Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Şeytana Dikkat

21.10.2017

Ramazan öncesi şu hadisi şerifi çok dinlediniz. “Ademoğlunun her amelinin sevabı on mislinden yedi yüze kadar katlanır. Allah bu­yurdu ki: “Ancak oruç müstesna. Çünkü o be­nim içindir; onun mükâfatını ancak ben vere­ceğim. Çünkü o, şehvetini ve yemesini sırf be­nim için terk ediyor. Oruçlunun iki sevinci vardır: Birinci sevinç, iftar ettiği zaman, ikin­ci sevinç de Rabbine kavuştuğu zamandır. Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.” (Altı hadis imamı, rudani- Buhari, Müslim, Riyazus salihin H no=  1214)

Şimdi burada iki noktanın altını çizelim.

  1. Değerli olan bir şeyi kazanmak zordur. Örneğin bir gram altın için bir iki yevmiye çalışmak zorundasınız. Hatta bazı mücevherler var ki; 5-10 gramı yıllarca mesai gerektirir. Ama bir ton taş toprak için hiç bedel ödemenize gerek yoktur. Her hangi bir dağdan istediğiniz miktarda taşı toprağı ücretsiz alabilirsiniz.

               İşte ramazan ayında mükâfatını meleklerin dahi takdir edemediği, ancak Allah (cc) ın bildiği büyük mükâfatlar kazandık ki; bu kazançlar öyle altınla mücevheratla kıyaslanamayacak kadar büyüktür. Zira bunun için enlimizin altında bol ve serbest bulunan nimetlerden, yeme içmemizi terk ettik. Yine kendi helalimizle olan her tür şehevi davranışları, terk ettik. Sair zamanlarda olmadığı kadar camileri doldurduk. Kur’an okuduk, bolca dua ve zikirlerde bulunduk. Mazlum ve muhtaçların derdiyle dertlendik, ihtiyaçlarını gördük, hayır ve hasenat işledik. Bu kazançların dünyalar ve dünyalıklarla kıyası mümkün değildir, değerini bilelim. Şimdi bunca kazancımızı nasıl muhafza edeceğiz ki, amellerimiz berheva olmasın.

Freelyshout
  1. Değerli olanın düşmanı çoktur, dolayısıyla koruması daha zordur.

 Örneğin bakkal; meyveyi sebzeyi dükkânın dışına düzüp teşhir eder. Ama parasını, kasasında/kilitli çekmecesinde saklar. Rençber; tarlasındaki toprağı koruma ihtiyacı duymaz ama bahçesindeki fıstık – fındık gibi değerli yemişler için bekçi tutar. Mücevherat ve altın satanlar ise bu malları kozmik kasalarda korudukları gibi dükkânlarını da enva-ı çeşit alarm sistemleriyle donatırlar. Örnekleri çoğaltabilirsiniz… Zira bu değerli eşyaların birçok düşmanı vardır.

Şeytan (aleyhil la’ne) ın sizin kazandığınız hayır ve sevaplara düşmanlığı çok daha fazladır. Zira şeytan imtihan gereği hep iyinin ve iyiliğin düşmanıdır. Allah (cc) şöyle buyuruyor: “şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (Yusuf 12/5, isra 17/35) “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. (…)”  (Nur 24/21)

Şu hadisi şerif te ramazan boyunca çok duyduğumuz hadislerdendir. “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Buhari, Müslim, Riyazus salihin H no=  1219)

Bu hadisi şerif le ilgili de birkaç tespit yapalım.

  1. Hadisi şerif teki şeytanlar ifadesi çoğuldur. Dolayısıyla kazandığımız

hayır ve hasenatın düşmanları tek değil gayet çokturlar. Nas suresinin sarahaten ifade ettiği gibi şeytanlar sadece cin taifesinden olmadıkları gibi, sadece tek iblisten de ibaret değildirler. Kaldı ki şeytan, Allah (cc) ın rahmetinden uzak olan ve uzaklaştıran her hangi bir şey demektir. Yani bizi yoktan var eden rabbimizden uzaklaştıran, ona isyana ve nankörlüğe sürükleyen her şey veya her kes, şeytan konumundadır.

Bu, cebimizdeki para, oturduğumuz koltuk, mevki, makam, şan şöhret olabilir. Bazen bizim çok yakınımızdaki bir arkadaş, akraba hatta kendi ehlimiz olabilir. Bazen içki kumar, moda, müzik, futbol vs. olabilir. TV, internet, bilgisayar, cep telefonu vs. ise ne ben söyleyeyim ne siz sorun. İnsanın hem cinsi olan kötü arkadaşlar, yardımcı şeytan olarak saptırmada en önde gelirler diyebiliriz. Nitekim Allah (cc) a asi olan, farzları ihmal eden, harama bulaşan birçok insanların sebebi, çevre ve arkadaştır.

  • Ramazan ayı boyunca zincire vurulan şeytan ramazan ayından sonra zincirden kurtuluyor. Bu imtihanın gereğidir. Esasen şeytanlar imtihan gereği her an pusuda olup imtihan için dünyaya gönderilen biz insanların gaflet anlarını kollamaktadırlar. Tabi ki boşluk bulduklarında hemen değerlendireceklerdir. O halde çare, kullukta sürekliliktir. Şu sözler kulaklarımıza küpe olsun.
  • Şeytanın ordularından korunmanın yolu, Rahman’ın ordusunda kadrolu asker olmaktır.
  • Şeytanların saldırılarından korunmak, kulluk kalesine sığınmakla mümkündür.
  • Kulluk kalesinden çıkan, şeytanın açık hedefi olup düşmana yem olur.

Zincire vurulan azgınlaşır. Köyde yaşayanlar daha iyi bilirler, meydana salınan köpekler insanlara alışkın ve uysal olurlar. Ama zincire vurulanlar gayet azgın olurlar. Ramazan boyu hem zincire vurulmuş hem de gözlerinin önünde gece gündüz ibadet, hayır ve hasenat yapılan şeytanların haleti ruhiyesini bir düşünün. Kin ve garazlarından çatır çatır çatlamakta ve ramazan sonrasını iple çekmektedirler. Dolayısıyla asıl ramazan sonrası, bizi şeytanların hücumlarından koruyacak taat ibadet ve kulluğa ihtiyacımız varken, kulluğu gevşetmek olmaz. Selam… Dua…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç