Muhammed Özkılınç – Eğitimci ve Yazar

Yaşanmış Peygamber Aşkı 2

01.12.2016

Bu gün Rebiulevvel ayının üçü. Dokuz gün sonra kâinatın efendisi, Resulullah (sav) dünyayı teşrif edecekler. Tamda insanların, birbirlerinin boyunlarını vurmak için bahane aradıkları cahiliyeye geri döndükleri bir zamanda… Evet, bugün insanlık eski cahiliye döneminden daha fazla Resulullah (sav) bi’setine muhtaç. Sadece onun ümmeti olan bizler değil, tüm insanlık…

               Şair Dursun Ali’nin de dediği gibi:

Ve bir gelişin vardı ya Resulullah, 
Bir inişin vardı yeryüzüne… 
Önünde Cebrail! 
Ardında yalın kılıç melekler! 
Bir inişin vardı yeryüzüne… 
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de 
Öksüzler annelerine sarıldı doya doya. 

Freelyshout

Bu gün neredeyse ümmetin tamamı yetim ve öksüz… Ümmet imamesi kopmuş teşbih misali saçılmış… Ya da çobansız sürü misali darmadağın… Bu dağınıklık, tefrika, bizzat birbirine kıyacak kadar düşmanlıklar, tam da düşmanın aradığı fırsat… İşte her yanda bu fırsatı tepe tepe kullanıyorlar…

Eski cahiliyede zalimler, ok, mızrak veya kılıçla birer birer öldürüyorlardı mazlumları. Çağdaş zalimler; bombalarla, füzelerle kimyasal silahlarla yüzer, biner öldürüyorlar. Yani bugünün zalimleri yüz kat bin kat daha vahşi… Bir de tüm bu katliam, sömürü ve talanlarını, ebedi özgürlük için yapıyoruz deyişleri var ya… Değme gitsin… İşte tüm bu dertler içinde biz sözü bir önceki yazımızda yarım kalan, yaşı küçük, kendisi büyük peygamber aşığı, Nebi Doğanay’a bırakalım.

Çarşamba günleri hep Uhud’a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye, o bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar oradan Uhud’da yatan 70 şehide selam verirdik. Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud da senin Ravzanın kokusu gibi gül kokardı. Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki.

İşte benim yedi senem ki en değerli en güzel yıllarım senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi seninle dopdolu geçti. Seni görmesem de seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir parçam orada kalmıştı.

Buraları bana gurbet oluverdi. Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman, büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım. Ta ki güneşin içimi ısıtana kadar…

Senin hasretinden içim üşüyor. Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.

Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki. Ne olur ben sana gelemesem bile sen beni hiç bırakma. Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Hani sana Medine’deyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, ara sıra da olsa evimizi şereflendiriver.

Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi. Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş. Diğer adım da Muhammed, yine senin gibi. Bu ismi de canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım. Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum.

Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medine’den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanı başımızdaymışsın gibi hissediyorum. Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.

Babam senin köyünde kalmıştı. Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı. Ben o terlikleri çok kıskandım. Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimizde ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim. İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.

Evet demiştim ya bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim hep yanımızdaydı. Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum. Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim. Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır. Bir gün sana gelişim geç bile olsa bana, Gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et. Ta ki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun. Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım olsun. (Nebi Doğanay)

Muhammed Özkılınç

YouTube
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

© Muhammed Özkılınç