Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Tasavvuf Reformizm Çatışması

12.05.2016

Zıt kutupların ister istemez birbirlerini besleyip takviye ettiklerini birkaç yazımda ifade etmiştim. İşte bunlardan biri de son zamanlarda yaşanan, tasavvuf-reformizm çatışması. Bu durum adeta sünnetullah gibidir. Sağcılıkla solculuğun, komünizmle faşizmin, falan ırkçılıkla feşmekân ırkçılığın birbirlerini besleyip takviye etmeleri gibi… 

Aslında dinde reformcu olarak bilinen çevre veya kişiler, daha çok yerli oryantalistler olarak da ifade edilebilir. Ve bu çevreler, aslında yeni bir fikir ortaya koyuyor değiller. Asırlardır İslami kaynakları didik didik edip kendilerince İslam’ın aleyhinde kullanılabilecek kimi netameli konuları, kendi ağa babalarından kopya alıp değerlendiriyorlar. Başka bir tabirle, eski pilavları ısıtıp yeniden piyasaya sürüyorlar. Yoksa bunlar çok mahir, hazık ilim ehli olup, ince tetkikler sonucu birtakım konular tespit ediyor değiller.

Oryantalizmin oyun ve planlarını, geçmişten günümüze gündeme getirdikleri konuları tam olarak incelerseniz, günümüzdeki yerli oryantalistlerin konularının buralardan devşirme olduğunu hemen anlarsınız. Dolayısıyla oryantalistlerin asli olanları bir halt edememişse onların kopyası zavallılar daha daha bir halt yiyemezler. Şimdilik egolarını tatmin ediyorlar. Tabi efendilerine sadakatları oranında şan ve ikbal de ediniyorlar.

Freelyshout

Şimdi, sünnet düşmanlığı yerli oryantalizm bir tehlikedir. Ancak buna karşı başka bir tehlike olan tarikatları bu sapmanın panzehri gibi göstermek pek akıllıca değildir. Yanlışı başka bir yanlışla düzeltemezsiniz belki var olan yanlışı biraz daha katmerlendirmiş olursunuz.

Doğru olan tüm yanlışlara bir doğruyla karşı durmaktır. Daha önce “dine karşı din” başlıklı dizi yazılarımda ümmetin püsküllü belası olan dört akımdan bahsetmiştim. Şia, tekfirci haricilik, sünnet düşmanı reformizm ve hurafeci kimi tarikatımsı yapılar. Bunların alt kısımlarına inersek yüzlerce fırkadan bahsetmek mümkündür. Ancak genel olarak bu dört kısımda toplanabilir.

Bunların önlerinin sonuna kadar açık olduğunu, gizli aşikâr yardım ve destek gördüklerini daha önce ifade etmiştim. Destek görmeye de devam edeceklerdir. Çünkü batılın hakka karşı başka türlü başarı elde etmesi imkânsız. Tek çareleri bizim mahallemizden bize karşı kullanacakları grup veya örgütler devşirmek. Ama batıl kaybetmeye mahkûmdur.

Asıl konumuza gelecek olursak tüm bu yanlış akımlara ve sapkın fikirlere karşı asıl yapılması gereken, bunlara karşı nebevi bir metot ve sahih İslami bir hareketle cevap verilmesidir. Aksi halde bu kısır döngüler sürgit devam edecektir.

Birkaç gün öce Yusuf Kaplanın tasavvufla ilgili önemli bir makalesi vardı. Sefa Saygılı da onu teyid eder mahiyette, daha çok da oralardan alıntı yaparak bir yazı kaleme aldı. Bu kardeşlerimin birçok tespitlerine katılmakla beraber, katılmadığım yönler daha ağır basıyor.

Evet, tasavvufu enva-i çeşit bidat ve hurafelere boğulmuş tarikatlardan ayırmak gerekir. Ancak şu da unutulmamalı ki, bugün tasavvufu büyük oranda bu tarikatlar temsil etmektedirler. Siz sünnet düşmanları ve tekfirci muasır haricilere karşı bu tarikatları gündeme getirir, kurtuluş çaresi olarak sunarsanız, korkarım ki daha çok o tehlikeli akımların ekmeğini yağlamış olursunuz.

Dikkat ederseniz mezkûr çevreler, ehlisünnet anlayışına saldırırken, genelde hurafecilerin onlara bolca sundukları malzemeleri kullanıyorlar. Ne yazık ki bu malzemeler de mebzul miktarda mevcut. Sosyal medya bu hurafecilerin şirk kokan söz, yazı ve davranışlarıyla dolu…

Sonuç itibarıyla yanlışı yanlışla düzeltemeyiz. Tüm yanlışları doğru olan ehlisünnet anlayışıyla düzeltebiliriz. Tarikatların kendi yanlışlarını ehlisünnet etiketiyle perdelemeye çalışmaları, en az sünnet düşmanlarının kendi düşmanlık ve herzelerini “Bize Kur’an yeter” vb. sloganlarla örtmeye çalışmaları kadar çirkin ve yanlıştır. Şahsi kanaatim, Hasan el-Benna, Said Havva, Mevdudi vb. hem ilim ve irfan, hem de hareket ve dirayet sahibi davet önderlerinin ortaya koyduğu devrisaadet anlayışı üzere bir hareket metoduyla çalışmak. Tüm ümmeti kuşatacak nebevi şemsiye misali bir yapı oluşturmak veya var olanla beraber hareket etmektir. Sübhaneke… Bihamdike… Esteğfiruke…

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç