalar açacaktır. Evet, bu unsurları idare eden bir üst akıl var… Çok ustaca manevralarla işlerini görüyor ve parsayı toplamaktadırlar. Kendisi mümkün oldukça hiç riske girmiyor. Kenarda durup seyrediyor bizim içimizden devşirdikleri bu bölücü unsurlarla her istediğini yapıyor. Allah (cc) ümmete feraset, basiret, birlik ve beraberlik nasip eylesin. Âmin. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
ETİKETLER: , , , ,
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç