Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Özür ve Cevap

13.12.2012

Şia fitnesi yazımıza ortada durma görüntüsü veren ancak daha çok Şia gözlüğüyle değerlendirip itirazlarda bulunan Selahaddin Bey’e özürle beraber bazı açıklamalar yapma ihtiyacı doğdu.

Öncelikle şunu belirteyim ki 15-20 yıldır yazdığım hiçbir yazıda, bildiğim halde Şia fitnesinden bahsetmedim. Şia’nın başta sahabeler olmak üzere tüm İslam ümmetine pervasız saldırılarına ve tekfir konusunda da gayet rahat olmalarına rağmen, ehlisünnet uleması ısrarla “Biz ehli kıbleyi tekfir etmeyiz” tavrını benimsemiş… Ancak şu kısacık ömrümüzde Şia’nın ümmete çektirdikleri ve en son Irakta ABD vs. batılı güçlerle ittifakı, Suriye’de ise küfrün sol cenahı olan Rusya, Çin, Güney Kore gibi güçlerle ittifak edişleri, işin tuzu biberi oldu. Daha da önemlisi Resulullah (sav) ın bu konudaki hadisi şerifleri bu vb. şerlere ve şerlilere karşı ümmetin evlatlarını uyarmayı gerektirmektedir. Bu hadislerden sadece bir kaçını bir önceki yazımda paylaşmıştım.

Ve aleykum selam Selahaddin Bey. İran devrimin ilk yıllarında İran radyosundaki ateşli konuşmalarınızdan ve nice oraya gidip dönenlerin anlattıklarından Şii leştiğiniz intibaını edindim inşallah yanılmışımdır. Ziyaretçilerle ilgili ihtarınızı ise yerleşmek niyetiyle koşarak İran’a giden, ancak İran’ın içyüzünü görünce ilk bir yıl içinde kaçarak tekrar dönen en az beş arkadaşımdan duydum. Yanılmış veya yanıltılmış olabilirim bundan dolayı özür dilerim. Eleştirinizde hiç değinmediğiniz anımı okumuşsunuzdur…

Freelyshout

Ancak yazınızda birçok tutarsızlık mevcut… Şia propagandası konusunda profesyonelleşmek mi desem, bazı sebeplerden dolayı rahat konuşamamak mı? Ben de şahsen İran rüzgârının sert estiği dönemlerde değişik tehditler almıştım. Adaletin simgesi Ömer (ra) gibi sahabenin katili olan bir Mecusi’yi baş tacı eden, sadece isimleri Ömer olduğu için beş yüzden fazla ehlisünnet âlimini daha dün Irakta işkencelerle katleden, ehlisünnete karşı kin ve nefret dolu bir güruhtan her kötülük gelebilir. Suriye’deki katliamlarına, nice ırzları kirletmelerine, kendi meşreplerinden olan MOSSAD gibi ülke dışında giriştikleri suikastlara bakıldığında, gerçekten Şia’nın sinsiliğinden ve kininden korkmak ayıp değil.

Şia Türkiye’ye kendi dinini ihraç etmeye çalıştığı ilk zamanlar, epeyce dergi ve gazete başlatıp kapattı. Bu basın ve yayın kuruluşları, ilk çıktıklarında ehlisünnete çok yakın görüntü vererek başlıyor sonra ince ince sahabe düşmanlığı vb. fitnelerini işlemeye çalışıyorlardı. Deşifre olur olmaz eski isimlerini kapatıp yeni bir isim ve aynı taktikle yeniden başlıyorlardı. Şii ’leşmiş ve şu an özellikle Türkiye’de ümmet içinde fitne çıkarmak için uğraşan şaz insanlar o günlerin eseri… Sizin duruşunuz da bana o günleri ve o taktikleri hatırlatıyor maalesef… İnşallah yanılıyorumdur.

Aynı duruşu görünüşte İran zaten otuz küsur yıldır yapıyor. Hep İslam kardeşliği ve ümmet birliğinden bahsediyor. Ancak Afganistan, ırak ve Suriye tecrübeleri çok güzel anlatıyor ki onların “İslam” dediği şey İbni Sebe’ fitnesi olan Şiiliktir. İhtilafı, iftirakı bırakalım küfre karşı bir olalım falan ambalajları da aynı aldatma ve takiyyelerden ibarettir. Tarih boyu ümmete karşı komplolardan vaz geçmemiş, ümmete karşı her renkten kâfirlerle ittifak etmiş, şu an tüm dünyanın gözleri önünde hem batılı, hem doğulu kâfirlerle ittifak kuran Şia’nın hangi sözüne inanalım. Yeter artık…

Daha önce bir kısmını aktardığım Şia sapmalarından hiç haberiniz yokmuş gibi davranıyorsunuz. Bazılarını es geçmiş bazılarına da hilafı hakikat savunmalar yapmışsınız. Aynı sapmaları tekrarlıyor;

  • Şia Ali (ra) ve onun tarafını tutan 5-6 sahabe dışındaki sahabeleri tekfir etmekten sakınmıyor.
  • Şia Aişe (ra) annemize ifk iftirasını kabulleniyor…  Onun Kur’an ayetleriyle tezkiye ve tebriye edilişini kabul etmiyor.
  • Şia ehlisünnetin hadis kaynaklarını yalan ve düzmece olarak kabul ediyor. Aslında ehlisünnetin hiçbir kaynağını bütün olarak kabul etmiyor. Sadece hesaplarına gelen bazı noktaları makaslayarak aleyhte kullanıyor.
  • Şia 12 imamın peygamberler gibi masum olduğuna inanıyor ve onların söz ve davranışlarını da peygamberin sünneti gibi teşride kaynak olarak kabul ediyor.
  • Şia 12 imamı peygamberlerin de üstünde adeta birer ilah olarak görüyor.
  • Ali (ra) nin imametinin Allah (cc) tarafından verildiğine inanıyor. İlk üç halife ise imamet hakkını gasp ettikleri için onlara özel bir kin besliyor.
  • Velayeti fakih itikadıyla sadece 12 imamı değil şu anki rehberleri de masum ve la yüs’el kabul ediyor.
  • Tüm bu görüşlerini başkalarının yanında takiyeyle ustaca örtüyor. Aynı ustalıkla birlik beraberlik! Mesajları vermeye devam ediyor.

Ve soruyorum;

Bireylerin davranışlarıyla değil kaynaklarıyla değerlendirin diyorsunuz. Bahsettiğim sapmalarla ilgili onların asli kaynaklarından deliller sunarsam siz de mertçe Şia’dan teberri eder ve saptırdığınız insanları bu fitneye karşı uyarır mısınız? Savunma konusunda bizim bilmediğimiz bir takım mazeretleriniz varsa, bari sükût edin biz anlarız. Yapmayın be kardeşim…

Gazetemiz yazarı İsa Tatlıcan Bey de üslup eleştirisinde bulunmuş. Kısmen haklı da olabilir. Değerli okuyuculardan özür diliyorum. Ancak Üslubumun sertliğinden bahsedenler herhangi bir hastanedeki Suriyeli yaralıları ziyaret edip Şia’nın ibadet aşkıyla yaptıkları sadistlikleri canlı olarak dinlesinler. Başta tahran ve nice İran şehirlerinin ana caddelerine boydan boya ve her yıl asılan “Bu gün Ömer’e lanet günüdür” afişlerini görsünler… Kızdıkları bir insana “O… çocuğu” yerine, -haşa ve kella- “Aişe dölü” dediklerini duysunlar… Burada sadece bir kısmından bahsettiğim sahabe ve ehlisünnete iftiraların, ihtilaf ve iftirakın çok daha fazlası, Şia tarafından onlarca TV kanalında değişik dillerde 7/24 yayınlanıyor. Onlar sahabe ve ehlisünnete iftira atıyor, hakaret ediyor, tekfir ediyor bu vb. zevattan ses yok. Ben bunlar iftiradır diyorum tefrikacılık ve sertlikle suçlanıyorum. Ses verin ey ümmeti Muhammed!.. Adil hakemler yok mu?.. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç