Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Takvim ve Tatil Devriminin Tatil Ettikleri

26.10.2014

Bilindiği üzere cumhuriyet tarihi bizim inancımız, örfümüz kısaca bizimle hiç alakası olmayan bir takım devrimler! Getirmiştir. Sadece bu devrimler bile ulusalcı bu yönetimin yerli olmadığına yeterli delildir. “harf devrimi” “kılık kıyafette devrim” “ölçü tartıda devrim” takvim devrimi” vs.

Bu devrimlerin; egemenlik hakkı açısından ya da ekonomik, siyasal, sosyal herhangi bir faydası olmamıştır. Ama zararları anlatmakla bitmez. Bu konuda yasılmış eserlere müracaat edilebilir. Kaldı ki bu devrimleri her birisi ayrı ve çok çeşitli zararları doğurmuştur ki bu bir yazıya sığmaz.

Sadece takvim devrimi dolayısıyla başımıza örülen tatilin bazı zararlarını hatırlayalım:

Freelyshout
  1. Cuma namazını % 90 tatil etmesi. Tarih boyu bizim tarih günümüz cumaydı. Namazla mükellef köylü, şehirli her Müslüman, Perşembe günü akşamdan önemli bir gün olan cumaya ve Cuma namazına hazırlanırdı. Resulullah (sav) Cuma gününü “günlerin efendisi ve en efdali olarak ifade eder.” Tıraş, tırnak kesimi gibi beden temizliklerini yapar. Cuma sabahı da sünnet olduğu üzere guslederek temizlenir. En güzel elbiselerini giyer, güzel kokular sürünür, camiye gidecek olan aile efradını da alarak camiye giderdi. Ya da daha şer-i ifadeyle musallaya (Her şehirde tüm Müslümanların toplanacağı ibadet meydanı) giderdi.

Düşünelim ki ülkemizde 18 milyon civarında orta öğrenim öğrencisi var… 7 milyon da yükseköğrenim öğrencisi olsa 25 milyon… Bunların öğretmenleri, öğretim görevlileri, memurlar, işçiler, fabrika çalışanları, ziraat işçileri, kısaca tüm memur ve işçi sınıfı, polisi, askeri doğal olarak İslam’ın şiarı olan Cuma namazından alıkonulmuş oluyor. Hadi bunların % 10 bir çare bulup Cuma namazına gittiler diyelim. Ya geri kalanları…

İki tatil günümüzden Cumartesi, Yahudilerin özel günüdür. Pazar ise Hristiyanların günü… Hani bizim kendi günümüz? Türkiye’nin % 99 u Müslüman olduğuna göre neden tiridin tiridi dahi olmayan gayri Müslümlerin günleri tatilimiz olsun. Hafta tatilimiz Perşembe-Cuma olursa, kimseye bir zararı yok. Ama cumartesi Pazar olursa, bize çok zararı var… Evet, bu gayri Müslüm tatil günleri her şeyden önce milyonlarca Müslümanın Cuma namazını doğal olarak tatil ediyor. Demek bu devrimleri yapanları gayeleri resmen bekçi dövmektir, üzüm yemek değil…

  • Hicri yılbaşımızı Noel’le örtmesi… Şu an insanlarımıza yılbaşı denince ne anladıkları sorulsa, neredeyse hepsi miladi yılbaşı ve Noel diyeceklerdir. Hicri yılbaşının içerdiği, ruh, aksiyon, şuur, heyecan gidiyor, yerini eğlence ambalajlı, akıl ve insanlık dışı çılgınlıklar alıyor.

Neslimizin Resulullah (sav) ve ashabını tanımaması… Ensar ve Muhacir nedir bilmemeleri… Onların Mekke’de neler çektiklerini… Medine’ye neden hicret ettiklerini bilmemeleri… Buna mukabil, topçu, popçu ve daha nice ıvır zıvırları bilmeleri bundandır. Neslimiz her gün biraz daha kendi değerlerinden uzaklaştırılıyor.           Hicreti kısaca değerlendirmeye girmeden kendimiz ve tüm neslimizin hafızasına şu soruları cevaplarıyla beraber yerleştirebilirsek hicret daha iyi anlaşılacaktır. Şimdi hicri yılbaşının bize ve nesillerimize vereceği şuur ve enerjiyi şu sorularda arayalım.

  • Resulullah (sav) ın bi’setinden önce, Arap yarımadası ve dünyada insanlık ne haldeydi, Ne denli rotasını şaşırmış ve adeta hayvanlaşmıştı?
  • Resulullah (sav) hangi şartlarda göreve başladı, insanlığın cahiliye karanlığından kurtulması için nasıl bir reçete getirdi?
  • Bu günde insanlık aynı reçeteye muhtaç değil mi? Daha ne zamana kadar insanlık, sonu izim diye biten bir sürü ideolojilerin deneme tahtası olmaya devam edecek?..
  • 13 yıllık Mekke döneminde neler yaşandı, Resulullah (sav) ve ashabına (ra) yapılan işkence, boykot, su-i kast vs zulümler neden yapıldı?..
  • Bu zulümler sonuç verip İslam’ın ilerlemesi ve hakimiyeti durdurulabildi mi?..
  • Bu günde İslam âleminin nice yerlerinde yaşanan uluslararası komplolar, işgal, sömürü ve katliamlar aynı zalimlerin ve aynı zulümlerin devamı veya tekrarı değil mi?
  • Dedeleri sonuç alamamış olan bu asrın “çakma” firavunları, nemrutları, ebreheleri, ebu cehil ve ebu lehebleri, İslam ümmetine karşı kalkışmalarında başarılı olabilirler mi?
  • Peki, ümmetin muzaffer olması, Medinelerimizde İslam’ın hâkim olması nasıl olacak? Gökten melekler mi inecek, muhacir ve Ensar (Rıdvanullahi aleyhim) tekrar mezarlarından dirilip her şeyi hal mi edecekler? Veya Selahaddin’i Eyyubî, Fatih sultan Muhammed, Battal Gazi falan…
  • Kaç hicret yapıldı, nasıl, hangi şartlarda ve nerelere yapıldı. Daha da önemlisi HİCRET NEDEN YAPILDI? Resulullah (sav) ın, ashabı kiram (ra) ile beraber, ev-bark, mal-mülk, vatan, ehl-u iyal ve hele Mekke ve Kabetullahı bırakıp Medine’ye göçmeleri herhangi bir gezi, seyahat, mal-mülk edinme veya geçim davası için falan için miydi?
  • Bu arada Mekke müşrik devleti, hicret hazırlığına karşı ne yapıyordu, aldıkları tedbirler, plan ve hilelerine ne oldu? Hangi tağutî gücün planları ilahî kudret ve planlar karşısında durabilir?
  • Hicretin altyapısı nasıl oluştu, 1. ve 2. akabe biatleri, nelerdir, Mus’ab bin Umer kimdir, Medine’de neler yapmıştır.
  • Bizim bir Medine’miz olamadığına göre, bulunduğumuz yerleri ne zaman ve nasıl Medinelere çevireceğiz. Kendi aile efradımıza dahi İslam’ı tebliğ etmekten aciz bu halimizle bu iş nasıl olacak?
  • ENSAR ve MUHACİR kimlerdir? Çocuklarımıza anlatacağımız masal ve hikâyelerin kahramanları olsunlar… O çile dolu hayatları da, çevireceğimiz Nobel ödüllü filmlere senaryo olsun… Sinema vs. sanat sektörlerimiz başarılı olsun diye rol icabı mı yaşandı? Yazık ki ne yazık… Onların hakkını vererek pratikte yaşadıkları o kutlu hayatların, biz teorisini dahi neslimize anlatamıyoruz.
  • Neden neslimiz, şarkıcıları, popçuları, topçuları, dansözleri vs müsveddeleri tanıyor da, Resulullah (sav) ı, ashabı kiram (ra) ı vb. İslam kahramanlarını tanımıyor? Onlara asıl tanımaları gereken kimseleri ve bilmeleri gerekenleri ne zaman öğreteceğiz?
  • Medine de İslam, Ensar ve muhacir kardeşliği temeli üzerine oturup gelişti. Öyle ki; onların attığı temel halen devam ediyor ve kıyamete kadar da devam edecektir. Ancak biz ümmet olarak onların bu yüce mirasına sahip çıkabildik mi?

Biz MUHACİR ve ENSARIN kardeşlik ruhunu neden kaybettik, o ruhu tekrar yakalamak için neler yapmalıyız? Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç